Rüyalarımın sokaklarında, yalınayak
Yürüyorum.
Ve sen ayaklarımdaki
Soğuk, ıslak sızı.
Uyanıyorum gerçeğin ürpertisiyle.
Şüpheyle soluk alıyor bedenim.
Soluğuma dünyada yer yokmuş gibi
Tutuyorum içimde.
Ayaklarımın ayalarını ovuyorum.
Ellerim, ayrılığın avuntusuyla meşgul.
Ellerim, başka bir Antarktika.
Soğukluğumu gövdeme sokuyorum.
Senden başka bir şeye yer yokmuş
Gövdemde.
Başka bir kuytu arıyorum kendimde.
Her çıkmaz sokak, her meçhul yol
Sana dönüyor.
Ben de
Dönüyorum sana
Rüyalarımda, uykumda
Ve uyanıklığımda
Gecenin körlüğüne aldırış etmeden
Apaçık görüyorum
Dönüyorum sana
Sen döndüğüm yerlerin
Hiçbir yerindesin
Bir iz bile bırakmadığın kaldırımlar,
Şimdi bu içinde kıvrandığım yatak.
Yorganımı bir yabacının gövdesi gibi,
Üstüme çekiyorum
Yalnızlık de buna!
Ya da istersen insanı en küçük parçalarına ayırıp,
Dünyaya savuran
Hasret de!
Her ikisinde de
Muhtacız,
Sıcak bir nefese.
Çok tanıdık
Ya da hiç tanımadık!
Bir nefes.
İşte burada biraz ağlıyorum.
Gözyaşlarım
Avuç içime doluyor
Ben ıslak ellerimle
Duvarlar örüyorum.
Vazgeçme duvarları,
Yılgınlık duvarları.
Yenilgi duvarları.
Aynı ıslak ellerimle
Ördüğüm duvarlara
Bir yumruk indiremiyorum.
Dönüyorum kendime
Yumrukların ve imkanların meselesi
Diyorum aşk.
Sıkılmış yumruklarıma ve imkansızlıklarıma
Dönüyorum
Dönecek kimse kalmayınca.

Işıl Gülseren