Allah’tan önce
Çökeleğe, yeşil soğana ve zahtere
İman eden insanlardı.
Geceleri avuçlarını kınayla boyarlardı
Ve sönmüş ateşin başında
Erkeklerin buyurgan bilekleri
Ve kadınların oynak bellerinin
İki kat büyüyen gölgesiyle
Dillerinin altına sakladıkları
Islak zeytin çekirdeklerini
Toprağın altında kuruturlardı.

“Ham incire andolsun
Ve kurtlanan elmaya
Hurmanın dişisine
Ve midye kabuğunun içindeki
Bir çimdik ete andolsun”

Allah’tan önce
Tandıra, katıksız ekmeğe ve buğday aşına
İman eden insanlardı
Kışın patates közler, yazın kahve yakarlardı
Ve yine kışın üşümemek için sevişir
Yazın sıcağında doğururlardı
Ve hayvanlarını güden sığırtmaçlar gibi
Çocuk ve kadınlarla değnek usulü konuşurlardı.
Sığırlarının kuyruklarının altından kene
Çocuklarının saçlarının dibinden bit ayıklarlardı.

“Dut yaprağı sarmasına andolsun
Ve kesik uyaklı türkülere
Kireç sıvalı duvarlara
Ve dibi kararmış
Pekmez kazanlarına andolsun”

Allah’tan önce
Dedelerine, babalarına ve amcalarına
İman eden insanlardı
Telli duvaklı düğünler için
Dizlerinin ve dirsek yerlerinin
Rengi solmuş bir takımı
Sandıklarında saklarlardı
Anlamını bilmedikleri dualarla
Postu kurtarır
Ve perdeleri çekip içmek için
Boğma rakı yaparlardı.

“Süpürge otuna andolsun
Ve sedir ağacına
Kenevir tohumuna
Ve güve yeniği elbiselere andolsun”

Allah’tan önce
Jandarmaya, devlete ve devlet dairelerine
İman eden insanlardı
Ve yeri geldiğinde askere çağrılmaktan korkar
Yeri geldiğinde muhtar olmak için
Kardeşlerini vururlardı.
Ve geceleri komşunun tavuğuna
İmrenerek uyurlar
Ve sabah komşunun sofrasına otururlardı.

Şimdi Allah’tan ve devletten başka
Hiçbir şeye inanmayarak
İnanmayarak sıcak süte
İnanmayarak kaymağa ve gül reçeline
Ve inanmayarak kuş üzümlerine
Karanlığa bağdaş kurmuş otururlar
Kınası akmış avuçlarında
İktidar hazzının teri ve dillerinde yemin

Andolsun, andolsun ki söyleyin
Ebu Leheb’in avuçları nasıl olsun da kurusun?

Mert Tutucu