Bu kör karanlığın içine
Ve o paslı çığlığa
Bir rüzgâr esiyor
Suskunluğun küf avlularına
Suçluyuz kim öldürüyorsa
Kuyuların geceye fısıldayan
Ve mezar taşına bir karanfil
Gittim oradaydı
Yurtsuzluğun o sürgüne ölümü
Ve çocukların kuş yüreği
Sesi titrek telaşıyla parçalanmış
Onu bir ekin tarlasında
Ve bir bıçak gibi kemiğe
Kendini boğazlıyor yaraya tuz
Eski bir çan kulesinin hüznüdür
Masumiyetin temize çıkarmaya
Dağılan o zamana resetlenen tarihi
Ve kırık aynalara kışa hazırlanıyor
Ten beyazına nar lekesi
Vadide uyuyanlar için
Kum saatini ayarlıyorum
Buğul bir sis lambasının ışığında
Ve sessizliğe yas tutan ağaçlara
Şiirin yurdunda ben o ateşle
Gömdüm toprağa bir ceset gibi
Utanç fotoğraflarımı
Yunus Karakoyun

Güzel👍👏