Yağmur yağmıyordu,
Üzerimiz çamur,
Beyaz gömlekler,
Ve iskarpinler hepten lekeli…
Sesimiz güzel, sözlerimiz lekeli.
Yağmur yağmıyordu,
Şemsiyeler geniş açılı.
Caddelerde gözler birbirine temas etmeden yürümeli…
Çarpmadan, bakmadan,
Gülmeden…
Tüm suratlar kilitli.
Anahtarımı kaybettim…
Yağmursuz havalarda en iyi yine çay gider.
Ben çay içtim,
Seni ne kadar sevdiğimi anla dedim,
Telefon adama.
O ekrana bakıyordu…
Çay soğumuş,
Dilim yandı, dişim, dudaklarım yandı.
Kalktım…
Yağmur yağmıyordu,
Bedenler aynı evde, aynı yatakta, aynı şehirdeydi.
Eller dolaşıyordu tüm sokakları,
Her şeye dokunuyordu,
Kalplere dokunmuyordu.
Ve şehir üşüyordu.
Yağmur yağmıyordu.
Şehir toz…
Sandalyeler ikili koltuklar, masalar…
Yemek takımları,
Ve kapı kolları…
Yağmur yağmıyordu.
Sardunyam kurumuş nihayet,
Oysa severiz tüm çiçekleri,
Kedileri, köpekleri, kumruları.
Onlar da kurumuş, hepsi ürkek.
Cebimde kaldı ekmek kırıntıları.
Yağmur yağmıyordu,
Şehir kuraklıktan kırılıyordu.
Tısss, tısssss…
Bu musluğun sesi mi?
Şehrin çığlığı mı?
Tıssss….

Kaleminize yüreğinize sağlık.
Teşekkür ederim
Susadım okurken…👍👏
Teşekkür ederim.