Salâh makamı çalıyor
Falanca eşrafından, filancanın oğlusun
Musalla taşında boylu boyunca
uzanmışsın
Hiç sevmezsin sırt üstü yatmayı
Yana çevirin diyorum istemez böylesini
Dinlemiyor kimseler senin gibi
Bana teselli olan sesin şimdi
Hem uzak, hem de yakın

Sıra ezana geldi
Cemaat toplanacak birazdan
Ah! Seni tanımayanlar, tanıyamayanlar
Bir ağızdan helallik verecekler
Yüzünü bile hatırlamayanlar
İyi insandı diyecekler
Sana bakan tüm gözler şimdi
Hem uzak hem de yakın

Badem gözlü olma zamanındasın
Körlüğün çoktan unutuldu
Bakkal Hüsnü bile borçlarını silmiş
Çok iyi insandı diyor
Kendi ölümüne rüşvet veriyor
Cüzdanındaki yalnız bozukluklar şimdi
Hem uzak hem de yakın

Varlığına nice masallar söylediğimiz
Bize Kaf dağının ardını gösteren
Mor salkım da gitti senle beraber
Kestiler onu bir tanem, kıydılar canına
Avucumda öksüz çiçekleri şimdi
Hem uzak hem de yakın

Sen bir roman yazacaktın bense şiir
Tek mirasımız olacaktı geleceğe
Hiç başlayamadığın kitabınla
Kalemimin ucunda can çekişen şiirim şimdi
Hem uzak hem de yakın

Çok sevdiğin narın zamanı geliyor
Nasıl bakacağım yüzüne
En iyisi allanmadan buralardan gitmek
Yok yok, gitmek seni de terk etmek demek
Nar ağaçları çevremde yemyeşil şimdi
Hem uzak hem de yakın

Küçük insanlardık
Kimseden bir şey ummadık
Kendi kendimize yetiyorduk
Kavgalarımız vardı, barışlarımız
Umutlarımız vardı, umutlarımız!
Ne istedin bizden ölüm?

Gülayşen Erayda