Budapeşte – Macaristan;

Macaristan Parlamento Binası  

Paloma Artspace – Tarihi bina yerel tasarımcıların ürünlerine ev sahipliği yapmakta.

Parisi Udvar – Bugün otel olan yapı, Budapeşte’nin gizli mimari cevherlerinden.

Dev dönmedolap Budapest Eye ve Danubius Çeşmesi – Erzsébet Meydanı

Fransisken Kilisesi

Budapeşte Merkez Hali – Tarihi pazar yeri

Balna – Cam detaylarıyla dikkat çeken çok amaçlı bir kompleks 

Gül Baba Türbesi – Budapeşte’de Osmanlı Dönemi’nden kalan nadir yapılardan biri

Tarihi Füniküler – Dünyanın en eski 2. füniküleri (UNESCO)

Anonymus Heykeli (Heykelin elindeki kalemi tutan kişilerin başarıya ulaşacağına inanılıyor.)

Széchenyi Termal Hamamı

Müzik Evi (House of Music) – Müziğe adanmış bir müze

Etnografya Müzesi (Müzenin bir kaykay pistini andıran çatı bahçesi)

1956 Macar Devrim Anıtı sütunları

1956 Macar Devrim Anıtı

Etnografya Müzesi Binası

Gellért Hill Cave (Sziklatemplom – Mağara Kilisesi)

Küçük Prenses heykeli (Kiskiralylany Szobor)

Özgürlük Köprüsü (Liberty Bridge)

Kutsal Üçleme Meydanı – Matthias Kilisesi,  Holy Trinity Heykeli

Macaristan Parlamento Binası (Dünyanın en büyük üçüncü parlamento binası)

Szent (Aziz) Istvan Kiraly  Heykeli ve  Özgürlük Köprüsü

“Szimpla Kert” – Şehre özgü ruin barların atası

“Szimpla Kert” – 360 Derece Panoramik Fotoğraf

 Twentysix Budapest – sera misali bitkilerle donatılmış popüler bir mekân

Street Food Karavan Budapest – Popüler sokak lezzetleri


Macar Toprağı

Merhaba Macar toprağı,
sen bu yaz vakitleri
fırından yeni çıkmış ekmek gibisin
kabarık,
yaldızlı, esmer
ve ekmek gibi sırlarınla dolu
ekmek gibi mübareksin.

Merhaba Macar toprağı,
altındaki tohumlara
köklere, temellere, madenlere,
altındaki kemiklere merhaba.

Merhaba Macar toprağı,
üstündeki gündüzlere, gecelere,
üstündeki yapraklara
sevdalara, türkülere,
pencerelere
kanatlara, ellere, ayaklara merhaba.

Merhaba Macar toprağı,
esir toprağımdan selam getirdim sana.
Senin de geçmiş başından,
bilirsin
esirliğin ne demek olduğunu.
İnsanın toprağına nasıl çirkin görünüp
insana toprağın nasıl dar geldiğini.
Sözün ağızda,
bakışın gözde donup kaldığını.
Ve emeğimizin
çürük bir yemiş gibi acı olduğunu avucumuzda.
Toprak da insan gibi,
türküler gibi tıpkı,
hürriyette bir kat daha güzelleşiyor.
Güzelleşmişsin bir kat daha Macar toprağı.

İnsanına, nimetine,
hayaline, hürriyetine,
şairine, şarabına doyum olmuyor.

Hoşça kal
layık olmadığım kadar ağırladın beni.

Hoşça kal,
götürüp koydum Gelert Tepesi’ne
senin kır çiçeklerini Macar toprağı
kendi halkım adına.

Hoşça kal,
başaklarına tane,
hayvanlarına besi,
çeliğine kuvvet,
insanlarına bahtiyarlık dilerim.

Hoşça kal.
Belki yine gelirim.
Belki ömür vefa etmez.
Ama bilirim, gün olacak, bilirim,
senden bize, bizden sana misafir gidilip gelinecek,
bir bahçeden bir bahçeye geçer gibi.

Nâzım Hikmet Ran – 1954