Rüzgâr, adanın kıyılarında tuzlu bir sır gibi dolaşıyor, gökyüzü gri bulutlarla ağırlaşıyordu. Martılar dalgaların köpükleriyle birlikte çığlık atıyor, sanki unutulmuş hikâyeleri yeniden çağırıyordu. Limanda çatlamış elleriyle ağlarını onaran yaşlı balıkçı Hıdır bakışlarını Leyla’dan ayırmadı. On yıl sonra dönmüştü; ada onun yokluğunu bağışlamamıştı.
Leyla, kırılgan ama dirençliydi. Şehirde geçen yıllar yüzüne gölgeler düşürmüş, gözlerinde ise inatçı bir umut bırakmıştı. Sessizdi. Sessizliğinde dalgaların ritmi vardı. Geçmişiyle hesaplaşmadan huzur bulamayacağını biliyordu. Hıdır ise sert görünüşlüydü fakat denizin dilini bilen, kayıpların yasını gözlerinde taşıyan yumuşak kalpli biriydi.
Bir fırtına gecesi kaybolan tekne, Leyla’nın babasının silueti ve denizin yuttuğu kelimeler hâlâ adanın taşlarında yankılanıyordu. O sır, yıllardır Leyla’nın kalbine gömülüydü. Şimdi kıyıya sürüklenen kırık bir kayık sessizliği bozuyor, geçmişin üzerindeki tozu kaldırıyordu. Gökyüzü bir perde gibi açılıyor, ada derin bir nefes alıyordu.
Geceleri deniz fenerinin ışığı adanın karanlığına ince bir çizgi çekiyor, sanki gizli bir kapıyı aralıyordu. Leyla dalgaların kıyıya vuran uğultusunda kendi kalbinin suçunu işitti; fısıltılar martıların kanatlarında büyüdü. Hıdır, ağlarını onarmayı bırakıp sadece baktı, gözlerinde hem affın hem de azabın gölgesiyle.
Ada artık susmuyordu. Kıyıda yosun kokusu, gökyüzünde ağır bulutların gölgesi ve denizin derinliklerinden yükselen uğultu, görünmez bir hesaplaşmayı başlatmıştı. İnsan ile ada, deniz ile gökyüzü arasında sessiz bir yargı dağılıyordu. Leyla babasının kaybolduğu geceyi yeniden yaşar gibi oldu; fırtınanın uğultusu, annesinin çığlığı ve kendi sessizliği birleşip bir düğüm oluşturdu.
Fakat adanın kulağı ona yalnızca yas fısıldamıyordu. Dalgaların gizemli ritmi yeni bir başlangıcın da habercisiydi. Yıllar boyunca sustuğu için ağırlaşan kalbi, denizin şarkısında hafifliyordu. Gözlerini kapadığında gökyüzünün mavisi, martıların kanadında açılan beyazlık ve ufukta kaybolan ışık, ona yeniden doğmayı vadetti.
Serhan Ölçer Pakdemir

Derin ve öz bir öykü olmuş…👍👏