KARANLIK ZAMANLARDA RESİM YAPMAK: 13 SANATÇI “ÇÜNKÜ” İLE İZLEYİCİYLE BULUŞACAK

“Zaaf” sergisinin ardından, bağımsız bir inisiyatifle kurgulanan sergi serisinin ikinci halkası olan “Çünkü” 13 sanatçının katılımıyla izleyiciyle buluşacak. Sergi, 2 Mayıs itibariyle haftanın her günü Aynalıgeçit Galeri’de ziyaret edilebilecek.
Tanıtım bülteninden;
Bertolt Brecht’in ‘Karanlık zamanlarda şarkı da söylenecek mi?’ Evet, karanlık zamanları anlatan şarkılar sorusundan hareketle; bu sergi, sanatın hesap veren bir ‘proje nesnesine’ dönüştürüldüğü güncel sanat ikliminde, resmin kendi plastik hakikatini ve işaret ettiği gerçekleri bir varoluş alanı olarak tanımlıyor. Serginin fikri, resmin bir ‘çünkü’den sonra gelecek anlam karşılığını sırtlanmak zorunda olmadığı düşüncesine dayanıyor. Resim; izah edildikçe eksilen değil, bakıldıkça çoğalan asimetrik bir duruş, bir gecikme ve bir sessizlik alanı olarak ele alınıyor.
Hızın ve yüzeyselliğin aşındırıcı kuvvetine karşı; durmanın, hatanın ve dengenin resimsel karşılıkları aranıyor, kazanın sürecine estetik bir bakış getiriliyor.
Bağımsız sergiler serisinin ikincisi Çünkü ve estetiğin saflığını savunan 13 farklı üslup Türkiye’nin resim geleneğine eklemlenirken, imgeyi tasarlamak yerine yaşamayı önceleyen bu seçkiyle, izleyiciyi açıklamalara muhtaç olmayan, kendi varlığıyla bütün bir ifadeyle karşı karşıya bırakıyor.
“Çünkü; resim sadece vardır ve bundan ibarettir.”
Kaynak: https://t24.com.tr/
D. H. LAWRENCE’İN KÜLT ESERLERİNDEN “BAKİRE İLE ÇİNGENE” ADLI KİTABI İŞ KÜLTÜR YAYINLARI TARAFINDAN FERİT BURAK AYDAR ÇEVİRİSİYLE YAYIMLANDI.

Tanıtım bülteninden:
H. Lawrence bu çok katmanlı yapıtında aşk, cinsellik, sınıf, özgürlük, kimlik arayışı ve toplumsal norm temalarını ustalıkla iç içe geçirir. Yirminci yüzyıl başlarında İngiltere kırsalında geçen novellada, artık aristokrasi gücünü kaybetmiş; burjuvazinin yükselişiyle sanayileşme ve kentleşme, geleneksel değerler ve yaşam biçimleri için tehdit oluşturmaya başlamıştır.1930 yılında yayımlanan Bakire ile Çingene’nin merkezinde, özgürlük arzusuyla ailesine karşı görevleri arasında sıkışıp kalmış orta sınıftan genç bir kızın bu çatışmalı duygularını uzlaştırma çabası yer alır. Lawrence, ana karakteri Yvette’in kendini tanıma ve dünyadaki yerini bulma yolculuğunda toplumsal normların sınırlayıcı ve hatta boğucu etkisini vurgular. Savunmasız ve kolay incinir ancak aynı zamanda güçlü bir iradeye sahip olan Yvette saflığı, masumiyeti ve korunma ihtiyacını temsil eder. Onu daha önce hiç tatmadığı duygularla tanıştıran Çingene ise adeta özgürlük, tutku ve isyanın cisimleşmiş halidir. Tıpkı doğa gibi ne yapacağı önceden kestirilemeyen bu gizemli karakter, toplumsal beklentilerden, geleneklerden azade yaşamı ve özgür ruhuyla Yvette’in özlemini çektiği her şeyi kendinde barındırır.
Kaynak: https://www.edebiyathaber.net/
YAYINCILIK DÜNYASINDA ALARM ZİLLERİ: SEKTÖRÜN EN KIRILGAN ALANI DİP SEVİYEYİ GÖRDÜ

Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından yayımlanan 2025 Yılı Kitap Pazarı Raporu, yayıncılık sektöründeki daralmanın derinleştiğini ortaya koydu. Rapora göre 2025’te bandrollü kitap üretimi yüzde 1,5 düşerken, yüksek enflasyonun etkisiyle perakende pazarı reel olarak yaklaşık yüzde 7 küçüldü. Kişi başına düşen kitap sayısı ise 8,2’ye geriledi.
Rapor neredeyse tüm üretim girdileri ithal olan yayıncılık sektörünün hem enflasyon hem de döviz kurundaki artışlardan katmanlı şekilde etkilendiğini gösteriyor. Maliyetler döviz bazında yüzde 84 artarken, yayıncıların belirlediği önerilen perakende satış fiyatlarında ise yüzde 15’lik bir düşüş yaşandı. Okurların alım gücündeki düşüş, basılı ve dijital korsan yayıncılığın devam etmesi sorunları derinleştiren unsurlar arasında sıralanıyor.
YAYFED verilerine göre 2025 yılında üretilen basılı kitapların kategorilere göre dağılımında eğitim yayınları yüzde 48,9 ile ilk sırada yer alırken, bunu yüzde 15 ile çocuk kitapları ve yüzde 13,8 ile yetişkin kurgu-edebiyat izledi. Akademik yayınların payı ise yalnızca yüzde 2,4 olarak kaydedildi.
Raporun en çarpıcı verilerinden biri akademik yayıncılık alanında yaşanan çöküş oldu. Gelişmiş ülkelerde sektör büyüklüğünün yüzde 20-30’una sahip olan akademik yayıncılığın toplam üretimde payı %2,4 görünse de sektör büyüklüğü içindeki ağırlığı Türkiye’de ilk kez yüzde 1’in altına geriledi. Bu alandaki daralmanın temel nedenleri arasında yasadışı fotokopi, korsan dijital paylaşımlar ve CİMER’e yapılan şikayetler gerekçe gösterilerek üniversitelerde akademisyenlerin kitap tavsiye etmelerinin yasaklanması gibi uygulamalar gösteriliyor.
Raporun tamamı için; https://drive.google.com/file/d/1vgt4ZTOUQLoFyF7YaBkMCk8yVX3-vef7/view?pli=1
Kaynak: https://kayiprihtim.com/
GECE KULÜBÜNDE GÜÇ SAVAŞI: ‘SULTANA’ İLK KEZ SEYİRCİYLE BULUŞACAK

İstanbul’un gözde gece hayatını fonuna alan “Sultana”, kadınlar arasındaki iktidar ilişkilerini merkezine alan hikâyesiyle ilk kez seyirciyle buluşmaya hazırlanıyor. Film, İstanbul Film Festivali kapsamında dünya prömiyerini yapacak.
Senaryosu Erdi Işık tarafından kaleme alınan, yönetmenliğini Ali Kemal Güven’in üstlendiği “Sultana”, festivalin Yeni Bakışlar bölümünde izleyici karşısına çıkacak.
İstanbul’daki bir gece kulübünde geçen film, sert ve karanlık atmosferiyle izleyiciyi kadınlar arasındaki güç mücadelelerinin merkezine taşıyor. İkonik masallardan ilham alan anlatımıyla “Sultana”, erkek egemen bir dünyada var olmaya çalışan kadınların hikâyesini ele alıyor. Film, görünür olan ile perde arkasında kalan arasındaki gerilimi takip ederken, gücün kimde olduğundan çok nasıl el değiştirdiğini sorguluyor. Parıltılı bir dünyanın içindeki karanlık ve rekabetin yarattığı kırılganlık, sade ancak etkili bir anlatımla işleniyor.
Başrollerde Tuba Büyüküstün, Derya Pınar Ak, Seray Kaya, Rojbin Erden, Begüm Akkaya, Şirin Sultan Saldamlı ve Itır Esen yer alıyor. Oyuncu kadrosunda ayrıca Taro Emir Tekin, Hakan Kurtaş ve Çağlar Çorumlu da hikâyedeki erkek karakterlere hayat veriyor.
Kadınlar arasındaki iktidar ilişkilerini odağına alan anlatımı ve stilize dünyasıyla öne çıkan “Sultana”, 45. İstanbul Film Festivali’ndeki dünya prömiyeriyle sinemaseverlerle buluşacak.
Kaynak: https://www.evrensel.net/ (Merve Tur Haberi)
DUYGULARIN TOPLUMSAL VE POLİTİK İZLERİ

Aksu Bora ve Gökçe Zeybek Kabakcı’nın derlediği, belirsizliğin ve güvensizliğin yarattığı korkunun kol gezdiği “canavarlar zamanı”nda, duyguların toplumsal ve politik izlerini süren Zamanın Duyguları adlı çalışma İletişim Yayınları’ndan çıktı.
Kitap, çağımızın ruh halini farklı sesler ve deneyimler üzerinden tartışmaya açarken, başka türlü hissetmenin ve birlikte var olmanın imkânlarını hatırlatıyor. Derlemede Emin Alper, Akça Ataç, Kübra Bozkurt, Kurtuluş Cengiz, Bircan Değirmenci, Hande Gür, Zerrin Kurtoğlu, Vivet Kanetti, Nilay Örnek, Burak Bilgehan Özpek, Haktan Ural, Sezen Ünlüönen, Sibel Yardımcı, Bediz Yılmaz ve Sezai Ozan Zeybek’in yazıları yer alıyor
“İçinde yaşadığımız “canavarlar zamanı”nın bir korku çağı olduğuna neredeyse herkes hemfikir görünüyor. Belirsizliğin, güvensizliğin yarattığı korku. İnsan türünün belirsizlik içinde yaşadığı o uzun çağlardan sonra; her şeyi kontrol altına aldığını, en azından alabileceğini düşündüğü kısacık zamanda geliştirdiği özgüveni yerle bir eden bir korku. Ona yapışan öfke. Korkuyu korku değil de öfke olarak ifade etmeyi kolaylaştıran onca “bilgi”: İşsiz kaldık çünkü Suriyeliler geldi, güvende değiliz çünkü LGBTİ’ler dünyanın çivisini çıkardı… Ve bu ikisinin ayrılmaz üçüncüsü, nefret. Bu kombonun eşlikçileri de az değil: Hınç, tiksinti, haset, kayıtsızlık…
Ama haklarında daha az konuşulsa da varlığından haberdar olduğumuz başka duygular da var: Cesaret gibi, heves gibi, merak gibi. Onlar olmasa, hayatta kalamazdık herhalde. Ne hayatta kalabilirdik ne de bütün bu korkunun, öfkenin, nefretin içinde birbirimize el uzatabilirdik. Şükür ki yalnızca korku, öfke, nefret değil bulaşıcı olan; cesaret de heves de merak da bulaşıcı. Zamanın duygusu mudur diye düşünülen duygular -sebat gibi, insaf gibi, şefkat gibi- bize bu “canavarlar çağı”nda başka yolların, başka imkânların da olduğuna işaret ediyor.”
Kaynak: https://www.artfulliving.com.tr/

Yayın sektöründeki gerileme üzücü, bilgilendirme için teşekkürler