• OĞUZ VE OZAN SAĞDIÇ, “SINIRLARIN ÖTESİNDE” TEMASIYLA BİR ARADAYDI

Güney Kore’nin Incheon Kültür ve Sanat Merkezi’nde 7–12 Kasım 2025 tarihleri arasında düzenlenen Incheon International Contemporary Photography Exhibition 2025 (İncheon Uluslararası Çağdaş Fotoğraf Sergisi), “Beyond Borders: A City Embracing the Space Between Land and Sea” (Sınırların Ötesinde: Kara ile Deniz Arasındaki Kenti Kucaklamak) temasıyla dünyanın dört bir yanından sanatçıları bir araya getirdi. Sergiye bu yıl Türkiye’den davet edilenler arasında yer alan Dr. R. Oğuz Sağdıç ve Ozan Sağdıç, farklı kuşakların fotoğraf anlayışını buluşturan nadir bir baba-oğul temsilini oluşturdu. Incheon Uluslararası Çağdaş Fotoğraf Sergisi, Türk fotoğrafının iki kuşağını aynı sahnede buluşturarak, Türkiye’nin görsel sanatlar alanındaki derinlikli ve çok katmanlı mirasını uluslararası izleyiciye tanıtıyor. Sağdıç ailesinin eserleri, “sınırların ötesinde” ifadesini yalnızca coğrafi değil, aynı zamanda zamansal ve duygusal bir boyuta taşıyor.

Kaynak: https://www.sanattanyansimalar.com/


  • GERÇEK İLE DÜŞ ARASINDA: “NOSTALJİ”

Romen edebiyatının en özgün kalemlerinden Mircea Cărtărescu’nun okurunu bilinçaltının, çocukluğun ve düşlerin karanlık dehlizlerine davet eden romanı Nostalji, Hüseyin Tüzün’ün çevirisiyle Holden Kitap’tan çıktı.

İlk kez 1993’te yayımlanan Nostalji, modern Doğu Avrupa edebiyatının en çarpıcı örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Hem bireysel hem de kolektif hafızanın derinliklerine inen kitapta Cărtărescu, sıradan insanların yaşamında ansızın beliren metafizik çatlaklar aracılığıyla zamanı, kimliği ve varoluşu sorguluyor. Romanın atmosferinde Bükreş’in sisli sokakları, rüya ile gerçek arasında gidip gelen sahneler ve çocukluk anılarının büyülü yankısı iç içe geçiyor. Nostalji, nostalji”yi yalnız geçmişe özlem olarak değil, varoluşun kendisine duyulan bir özlem olarak yeniden tanımlıyor.

Kaynak: https://www.artfulliving.com.tr/


  • ÇOCUKLARIN HAYALLERİ KISA FİLM YARIŞMASINDA

Bütün Çocuklar Bizim Derneği’nin 10. yılı kutlama etkinlikleri kapsamında BirGün yazarı Cüneyt Cebenoyan anısına çocuklara yönelik kısa film yarışması düzenleniyor. “Bütün Çocuklar Bizim Derneği Cüneyt Cebenoyan Çocuk ve Sinema Buluşmaları 2025 Kısa Film Yarışması”na 18-24 yaş arası gençler, belgesel veya kurmaca eserleriyle başvuru yapabilir.

Son katılım tarihi 31 Mart 2026 olan yarışmaya, günümüzde Türkiye’nin herhangi bir yerinde çocuk olmanın nasıl bir şey olduğunu ya da çocukların gözünden hayatı, onların hayallerini anlatan filmler katılabiliyor.

Bütün Çocuklar Bizim Derneği, Türkiye’nin dört bir köşesinden yaklaşık iki yüz bine yakın çocuğa ulaşarak onların yaşamını iyileştirmek adına pek çok proje gerçekleştirdi. Okul öncesi ve ilköğretim birinci kademedeki öğrencileri odağına alan derneğin üye ve gönüllüleri, dezavantajlı bölgelerdeki çocukların nitelikli yaşam ve eğitim koşullarına sahip olabilmelerini hedefliyor. 2019 yılında geçirdiği bir trafik kazasında hayatını kaybeden sinema eleştirmeni ve Bütün Çocuklar Bizim Derneği gönüllüsü Cüneyt Cebenoyan’ın kaybının ardından yapılan bağışlarla Cüneyt Cebenoyan Çocuk ve Sinema Platformu kuruldu. Sonrasında Bütün Çocuklar Bizim Derneği bünyesine dahil olan platform, nitelikli filmleri çocuklarla buluşturmayı sürdürüyor.

Kaynak: https://www.birgun.net/


  • YAZAR–EDİTÖR SOHBETLERİ’NDE KASIM’DA “ÖLÜM” TEMASI İNCELENECEK: DENİZ GEZGİN VE İSMAİL GEZGİN İLE “ÖLÜM” ÜZERİNE DÜŞÜNMEK

Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nin Atlas Publishing Lab iş birliğiyle düzenlediği Yazar–Editör Sohbetleri dizisi, Kasım ayında yazı ve düşünce dünyasında ölüm kavramını merkezine alan özel bir buluşmaya ev sahipliği yapıyor. Aynı mesele etrafında üretim yapan iki isim, yazar Deniz Gezgin ve arkeolog–yazar İsmail Gezgin, ölümü farklı açılardan ele aldıkları son çalışmalarını ve bu temanın edebiyat ile düşünce alanındaki izdüşümlerini konuşmak üzere bir araya geliyor.

Deniz Gezgin, ölümü konu alan yeni romanı üzerinde çalışırken; İsmail Gezgin ise yakın zamanda tamamladığı, ölüm, inanç ve cehennem kavramlarını irdeleyen son çalışmasını tartışmaya açıyor. İkili, aynı konuyu farklı disiplinlerden yola çıkarak düşünmenin, yazının ve araştırmanın yöntemlerine nasıl yansıdığını ele alacak.

Etkinlik 27 Kasım 2025 Saat: 19.00’da.

Pera Müzesi Oditoryumu’nda gerçekleşecek etkinlik ücretsizdir. Rezervasyon alınmamaktadır.

Kaynak: https://www.rotka.org/


  • ALMANYA’DAN EMSAL KARAR: OPENAI, ŞARKI SÖZLERİ İÇİN TELİF ÖDEYECEK

OpenAI, yapay zekâ modellerinde —ChatGPT dâhil— telifli şarkı sözlerini kullanmak için lisans ücreti ödemek zorunda kalacak. Almanya’da bir mahkeme, salı günü verdiği kararla bu konuda emsal niteliğinde bir hükme imza attı.

Davaya başkanlık eden yargıç Elke Schwager, Almanya’nın en büyük müzik hakları toplama kuruluşu olan GEMA’nın lehine karar verdi. GEMA, geçen yıl ABD merkezli OpenAI’ye, telif hakkıyla korunan şarkı sözlerini izinsiz kullandığı gerekçesiyle dava açmıştı.

Mahkeme, OpenAI’nin ödenmemiş telif ücretleri, yasal masraflar ve faiz dahil tüm zararları GEMA’ya tazmin etmesine hükmetti. Kararın onanması hâlinde OpenAI’nin yüz binlerce euro ödemesi gerekebilir.

OpenAI sözcüsü Euronews Next’e yaptığı açıklamada, karara katılmadıklarını ve ‘bir sonraki adımlarını değerlendirdiklerini’ belirtti: “Karar yalnızca sınırlı sayıda şarkı sözüyle ilgili olup, teknolojimizi her gün kullanan milyonlarca kişi, işletme ve geliştiriciyi etkilememektedir. “Yaratıcıların ve içerik sahiplerinin haklarına saygı duyuyoruz; dünyanın dört bir yanındaki kurumlarla bu teknolojinin sunduğu fırsatlardan birlikte faydalanabilmek için verimli görüşmeler yürütüyoruz.”

OpenAI’nin karara itiraz etme hakkı bulunuyor.

Dava, GEMA tarafından temsil edilen dokuz tanınmış Alman söz yazarının —aralarında Kristina Bach ve Rolf Zuckowski de bulunuyor— şarkı sözleriyle ilgiliydi.

Kaynak: https://tr.euronews.com/


  • YAPI KREDİ BOMONTİADA’DA YENİ SERGİ: “ADLANDIRILAMAYAN”

Yapı Kredi bomontiada, imgenin belirsizliğine ve tanımsızlığına odaklanan 10 sanatçının yer aldığı “Adlandırılamayan” başlıklı sergiyi 21- 30 Kasım tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.

Sergi, imgelerin “Adlandırılamayan” yanlarına ilgi duyan ve silinip geçmekte olan zamana maruz kalarak bu zamanın izlerini zihinde yeniden oluşturan Ahu Akgün, Dilara Göl, Dilara Pak, Ece Erbil, Ilgaz Gürün, Onur Kılıç, Özge Akdeniz, Reyhan Mente, Yusuf Günler ve Yusuf Murat Şen’in işlerini merkezine alıyor. Sergide yer alan eserlerinin yüzeyindeki imgeleri kazıyarak görünür hâle getiren sanatçılar, ortaya çıkan işleri bir anın geçici tanıklığı ya da o ana dair bir tasayı temsil edecek şekilde ele alırken izleyiciyi de imgelerin zamanla olan ilişkisini ve belirsizliğin estetik potansiyelini keşfetmeye yönlendiriyor.

Üretim sürecine uzaktan da olsa dahil olunabilecek bir alan yaratarak, sanatçıların süreç boyunca üretimlerini paylaşmalarına imkân tanıyan kolektif bir düşünme ve üretme alanı oluşturmayı hedefleyen Project À, tek seferlik bir etkinlikten ziyade sürekliliği olan, farklı temalarla yeni işler ve alt projeler üreten bir yapıya dönüşme hedefiyle yola çıkıyor.

“Adlandırılamayan” sergisi 21-30 Kasım tarihleri arasında 11.00-20.00 saatlerinde Yapı Kredi bomontiada GALERİ’de ziyaret edebilir.


  • ‘TİYATRO HAZİNEMİZDEN’ ARŞİV SERGİSİ 27 KASIM 2025 – 31 OCAK 2026 TARİHLERİ ARASINDA DEPO’DA

Türkiye Tiyatro Vakfı (TTV), tiyatro tarihimizin izlerini süren özel bir sergiyle izleyicileri buluşturuyor. TTV öncülüğünde Sivil Toplum için Destek Vakfı ve Türkiye Mozaik Foundation katkılarıyla hayata geçirilen arşiv sergisi Tiyatro Hazinemizden 27 Kasım 2025 – 31 Ocak 2026 tarihleri arasında Depo’da ziyaret edilebilecek. Küratörlüğünü vakfın kurucu başkanı Esen Çamurdan’ın, yardımcı küratörlüğünü Aylin Erkan ve Ceren Uyan’ın, tasarımını Sera Dink’in üstlendiği sergi, tiyatronun sadece sahnede değil; anılarda, belgelerde ve geçmişten bugüne taşınan anlatılarda da yaşayabileceğini gösteriyor.

Türkiye Tiyatro Vakfı’nın arşivinden özenle seçilen eserler; sicil defterlerinden kişisel notlara, maaş bordrolarından kurum içi yazışmalara, mektuplardan fotoğraflara, kitaplardan dergilere, sahne tasarımlarından afişlere ve karikatürlere, oyun metinlerinden çalışma notlarına kadar uzanan zengin bir çeşitlilik sunuyor. Aralarında Genco Erkal, Ergun Köknar, Behzat Butak, Ümit Denizer gibi tiyatrocuların; Genç Oyuncular, AÇOK gibi toplulukların ve dönemlerine damga vurmuş oyunların çeşitli belgeleriyle birlikte yer aldığı sergide ziyaretçileri nice öykü, sürpriz belge ve görsel bekliyor. Ayrıca Türkiye’nin tiyatro belleğini boyutlandıran görüşmelerden oluşan Sözlü Tarih ve TTV’nin özel bir uygulaması olan Konuşan Fotoğraflar bölümleri görsel-işitsel öğelerle yaşayan bir arşiv deneyimi sunuyor.

Sergiye, tarihleri yakında duyurulacak ve tiyatro belleğimize farklı pencereler açacak beş söyleşi eşlik edecek: Uzun yıllar Genco Erkal ile aynı sahneyi paylaşmış sanatçıların deneyimlerini aktaracakları Genco ile Oynamak Bir Ayrıcalıktır; koleksiyoncuların tiyatronun kalıcılığını tartışacağı Tiyatroyu Biriktirmek; artık TTV’nin sloganına dönüşmüş olan Bize Bir Tiyatro Müzesi Gerek; Saitali Köknar’ın annesi Suna Pekuysal ve babası Ergun Köknar’la paylaştıklarını anlatacağı İnsanın Annesi Suna Pekuysal, Babası Ergun Köknar Olunca… ve tiyatronun olmazsa olmazı turnelerden anılarla sergiyi taçlandıracak Bir Gün Biz Turnedeyken…

Kaynak: https://www.turkiyetiyatrovakfi.org/