Gece bastırınca birden,
Bir uyku nöbetinde bulurdum kendimi,
Ellerim çok aceleciydi,
Ve de kendinden emin..
Burası geceye uyananların durağı,
Birazdan başlar panayır,
Yorgun garsonlar çıkardı önce sahneye,
Arkasından sarhoş palyaçolar..
Gülmek yasaktı burada,
Bu derin trajedide..
Paltosuz adamlar ağlardı en çok..
Herkesin ellerinde bir kan izi bulunurdu,
Kimin acısı çoksa,
Daha bir kırmızı olurdu elleri..
Ben ellerimi saklardım,
utanırdım..
Cebimde biriktirdiğim gölgeler vardı,
Parmak uçlarımda adsız bir sızı..
Panayır biter, ışıklar sönerdi de,
Ben hala o karanlık durakta,
Ellerimin rengini sayardım…
Bir gün biliyorum,
Ben de düşler göreceğim..
Kanların ve palyaçoların olmadığı.
Islıklar çalacağım gece serserilerinin içinde..
Daha bir dalgınlaşan şu ellerim,
Hani kan mıdır?
Kırmızı mıdır?
Şehrin yağmurları bitince,
Çatılarla buluşacak..
Bir ufuk dile Tanrı’dan o zaman,
Acıyı doğurmuş bakire bir umut dile..
Geceye Uyananların Durağı
