Yağmur
EDWARD THOMAS
Çeviren: Emre Karakaya

Yağmur, gece yarısı yağmuru, vahşi yağmur bir tek,
Bu kasvetli kulübenin, yalnızlığın ve benim üstümde;
Bir kez daha anımsıyorum öleceğimi,
Ve duymayacağımı bu yağmuru;
Anımsıyorum, ona teşekkür edemeyeceğimi,
Yıkadığı için beni olduğumdan daha temiz,
Bu yalnızlığa doğduğum günden beri.
Ne mutlu yağmurun üzerine yağdığı ölülere;
Ama burada dua ediyorum, bir zamanlar sevdiğim hiç kimse
Bu gece ölü ya da uyanık yatıyor olmasın,
Yapayalnız, yağmuru dinleyerek,
Acı içinde ya da halden anlar gibi,
Diriler ve ölüler arasında, çaresiz,
Kırılmış sazlar arasındaki soğuk bir su misali,
Sayısız kırık saz arasında, kıpırtısız ve dik,
Benim gibi
Hiç sevgisi kalmamış biri için,
Bu vahşi yağmurun eritemediği,
Tek şey ölüm sevgisi
Sevgi denebilirse şayet buna—
Kusursuza duyulan sevgi;
Fırtınanın söylediği gibi,
Asla hayal kırıklığına uğratmayacak olan sevgi.

Rain

Rain, midnight rain, nothing but the wild rain
On this bleak hut, and solitude, and me
Remembering again that I shall die
And neither hear the rain nor give it thanks
For washing me cleaner than I have been
Since I was born into this solitude.
Blessed are the dead that the rain rains upon:
But here I pray that none whom once I loved
Is dying tonight or lying still awake
Solitary, listening to the rain,
Either in pain or thus in sympathy
Helpless among the living and the dead,
Like a cold water among broken reeds,
Myriads of broken reeds all still and stiff,
Like me who have no love which this wild rain
Has not dissolved except the love of death,
If love it be for what is perfect and
Cannot, the tempest tells me, disappoint.

Kaynak: https://www.poetryfoundation.org/poems/52315/rain-56d230ad7f92d

Edward Thomas ve Yağmur Şiiri Üzerine

Edward Thomas, 1878-1917 yılları arasında yaşamış İngiliz şair, denemeci, eleştirmen ve biyografi yazarıdır. Thomas, savaş üzerine doğrudan sadece bir şiir yazmış olmasına rağmen bazen “Savaş Şairi” olarak anılır. Şiir yazmaya 1914 yılında, otuz altı yaşında, Amerikalı şair Robert Frost’un İngiltere’de bulunduğu sıralarda kurdukları dostluğun etkisiyle başladı. Bütün şiirlerini üç yıllık bir zaman diliminde, 1914-1917 yılları arasında yazmıştır. 1915’te İngiliz ordusuna katılan Thomas, 9 Nisan 1917’de, Arras Muharebesi’nin ilk günü, Fransa’da hayatını kaybetmiştir. Thomas’ın savaş sırasında nasıl öldüğüne dair tartışmalar günümüzde de devam etmektedir. “Kansız ölüm” olarak adlandırılan bir şekilde, yakınında patlayan bir top mermisinin oluşturduğu basınç dalgası nedeniyle yara almaksızın hayata veda ettiği, halk arasında konuşulan bir efsaneye dönüşmüş, onun şairliğinin sembolü haline gelmiştir.
Thomas, savaşın doğal düzen üzerindeki etkisini ince ve dolaylı biçimde hissettiren şiirler yazmıştır. Onun şiirlerindeki güçlü yalnızlık duygusu, eleştirmenlerin Thomas’ı erken dönem varoluşçularından biri olarak değerlendirmesinde etkili olmuştur. Birçok eleştirmen, Thomas’ın pek çok çağdaşı unutulmuşken hâlâ ilgi görmesini, şiirlerinin bireysel yabancılaşmaya ilişkin ve sıklıkla varoluşçulukla ilişkilendirilen modern bir bilinç taşımasına bağlamaktadır.
Thomas, evlilikle ilgili sorunlar yaşamış ve uzun yıllar depresyondan mustarip olmuştur. Birçok kez intihar girişiminde bulunan şairin yaşamı ve eserleri, yirmi birinci yüzyılın başlarından itibaren dikkat çekmeye başlamıştır. Edward Thomas, bambaşka görüş gücüne sahip bir yazar olarak, kendisini yoğun düşünme alışkanlığından kurtaran edebiyat sayesinde, modern insanın kopukluk, yabancılaşma ve huzursuzluğuna dair yaratıcı şiirler yazmıştır. 
Thomas’ın “Yağmur” şiirine soğuk, sert ve çıplak bir melankolik ton hâkimdir. Şiirde ritmik bir melodinin çok fazla hissedilmediğini, bunun yerine, sürekli düşünen bir zihnin, takıntı seviyesindeki tekrarlı cümlelerini okuduğumuzu söyleyebiliriz. Tıpkı Cahit Sıtkı’daki gibi ölüm bilinci anlatıcının zihnine yuva yapmıştır. Yağmurun çatıya vurması ile ölüm gerçeği de şairin zihninde sürekli yankılanır. Şiirde ölüm, doğanın acımasız yanına şahit olmuş mutsuzlar için bir umut kırıntısı olarak ifade edilmiştir. Ancak Thomas’ın ölümü bir kurtuluş olarak gördüğünü de söyleyemeyiz. Şiirde yağmuru izleyen kişi, sevdiklerinin, hatta hiç kimsenin ölümle olan mücadelesine şahit olmak istemez. O daha çok, her şeyi yok edecek olan bu nihai sonun farkındalığına sahip çaresiz insanların, hakikatin doğru ve yalansız, hayal kırıklığına uğratmayacak kesinliği ile avunabileceğini söyler.

Kaynaklar:
https://www.poetryfoundation.org/poets/edward-thomas
https://poets.org/poet/edward-thomas
https://www.cardiff.ac.uk/news/view/976893-100-years-on,-poets-bloodless-death-mystery-solved

Edward Thomas (1878-1917), önde gelen İngiliz şairlerden biri. “Rain”, Türkçeye ilk kez Emre Karakaya tarafından çevrilmiştir.