‘MAVİ YEŞİL’ DERGİSİNİN 160. SAYISI ÇIKTI

İki aylık Mavi Yeşil dergisi, Temmuz-Ağustos 2026 tarihli 160. sayısıyla yirmi yedinci yılının ikinci yarısına başlıyor. Bu sıcak yaz günlerinde zengin bir içerikle edebiyat okurlarının karşısına çıkıyoruz. Onca olumsuzluğa karşın hayat devam ediyor, iyi ki dergilerde edebiyat var. Veysel Çolak, Melih Elhan, Eyüp Erhun Köse, Evin Başar, Hikmet İlhan ve Sevgi Erol Öçal, bu sayımızın şairleri. Mavi Yeşil, hacmiyle de mütevazı bir dergi bu nedenle dergiye girecek metinler, yer darlığı yüzünden sınır engeliyle karşılaşıyor. Bu sayımızda her nasılsa öyküleri çoğalttık, sevinçliyiz. Ertuğrul Kaya, Oğuz Kaan Battal, Gülay Altınsoy ve Tayfun Ak, yüz altmışıncı sayımızın öykücüleri. Birkaç yıldır açtığımız “100 Yıllık Roman” dosyamızda bu yıl, Halide Edip Adıvar’ın adından çokça söz edilmiş “Vurun Kahpeye” romanı yer aldı. Yüz Yıllık Roman dosyamızda; Gülşah Şişman, İlker İşler, Mehmet Nur Karakeçi ve Nagihan Korkutata, değerlendirmeleriyle yer aldılar. Tayfun Gümüş, ‘mutluluk’ için Peyman Ünalsın Gökhan da bir ‘kitap’ için yazdı. Çağla Göksel Çakır, edebiyatımızın ‘garip’ şairi Orhan Veli’yi yeniden gündemimize getirdi. Mesut Kaplan ile Tüveyç Demir, edebiyatımızın Cumhuriyet dönemindeki oluşumlarından “Yedi Meşale” grubunun bugünlere gelen ismi Ziya Osman’ın şiirini birlikte değerlendirdiler. Simge Samur, edebiyatımızda ‘toplumcu gerçekçi’ yazarlar denildiğinde akla ilk geleceklerden Orhan Kemal’in metinlerine yeni bir bakışla yöneldi.
Kaynak: https://www.edebiyathaber.net/
MOZART’A AİT MÜZİK DEFTERİ, 230 YIL SONRA PARİS’TE BULUNDU

Paris’te bulunan Fransa Ulusal Kütüphanesi’nin depolarının derinliklerinde, küratörler bir defter keşfetti. Bu küçük, 44 sayfalık defter, Wolfgang Amadeus Mozart’ın erken dönem tarihinin bir bölümünü yeniden şekillendirecek. Mozart 22 yaşında Paris’te müzik öğretmeni olarak çalışırken (1778) yazılan bu el yazması, yüzyıllarca arşiv materyali arasında yanlış kataloglanarak 230 yıldan fazla bir süre boyunca bir köşede kaldı. Defterin yeniden keşfi, Şubat 2026’da müzikolog François-Pierre Goy’un anonim notaları incelerken tanıdık bir el yazısı fark etmesiyle oldu.
Fransa Ulusal Kütüphanesi’nin (BnF) Müzik Bölümü’nde çalışan Goy yakın zamanda doğrulanmış Mozart öğretim belgelerini inceledi ve bestecinin tiz ve bas anahtarlarındaki kendine özgü notasyonunu tanıdı. El yazmasını meslektaşı Laurence Decobert’e götürdü ve birlikte Mozart kaynaklarıyla karşılaştırdılar. Bulgular daha sonra Nisan 2026’da Salzburg’daki Mozarteum Vakfı’ndan Armin Brinzing tarafından da doğrulandı ve defterin resmi olarak Mozart’ın eseri olduğu tespit edildi.
Fransız Devrimi sırasında yetkililer, daha sonra Fransa’nın ulusal arşivlerine giren Guînes Dükü’nün müzik koleksiyonuna el koymuştu. Bu defter de onların arasındaydı ve unutulup yüzyıllarca fark edilmeden bir köşede kaldı. 21 Haziran 2026’da icracılar Paris’in Fête de la Musique etkinliği sırasında BnF’nin Richelieu mekanında yeniden keşfedilen eserlerin prömiyerini yaptı. Bu performans, uzun zamandır unutulmuş bir öğretim defterini yeniden canlı bir sese dönüştürerek, modern izleyicileri Mozart’ın eserlerinin ilk yazıldığı döneme ait dünyasıyla yeniden buluşturdu.
Kaynak: https://rotka.org/
OZAN ÖMER AKGÜL’DEN ÖYKÜLER: “BENİ ÖLDÜREN HİKÂYELER”

Ozan Ömer Akgül’ün hatırlamanın ve anlatmanın sınırlarında dolaşan öykülerinden oluşan kitabı Beni Öldüren Hikâyeler, Ayrıkotu Yayınevi’nden çıktı.
Akgül, bu öykülerde belleğin puslu kıyılarında dolaşırken okuru şu soruyla baş başa bırakıyor: Bir hikâye gerçekten anlatıldığında mı biter, yoksa tam o anda mı başlar? Babaların ve oğulların gölgesinde büyüyen suçlar, yarım kalmış hayatlar ve yeniden kurulmak istenen geçmişler bu metinlerde birbirine karışıyor. Anlatı burada yalnızca bir tanıklık değil, aynı zamanda kaçınılmaz bir hesaplaşmaya dönüşüyor. Bir klinik odasında gece yarısı tutulan dağınık notlar, bir cinayetin ardından başka bir isimle başlayan kırılgan bir hayat, savaşın içinden çıkıp karanlık bir denizde başka bir kıyıya ulaşmaya çalışan bir genç ve çocukluk evlerinin duvarlarından yıllar sonra bile susmayan fısıltılar…
“Yazınca gerçeklik değişti. İşte o gün anladım: yazdığın her şey birini öldürüyor. Ya seni ya başkasını.”
Kaynak: https://www.artfulliving.com.tr/
‘İYİ ERKEK YOK’ MUBİ’DE GÖSTERİMDE

Yönetmen Shahrbanoo Sadat, Taliban ayaklanması sırasında muhabir olarak yaşadıklarından yola çıkan bu aşk hikayesinde hem yönetmen hem oyuncu olarak göz kamaştırıyor. Teokratik baskıya güçlü bir şekilde ses çıkaran İyi Erkek Yok, mizah yüklü bakışıyla siyaset ile aşkı harmanlıyor.
Afgan yönetmen Shahrbanoo Sadat’ın yeni filmi No Good Men hem eğlenceli hem de dokunaklı, alışılmadık bir romantik komedi. Afganistan’da geçen fakat Almanya’da çekilen film, bu yıl Berlinale’nin açılışını yapmıştı.
Filmin konusu şöyle; Afganistan, 2021… Naru, Kabil’in en önemli televizyon kanalındaki tek kadın kameramandır, fakat erkek meslektaşları onu hemen hiç fark etmez. Sadık olmayan ve tembel eşinden yeni ayrılmıştır; en büyük mücadelesi üç yaşındaki oğlunun velayeti içindir. Gerek özel gerekse iş hayatında karşılaştığı erkeklerin hemen hepsi işe yaramazdır ve Naru, ülkede iyi erkek kalmadığına çoktan ikna olmuştur. Fakat saygın bir gazeteci ve gerçek bir centilmen olan meslektaşı Qodrat’ın beraber çalışma daveti sonrasında bu yargısından şüphe duymaya başlar. Naru ve Qodrat şehrin dört bir yanında haber peşinde koşarken, aralarında kıvılcımlar çakar. Gelgelelim, Taliban tekrar iktidara gelmeden önce Kabil’deki son özgür günlerini yaşamaktadırlar.
Kaynak: https://www.goethe.de/, https://mubi.com/tr/
‘ADOLESCENCE’IN İKİNCİ SEZONUNA KATE WİNSLET KATILDI

“Adolescence”, ikinci sezon hazırlıklarına başladı. İlk sezonuyla 145 milyondan fazla izlenmeye ulaşan yapımın yeni bölümlerinde Oscar ödüllü oyuncu Kate Winslet’ın başrolü üstleneceği öne sürüldü.
Sorunlu bir gencin yargılanma sürecini konu alan İngiliz yapımı “Adolescence”, ilk sezonuyla Netflix’in en çok izlenen yapımları arasına girmişti.
Oscar ödüllü oyuncu Kate Winslet, dizinin yeni sezonunda başrolü üstlenecek. Winslet’ın projeye dahil olmasının ardından yapım sürecinin hızlandığı ve çekim takviminin öne çekildiği belirtiliyor.
Dizinin ilk sezonunda Owen Cooper’ın canlandırdığı Jamie karakteri üzerinden bir cinayet suçlamasıyla karşı karşıya kalan çocuğun hikâyesi anlatılmıştı. Yapımcı ve oyuncu Stephen Graham ile senarist Jack Thorne, ilk sezonun hikâyesinin tamamlandığını daha önce açıklamıştı.
İkili, ikinci sezonun antoloji formatında ilerleyeceğini ve Jamie ile ailesinin hikâyesinin devam etmeyeceğini duyurmuştu. Yeni sezonda farklı bir olay örgüsü ve yeni karakterler izleyiciyle buluşacak.
Yapım ekibi yeni sezonun detaylarını henüz paylaşmasa da dizinin ilk sezondaki atmosferini koruyacağı belirtiliyor. Kate Winslet’ın liderliğinde ilerleyecek yeni hikâyenin de gençlik döneminin karanlık, travmatik ve toplumsal yönlerine odaklanması bekleniyor.
Kaynak: https://www.evrensel.net/
PORTO, BABELL İLE DÜNYA EDEBİYATININ BULUŞMA NOKTASI OLDU

Livraria Lello Vakfı tarafından Porto Belediyesi’nin desteğiyle hayata geçirilen festival, yalnızca salon etkinlikleriyle değil, meydanlara ve sokaklara taşınan söyleşileriyle de dikkat çekti. Organizatörler, edebiyatı kapalı mekânlardan çıkararak kentin gündelik yaşamının bir parçası hâline getirmeyi amaçladı. Festival Direktörü Rui Couceiro, etkinliğin temel fikrini “edebiyatın herkes tarafından sokakta yaşanması” olarak tanımlıyor.
BABELL’i benzer festivallerden ayıran en önemli özelliklerden biri ise katılım modeli oldu. Pek çok etkinliğe giriş, klasik bilet satın almak yerine Porto’daki herhangi bir kitabevinden alınan bir kitapla sağlandı. Böylece festival, okurları doğrudan bağımsız kitabevleriyle buluşturmayı ve yerel kitap ekonomisini desteklemeyi hedefledi. Bu model, uluslararası yayıncılık çevrelerinde de dikkat çeken yenilikçi uygulamalardan biri olarak öne çıktı.
İlk edisyonuyla uluslararası ölçekte güçlü bir etki yaratan BABELL, Avrupa’da son yıllarda yükselen “şehre yayılan edebiyat festivali” anlayışının en dikkat çekici örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor. Edebiyatı salonlardan çıkarıp kamusal alanın merkezine taşıyan yaklaşımıyla festival, Porto’yu birkaç günlüğüne dünyanın edebiyat başkentlerinden birine dönüştürdü.
Kaynak: https://www.edebiyathaber.net/
KÜRT SİNEMACILAR İNİSİYATİFİ KURULDU

Diyarbakır’da Ortadoğu Sinema Akademisi’nin ev sahipliğinde Kürt Sinema Çalıştayı düzenlendi. Diyarbakır’daki Yenişehir Belediyesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen çalıştaya çok sayıda sinemacı, yönetmen, yazar ve oyuncu katıldı.
Çalıştayda, Kürt sinemasının karşı karşıya olduğu sorunlar ile mevcut durumu ele alınırken, ikinci gün çözüm önerileri üzerine tartışmalar yürütüldü.
Çalıştay kapsamında, Kürt sinemasına yönelik bir arşiv oluşturulması, Kürtçe senaryo eğitimlerinin yaygınlaştırılması, akademik ve eğitsel çalışmaların geliştirilmesi ile Kürt filmlerine erişimi artıracak dijital platformların kurulması gibi öneriler gündeme geldi.
Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre, toplantının en önemli kararlarından biri ise Kürt Sinemacılar İnisiyatifi‘nin kurulması oldu.
Kaynak: https://bianet.org/

Çok dolu dolu, harika bir seçki sağolasın Ferdağ👍👏
Çok teşekkürler