Dış varlığımız tadını ve rengini iç varlığımızdan alır; nasıl ki giysilerimiz bizi kendi sıcaklıklarıyla değil bizim sıcaklığımızla ısıtırlarsa, onları soğuk bedene giydirirseniz, soğukluğu korur ve beslerler, kar ve buz öyle saklanır. Hiçbir şey kendiliğinden ne o kadar üzücüdür ne de zor. Ona bu niteliği veren bizim gevşekliğimiz, güçsüzlüğümüzdür.

 Montaigne

Gönlümün huzurlu olması benim cennetim diye yazmışım günlüğüme. Hayatımız her şeye rağmen devam ediyor elbette ancak huzurlu yaşamayı fark edebilmek kendi elimizde çoğu zaman.

Huzur; tercih edilen bir durum, ruhunda ona yer açabilene gelen bir yoldaş bence. Bazıları hayatında birtakım isteklerini gerçekleştirdiğinde huzura kavuşacağı hayali ile yaşar. Belki çevresel faktörler açısından böyle düşünürler. Oysa ben huzur dolu bir ruhla istediklerimize ulaşmak daha kolay diye düşünürüm. Montaigne’in; insanlık ve yaşam üzerine yazdığı denemelerinde ‘İnsanın bir şeyler bulabileceği tek şey kendisidir’ demekle tam olarak neyi kastettiğini bilmiyorum ama ben de bıraktığı iz, iç huzur oldu. Bu hayata intikal ettiğimize göre bir amaca bağlanarak yaşayabilmek öncelikle insanın kendine iyi gelir ve güzelliklere yol açar. Huzur arayışı; yaş almanın mı yoksa yorulmanın mı belirtisi acaba diye düşünürüm. Belki de insanların gençlik dönemlerinde, haklı olmak uğruna, kişilik savaşı verirken yaşadıkları farkındalığın sonucu oluşan istekleridir. Öyle ise huzur bir kaçış olabilir mi? Kendime sormadan edemiyorum. Neden ve niçin kaçarız? Acaba yaş aldıkça kalan ömrümüzü daha sakin yaşama isteğinden mi? Herkesin kendine özel cevabı vardır mutlaka.

Benim için huzur; zihnine hükmetmeyi öğrenmek, değişime karar vermek, kendini affetmek, hayattaki her şeyin geçici olduğunu, keşkelerini değiştiremeyeceğini farkına varmak, kısaca kocaman bir kabulleniş. Ruhumu çocuğum gibi görüp onu mutlu etme isteğimden huzuru yakaladığıma inanıyorum.

Önceleri mutluluk ve huzuru aynı kaba koyardım. Ancak yaşadıklarımdan öğrendim ki mutluluk; anlık, ya da kısa sürelerde yaşanan bir duygu, huzur ise daha uzun ömürlü, tıpkı biz yaşadığımız ve istediğimiz sürece yanımızda olan yol arkadaşımız gibi.

Özlem Gemici