“Ferhat, yine midyeleri yakmışsın. Müşteriden şikâyet geldi.”
“Yine mi? Ama benim özel tarifim o. Dur, gidip anlatayım.”
“Saçmalama Ferhat. Hiç yanmış yemeğin savunması yapılır mı? Düzelteyim derken her şeyi daha çok batıracaksın. Dur bak bir daha göstereceğim sana. Bunu da ben yapacağım. Sonrası sende… Sen yapmış gibi götürürsün, hem özür dilersin.”
Ferhat, içindeki cevheri bir türlü baş şefe gösteremiyordu. Kendisinin bir gurme olduğuna kimseyi inandıramıyordu. O gün şefinin dediği gibi müşteriden özür diledi. Fakat o kadar öfkeliydi ki, yaptığı midyeleri bilerek yaktığını bir türlü anlatamıyordu. Aslında midyeler yanık değildi; sadece karamelize olmuşlardı. Bu onun özel tarifiydi. Bir tatsalar, lezzetine doyamayacaklardı. Ama işte… Baş şef ne derse o!
Bir gün lokantaya ünlü gastronomi influencerı Damla Şentürk geldi, elinde kamerasıyla önce etrafı çekti, sonra bir masaya oturup sipariş verdi. Ferhat bu fırsatı kaçıramazdı. Ne yapıp ne edip midyelerini ona tattırmalıydı. Üstelik baş şef o gün yoktu. Kendini göstermek için bundan daha iyi bir an olamazdı.
Önce infulencerın siparişi masaya gitti. Ardından Ferhat, baş şefin tabiriyle “yanık” midyelerini özenle hazırladı. Servisi yapmak için masaya yaklaştı.
“Bu da bizim ikramımız,” dedi. Eğilerek ve fısıltıyla ekledi:
“Hiçbir yerde bulamayacağınız, bir o kadar yanık ama bir o kadar da lezzetli midyeler… Tatmadan gitmenizi istemedim.”
Influencer bir an şaşırdı. Ne olduğunu tam anlayamamıştı. Üstelik kamera kayıttaydı. Gülümseyerek, “Bir deneyelim bakalım,” dedi.
Midyeler yanık gibi görünüyordu ama Ferhat’ın o nazik sunumunu geri çeviremedi. Tadına baktığı anda gözleri fal taşı gibi açıldı. O kadar beğenmişti ki, ağzındaki lokmayı yutmak istemeyen bir hali vardı.
“Mmm… Mmm…” diyerek bir yandan yiyor, bir yandan “Muazzam! Muhteşem bir aroma,” diye mırıldanıyordu.
Ferhat heyecanla yorumunu bekliyordu. “Nasıl buldunuz?” diye sormak istedi ama daha ağzını açamadan influencer ayağa kalktı.
“İşte aradığım lezzet bu,” dedi. “Böyle küçük bir esnaf lokantasında bu kadar muazzam bir tat bulacağımı hiç sanmıyordum. Açıkçası buraya önyargılı geldim. Arkadaşımın ısrarıyla geldim ama… Şefim, sizi tebrik ederim. Muazzam bir karamelize midye yedim. Ben böyle bir tat görmedim. Bunu mutlaka tanıtmam gerekiyor. Pardon, şefim… Adınız neydi?”
Ferhat mutluluktan neredeyse havaya uçacaktı.
“İşte,” diyordu içinden, “beni anlayabilen biri çıktı sonunda.”
“Şefim, adınız?” diye tekrar etti influencer.
Ferhat kekeleyerek,
“Fer… hat,” diyebildi.
Dili tutulmuştu adeta.
Influencer, Ferhat’ın heyecanını anlayarak gülümsedi.
“Sayın Ferhat Şef, bundan sonra bu yakaya her geldiğimde sizin meşhur yanık midyelerinizi tadacağım. Ama şimdi müsaadenizle midyelerimi bitirmek istiyorum.”
Ferhat hafifçe başını eğerek teşekkür etti ve mutfağa döndü.
Bir süre sonra influencer elinde kamerasıyla mutfağa girdi.
“Sevgili takipçilerim, sizi yeni bir lezzetle ve bu lezzetin mimarı Ferhat Şef’le tanıştırmak istiyorum. Şefim, bu lezzetin sırrı nedir? Şimdi söylemeyeceksiniz tabii, ‘şef sırrı’ diyeceksiniz ama bari bize küçük bir ipucu verin.”
O günden sonra bu canlı yayın izlenme rekorları kırdı. Bununla da kalmadı; Ferhat’ın meşhur yanık midyeleri artık o küçük esnaf lokantasının menüsünde “ŞEFİN SPESİYALİ” başlığı altında,
“Şefin Karamelize Midyeleri” olarak yerini aldı.
FUNDA KORKMAN

👏🏻🍀
Çok öz ve güzel bir öykü👍👏
Çok eğlenceli bir öykü olmuş, keyifle okudum. Kaleminize sağlık Funda hanım. ❤️
Hikâye hem güldürdü hem de ‘yanık mı, vizyon mu?’ sorusunu düşündürdü.” Çok beyendim
Ne kadar bastırılsak da Hayallerimizden asla vazgeçmemeli ve kendimize daima güvenmeliyiz. Aktarılan mesaj süper. Tebrikler. Kaleminize sağlık.
Yine çok keyifli bir yazıydı sonuna kadar merakla okudum.
Bu küçücük öykü; iyi bir sanat eseri veya işin ancak bilindik ezberler dışına çıkan emek ve çabalar sonucu değer kazanacağının kanıtı… 👏👏
Çok güzel bir öykü, yenilerini merakla bekliyoruz. Sevgiler
Teşekkür ederim 🙏
Çok keyifli bir öykü. Kaleminize sağlık 👏 Okurken neredeymiş bu lokanta diye sorasım geldi 😊
Çok sevdim ,çok güzel bir öykü olmuş.
Daha niceleri olsun bekliyoruz….
Çok güzel bir öykü kalemine sağlık…