Sen turuncu bir portakal ağacı mıydın unuttum
Bu karlı şehri bozup bozup senin için yaptım
Tanrı duymasın.
Meksikalı bir gerillanın eğilmiş başını
Senin için doğrulttum.
Şimdi Meksika’da fasulye mevsimidir
Ve Meksika ormanlarında Zapatistalar
Kar maskeleriyle Con Carne yemektedir
Ve belki de kardeşleri bu kış
Nefeslerinde kar ve ellerinde berfîn kokusu
Kürt dağlarından evlerine döneceklerdir.

Sen buz mavisi bir göl kenarı mıydın unuttum
Ellerinde Kolombiya’nın militan renklerinde eldiven
Yani limoni sarı,
Yani okyanus dibi mavisi
Yani And böğürtleni kırmızısı
Nasıl çilek toplamaya alışık ellerinin
Bir kar topunu ısıtıp erittiğini bilirim.

Şimdi ellerini düşündükçe
Düşündükçe bizim Karadeniz ormanları gibi yeşil
Meksika yağmur ormanlarını
Ve bizim Ararat’a benzeyen Kolombiya’nın And Dağlarını
Düşündükçe kafilelerle dönen Kürt çocuklarını bizim
Bir nehri halatlı, tahta bir köprünün üstünde geçer gibi
Yalpalıyor kalbim.

Sen tez canlı bir kış güneşi miydin unuttum
Ama her öksürdüğümde ciğerlerim
Düşmesin diye bir et parçası gibi
Ağzımdan ellerine
Unutmadım sigaralarımı sayışını
Gizliden gizliye.

Oysa ben gelecek kışa hazırlanıyorum
Ortak olmak için barışın türküsüne
Atları izleyen genç kızların saç örgüsüne
Ve yeni yetme oğlanların nabız gibi atan hür sesine
Ortak olmak için hazırlanıyorum.
Sesimi bileyerek, döverek soğuk demirde
Yazın tembelliğini üzerimden atıyorum.
Kabuk değiştiriyorum sevgilim
Turuncu bir ağaçtan koparılıp soyulan bir portakal gibi
Kış güneşinde buzunu eriten bir göl gibi
Sıyrılıp geliyorum.

Gelecek kış bizlerin,
Sen, ellerin, bir parça da nikotin.

Mert Tutucu