- PAZARTESİ14’ÜN 7. YAŞINI YAZARLARIMIZ VE DOSTLARIMIZLA KUTLADIK

Dijital edebiyat dergimiz Pazartesi14, yedinci yılını ve yeni yılı 12 Aralık 2025 Cuma günü Acıbadem–Kadıköy’de düzenlenen bir kokteylle karşıladı. Yıl boyunca dergi için üretilen metinlerin, görsel çalışmaların ve paylaşılan emeğin ardından gerçekleşen bu buluşma, Pazartesi14 çevresinde oluşan kolektif bellekte özel bir yer edindi.
Yedi yılı geride bırakan Pazartesi14, her geçen yıl yeni yazar ve şairlerle büyüyen, nitelikli edebiyat üretimini önceleyen yayın çizgisini bu buluşmada bir kez daha paylaştı. Etkinlikte derginin yazarları, edebiyat dünyasından konuklar ve NEYYA bünyesinde yürütülen atölyelerin katılımcıları, bir arada olmanın ve yeni yıla umutla girmenin sevincini yaşadı.
Uzun saatler süren buluşma, sohbetin ve edebiyat üzerine paylaşımların öne çıktığı, neşeli bir atmosferde gerçekleşti. Etkinlik, Pazartesi14’ün üretim ve dayanışma anlayışını güçlendiren bir akşam olarak kayda geçti. Katılan tüm yazar ve dostlarımıza teşekkür ederiz.
- KADIN+ EDEBİYATÇILAR: YAYIN DÜNYASINDA CİNSEL TACİZLE MÜCADELE İÇİN SOMUT ADIM ŞART

Fotoğraf: Evrim Kepenek/bianet
İstanbul’un Beyoğlu’nda Frankeştayn Kitabevi’nde “bir araya gelen Kadın+ Edebiyatçılar, yayıncılık sektöründe cinsel taciz ve şiddetin önlenmesi için somut adımlar atılması çağrısı yaptı. Açıklamayı, edebiyatçılar Ayşegül Devecioğlu, Başak Sayan, Simla Sunay, Irmak Zileli ve Cemran Öder okudu.
Kadın+ Edebiyatçılar, “Kadın+ Edebiyatçılar: Bir Yere Gitmiyor, Israr Ediyoruz! Yayın Sektörünün Tüm Bileşenlerini Cinsel Taciz Ve Şiddeti Önlemek İçin Adım Atmaya Çağırıyoruz” başlıklı açıklamada, yayıncılık alanındaki örgütler, dernekler, sendikalar ve yayınevleri; cinsel taciz, şiddet ve ayrımcılığa karşı bağlayıcı politika belgeleri hazırlamaya, şikâyet mekanizmaları kurmaya ve bütçe ayırmaya davet etti. Kadın+ Edebiyatçılar, açıklamalarında, yayıncılık alanında toplumsal cinsiyet temelli şiddete karşı mücadelenin “acil” olduğunun altını çizdi.
Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) çalışma yaşamında “Şiddet ve Tacizin Önlenmesi Sözleşmesi”nin yol gösterici olduğuna dikkat çeken grup, cinsel tacizin çalışma alanlarında bir “iş güvenliği” sorunu olarak ele alınması gerektiğini vurguladı.
Kadın+ Edebiyatçılar, yayıncılık kurumlarının taciz ve cinsel saldırı şikâyetlerini etkin, şeffaf ve ilkeler çerçevesinde ele alacak birimler oluşturmadıklarını, Türkiye Yayıncılar Birliği’nin “Profesyonel Davranış İlkeleri”nin ise mevcut haliyle anlamlı ama yetersiz kaldığını vurguladı.
Ayrıntılı Haber İçin; https://bianet.org/haber/kadin-edebiyatcilar-yayin-dunyasinda-cinsel-tacizle-mucadele-icin-somut-adim-sart-313977
Kaynak: https://bianet.org/ (Evrim Kepenek haberi)
- KREK VR’IN İLK GÖSTERİSİ “35 MAYIS” ARALIK AYINDA PARİBU ART’TA

Berkun Oya’nın yazıp yönettiği, Asiye Dinçsoy, Berkun Oya, Cihat Süvarioğlu, Çağlar Çorumlu, Erdem Şenocak, Fatih Artman, Gönül Gezer, Nebi Tolga Yılmaz’ın rol aldığı KREK VR’ın ilk gösterisi 35 Mayıs, Paribu Art iş birliğiyle aralık ayında başlıyor.
KREK VR izleyici deneyimini dönüştürmeyi hedefleyen yenilikçi bir projeye imza atıyor. 180 derece izleme deneyimi sunan KREK VR’ın ilk gösterisi 35 Mayıs, sanal gerçeklik (VR) gözlükleriyle izlenecek.
35 Mayıs, izleyiciyi yalnızca bir seyirci olmaktan çıkararak hikâyenin bir parçası hâline getiriyor ve karakterlerin dünyasına doğrudan dahil ediyor. KREK’in dijital anlatı biçimlerine yönelik keşiflerinin bir sonucu olarak tasarlanan bu gösteri, izleyici ile kurulan ilişkiyi de yeniden tanımlıyor. Paribu Art’ın iş birliğinde sezon boyu gösterilmeye devam edecek 35 Mayıs, 8 kişilik gruplar hâlinde izlenebilen seanslarla haftanın 6 günü müzik, dans ve sahne gösterilerinin yer aldığı zengin programıyla İstanbul’un en yeni ve en yenilikçi çok sesli sahnesi Paribu Art’ta seyirciyle buluşacak.
Kaynak: https://www.artfulliving.com.tr/
- İBB SANAT KOLEKSİYONLARI İLK KEZ HALKLA BULUŞTU: 187 SANATÇININ 627 ESERİ FESHANE’DE

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) bugüne kadar farklı kurumlarda korunan sanat koleksiyonları, ilk kez kapsamlı bir sergiyle halkın erişimine açıldı. Artİstanbul Feshane’de açılan “Kolektifin Belleği: İBB Koleksiyonları” sergisi, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan yaklaşık yüz yıllık bir sanat birikimini bir araya getiriyor.
Serginin kurumsal arka planı, 1925’te Şişli’de Atatürk Evi’nde bir İnkılap Müzesi kurulması girişimine kadar uzanıyor. Zaman içinde farklı mekânlarda şekillenen bu birikim, bugün İBB Sanat Koleksiyonları adıyla kamusal bir arşiv niteliği taşıyor. Sergi, İstanbul’un sanatsal ve kültürel modernleşme sürecini bütünlüklü bir perspektifle izleyiciye sunmayı amaçlıyor.
Koleksiyonda Giovanni Bellini’den Tevfik Fikret’e, Abdülmecid Efendi’den Bedri Rahmi Eyüboğlu’na uzanan geniş bir sanatçı yelpazesi yer alıyor. Yakın dönem eserler ise kentin güncel dönüşümüne, sosyomekânsal eşitsizliklere, hafıza mekânlarının kaybına ve ekolojik sorunlara odaklanan çağdaş üretimlerden oluşuyor.
“Kolektifin Belleği: İBB Koleksiyonları” sergisi, 13 Aralık 2025 – 13 Aralık 2026 tarihleri arasında, pazartesi hariç her gün 10.00–20.00 saatleri arasında Artİstanbul Feshane’de ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek.
Kaynak: https://www.evrensel.net/ (Şeyma Akcan Haberi)
- APPLE TV, VİNCE GİLLİGAN İMZALI PLURİBUS’UN PLATFORM TARİHİNİN EN ÇOK İZLENEN DİZİSİ OLDUĞUNU AÇIKLADI.

Apple TV tarafından yapılan açıklamaya göre Breaking Bad’in yaratıcısı Vince Gilligan tarafından geliştirilen Pluribus, platformun bugüne kadar en yüksek izlenme oranına ulaşan dizisi oldu.
Küresel açılış rekorunun ardından toplam izlenmede de platform tarihine geçen dizi, New Mexico’nun Albuquerque kentinde yaşayan, huysuz bir fantastik romantizm yazarı olan Carol Sturka’nın hikâyesini merkezine alıyor. Karaktere Better Call Saul dizisindeki Kim Wexler karakteriyle hafızalarda yer edinen Rhea Seehorn hayat veriyor. Hikâyede, dünya dışı bir virüsün insanlığın büyük bölümünü huzurlu, uyumlu ve ortak bir bilinçle hareket eden bir kolektife dönüştürmesinin ardından, bu etkiden bağışık kalan yalnızca 13 kişi bulunuyor. Bu yeni düzende çoğunluk, bağışıklığa sahip bireylerin isteklerini gönüllü biçimde yerine getiren bir yapı sergiliyor.
Dizi, doğrudan yapay zekâ üzerine bir yorum olarak tasarlanmamış olsa da, izleyiciler ve eleştirmenler tarafından memnun etmeye odaklı bu “kolektif bilinç” yapısının, yapay zekâ tartışmalarıyla paralellikler taşıdığı yönünde değerlendirmeler yapılıyor.
Kaynak: https://kayiprihtim.com/
- YENİ E’NİN 89. SAYISI “KÜLTÜR SANAT ALANINDA ÖRGÜTLENME DENEYİMLERİ” DOSYASIYLA ÇIKTI

Bültenden:
Kültür, sanat, edebiyat dergisi Yeni e’nin 89. sayısı yayımlandı. Aralık-Ocak ayları boyunca raflarda olacak dergi, bu sayısında kültür sanat emekçilerinin örgütlenme deneyimlerini merceğine alıyor.
“Kültür Sanat Alanında Örgütlenme Deneyimleri” başlıklı özel dosyada, aydın ve sanatçıların örgütsüz olması gerektiğine ilişkin toplumdaki yaygın kanı geçmişteki deneyimler odağında farklı yönleriyle tartışılıyor. Dosyadaki yazılar, kültür sanat alanındaki emekçilerin özlük haklarından telif meselelerine, çalışma ve yaşam koşullarından toplumsal muhalefetteki özgün konumlarına dair birçok meseleyi örgütlenme deneyimleri üzerinden tartışmaya açıyor. Geçmiş yıllardan bugüne çeşitli örgütlenme pratiklerine yeniden bakarken bugün aydın ve sanatçıların çalışma ve yaşam koşullarını ve örgütlenme ihtiyacını da sorguluyor.
Okurlar dergiye kitabevlerinden ve ginkokitap.com adresinden ulaşabilir.
Kaynak: https://www.edebiyathaber.net/
- ERCAN KESAL, SİNEMADA ANLAM ARAYIŞI’NDA KENDİ DENEYİM VE ÜRETİMİNİN ELEŞTİREL BİR OKUMASINI YAPARAK CEVAP ARIYOR

“Bu çalışmada, otoetnografi ve sinemanın, anlamın inşasında birbirini tamamlayan araçlar olduğunu ve bu araçların toplumsal yapıları ve bireysel deneyimleri birleştirerek güçlü bir anlatı oluşturduğunu, içinde senarist, oyuncu ve yönetmen olarak yer aldığım filmler üzerinden ortaya koymaya çalıştım.”
İnsan, hayatı, dünyayı ve kendini nasıl anlamlandırır? Anlamı nasıl inşa eder? Sinema, bu anlam inşasında nasıl bir rol oynayabilir? İnsanın kendi hayat deneyimleri ile sinema yaratımı arasında nasıl bir etkileşim olabilir? Ercan Kesal, Sinemada Anlam Arayışı’nda otoetnografik yöntemle, yani kendi deneyim ve üretiminin eleştirel bir okumasını yaparak, bu sorulara cevap arıyor. Bir yandan sosyal teoriden, diğer yandan üç büyük yönetmenden, Ingmar Bergman, Andrey Tarkovski ve Krzysztof Kieślowski’den ilham alarak yapıyor bunu. “Bir Zamanlar Anadolu’da” filmini kendi taşra hekimliği deneyimi ile “Nasipse Adayız” filmini de kendi “gerçek” belediye başkanı aday adaylığı deneyimiyle etkileşimleri içinde değerlendirirken, hakikat ile kurmaca arasındaki ilişkiye ışık tutuyor.
Kaynak: https://rotka.org/
