Gece I

bir şeyler değişecek demiştin, değişti
yağmura, leylaklara ve nisana sarıldın
nisan’a, o zalim dediğin anılara
yanı başında marie, dik bir yamaç ve putlar vardı
finikeli gemicinin tükürdüğü deniz gece boyu çalkalandı
bir ağaç gölgesine çöktün sonra korkuna sarıldın
kahve içimi ağlayıp bitirdin yalnızlığını
kısık sesle kendine üç isim saydın
hepsi de kırışık bir mektup gibi hatırandalar
madam sosostris, belladonna ve mrs. equitone
düşçül kent köprülerinden geçerek woolnoth kilisesi’ne vardılar
dakikalar içinde gözden kayboldular şu şarkıyı söyleyerek:
sen! ey riyakâr okur, benzerim, kardeşim benim.
baudelaire o sıralar sinirli bir papazla tartışıyordu

Gece II

satrançta her taş bilmek ister
ne zaman yenileceğini kimin tarafından
kırılıp düşeceğini ne zaman
mermer boyunca toz ve zerre
karşılıklı aynalar boyunca zaman ve tekrar zaman
yağmurda yumuşayan fildişi mücevherler gibi
birer parıltıdır dökülür atlas döşeli kutulardan
çünkü satrançta her taş merak içindedir
şahı didikleyen lafazan birer bülbül
konuşurlar kendi aralarında şu acı hikayeyi:

albert terhis oluyor bir kolu ya var ya yok
albert terhis oluyor bir gözü ya var ya yok
sonunda varıyor tahtanın orta bir karesine
ya beyazda uzanıyor şimdi ya da bir siyahtan sesleniyor lil’e:
lil! zafer gülüşlü karım benim
yitirdim kemiklerimi görüyor musun
duman dediler duman benim
alev dediler alev benim
uzat ellerini

lil geldi ağzının içi savaş yeri
ağzının içi kaybedilmiş bir savaşın ikindisi
yokladı albert’in olmayan kolunu
olmayan kolu aldı karnına koydu
karnında düşük bir çocuk tepiciği
işte tam o anda ışıklar söndü yandı
BEYLER KAPATIYORUZ diye bir bağırtı yankılandı
bir bağırtı: LIL KAPATIYORUZ
ÇEK ARTIK FİLLERİNİ VE ATLARINI

Gece III

sen gökten bize gönderildin
gönderildin ki thames’in rengi birdenbire değişsin
usulca akıtsın sularını düşçül kent boyunca
boş şişeler mi demiştin, karton kutular ve izmaritler
ipek mendiller ki izi olarak yaz gecelerinin
akıtsın sularını türkün bitinceye dek
sen tiresias sen bize gökten gönderildin

bize ne yazık, biz dünyevi haz kaçkınları
pörsük sıçan pörsük dişi ve nemli karınlarımız
karın üstü thames’e dalıp çıkmaktayız
biz belki balıkçı, belki dok işçisi veya bankacı
pörsük memeli halimizle anlık arayışlardayız

sen tiresias sen ki sisinde Londra’nın
gök bilgisiyle uçtun kondun aramıza
biz belki russel belki vivienne belki terus
ne iyi ettin bak gök bilgisiyle geldin bizlere acıdın

Gece IV

deniz bize her şeyi anlatmıştır
yosunu yeşil çöreklenmelerle
suyu akıp gitmenin erinciyle

deniz bize bazı şeyleri anlatmıştır
finikeli phlebas’ın dili döndüğünce
ölüm gerçek ölüm gerçek hayat beyhude

deniz bizden bazı şeyleri saklamıştır
gençlik bir uzun yaz günü gibi bitmeyince
yaşlılık kısa ve dikenli bir dinlence

Gece V

çatırtı ve patlamalardan sonra
taşlık ülkenin ortasında uzunca bir bayrak direği
baştan aşağı kurum ve içten dışa kara
ku ku riku -bir horoz tünemiş ucuna
sallıyor önceki ölülerin kumaşını
biz ki yaşıyoruz -bir kırlangıç konmuş ucuna
sallıyor şimdiki ölülerin rüzgarında

sonra bir ses, bir türkü mü erguvan gökte
bayrağı gören kalkıyor uzandığı yerden
biraz tanrı, biraz insan ve pek çok iblis
doğruluyor silkeleyip tozlarını
himalayalardan bir ses sarsıyor omuzlarını

da!

ilk tanrılardı titreyen yürekleriyle konuşan: datta!
karşılıksız vereceğiz dediler o iş tamam
kırpışan gözleriyle selamladılar parajapati’yayı

sonra insanlar çıktı geldi zindanlarından
bir anahtar deliği kadar dar ve umutsuz oyuklardı
merhamet için buradayız dediler: dayadhvam!
kan damlamaz artık küflü anahtarımızdan

ve iblis, hani şu şarlatan ve akıl üfleyen testi
çatal sesiyle yaklaştı: biri damyata! mı dedi
tuzun üzerinde deniz
yelkenler nefes dolu ve kürekler ıslak
öperek parajapati’nin omuz başlarından
kontrol tamam her şey yerli yerinde: tam yol ileri!

Gündüz

kayalı ve ağaçlı dağların orada
güneşin battığı vadi aydınlık kaldı
bir vakte kadar uyumadım -kayanın ardında huzur
şu beş rüyayı anımsamaya çalıştım -ağacın ardında huzur
shantih shantih shantih
dağların ardında yan yana seğiriyorlardı

*T.S. Eliot’un Çorak Ülke şiiri üzerine bir çeşitleme. Çorak Ülke, Dört Kuartet ve Başka Şiirler, Adam Yayınları, Çev: Suphi Aytimur