Biraz serin hava, berrak ufuklar, elleri kavuşturan kuzeyli rüzgar. Karşımda zirve, iki bin metre.

Her yükseltinin evine konuk oluyorum, hepsi de çok misafirperver. Saçlarım rüzgara teslim bense sivri gri kayaların mihmandarlığına.

Kendim dışında birçok iz dört bir yana gitmiş, dağ bitkilerinin tepeleri yenmiş.

Biraz soluklanmak için duruyorum, doğa sessiz.

Varlığıma şaşıran ispinozlar ortalarına beni alarak durumu değerlendiriyorlar, onların endişesi benimse büyük bir tebessüm halim.

Uç noktayı daha net seçiyorum, az kaldı yolum.

Zirveden panoramik bir bakış ve gurur, dönerken başka bir yol, kaybolurum…

Mert Köroğlu