OZAN, ŞİİRİN AYAKLARINI TOPRAKTAN KESMEMELİDİR

Bütün değerleri yıkılmış, bütün değer ölçüleri yok olmuş bir dünyada şiire varmak, onun sıcak elini yakalamak zor bir iş aslında. Hele hele üretim araçlarının insanı tutsak ettiği, insanı kendi öz yaşamından saptırarak yozlaştırdığı bir düzen de varsa ortada… Öte yandan türedi sınıfların egemenliği tüm boyutlarıyla ağırlığını koyuyorsa, en kötüsü ekmek bir kurdun ağzında geriliyse, işte böylesine karanlık, böylesine çelişkili bir ortamda kalemlerimle, sözcüklerimle, kavgalarımla  kendi şiirsel bakış açımın doğrultusunda adımlıyorum hayatı. Biliyorum ki, demire örs, toprağa kazma bile kolaylıkla varmıyor. Bütün bu çabalar, çağdaş bir uğraş, çağdaş bir yöntem istiyor. Dahası diri ve büyük bir tutarlılık istiyor. Çünkü her toplumun kendine özgü bir var olma, bir gelişme görüntüsü vardır. Kanımca ozan, toplumların var olma erdemleriyle varoluş süresi içinde onların kavgalarına, devrimci bir öz, devrimci bir öfke ve akla yakın bir tavır vermesiyle yükümlüdür. Kaçamaz ozan bu sorumluluktan. Elini kolunu sıvayarak yapacak bu işi. Çünkü yapı ustası bile, harcı içten bir duyarlılıkla atıyor duvara. Ozan, toplumsal olguları, toplumsal direnmeleri soyut yanlışlar içinde yansıtmamalı. Tersine, özümlediği şiirsel özü somut doğrular içinde sergilemeli. Önemli olan, ozanın şiirsel işçiliğinin işlerliğidir. Başarısı da toplumda yakaladığı ya da algıladığı keskin çizgileri toplumsal gerçekliğe yatkın biçimde ayaklandırmasıdır. Ona sıkılı yumruklar ve uzun sesler vermesiyle ölçütlenir.  Yoksa ozan başı ağrıyan insanlara muska yazıvermiş olur. Şiirin işlevi azımsanamaz kuşkusuz. Ne ki, biçim denemeleriyle okura bıkkınlık vermesin.  Madem ki ozan yaşadığını yazacak, madem ki ozan gerçekleri yazacak, o halde ozan şiirin ayaklarını topraktan kesmemelidir.

(Abdulkadir Bulut Milliyet Sanat Dergisi, Mart 1975, Sayı: 125)

1 Nisan 1943 tarihinde Mersin’in Anamur ilçesine bağlı Akine köyünde dünyaya gelen Abdülkadir Bulut, Anamur Ortaokulu ve Akşehir İlköğretmen Okulu’nu bitirdikten sonra öğretmenliğe başladı. Anamur, Kırıkhan ve İstanbul’da öğretmenlik yapan şairin çeşitli ansiklopedilerin hazırlanması ile ilgili çalışmaları da oldu.

Yazın dünyasına şiirle giriş yaptı. 1960’tan itibaren Varlık, Türk Dili, Elif, Şölen, Yeditepe, Forum, Soyut, Dost, Sanat Emeği ve Yazko Edebiyat gibi dergilerde yayımlanmaya başladı. Milliyet Sanat dergisinin açmış olduğu “1974’ün En Başarılı Genç Şairi” yarışmasında “1974’ün övgüye değer şairlerinden” birisi olarak ödül alması, adının edebiyat dünyasında daha fazla tanınmasına yardımcı oldu.

Ellesen yorgun bir buzağıyı

Sırdaşın olur senin yiğidim

Mapusane günlerinde görüşmecin

Çünkü adaşların da uğurlandı

Sen tek başına değilsin

Omuzlarında hayat ve şiir

Alınterinden bir yürüyüş

Sen tek başına değilsi

İlk şiir kitabı Sen Tek Başına Değilsin 1976’da yayımlandı. Behçet Necatigil etkisindeki bu şiirler, özenli işçiliği ve lirik anlatımıyla dikkat çekti. Yerel kültür öğelerini, yerel dil ve özgün imgelerle yansıtan şairin ikinci kitabı Acılar Yurdumdur’daki (1981) şiirlerde olayları toplumcu gerçekçi bir bakış açısıyla ve konuşma havasında yansıttığı görüldü. Şiirlerinde folklor öğelerinden, Yörük-Türkmen obalarının ağıt, uzun hava ve türkülerinden de esinlendi.

Abdülkadir Bulut, doğa betimlemelerinden ve gündelik nesnelerin görüntülerinden yola çıkarak hüzünlü ve nostaljik bir ruh durumu ortaya koyan şiirler yazdı. Şair, şiirlerinin yaslandığı sosyolojik gerçekliği şu sözlerle dile getirmiştir: “Benim yaşamım, çizilmiş olan bir haritaya benzer. Ve o harita üzerinde yoksul köyler düşünün. O yoksul köylerde, yürürlükte bir tek şey vardır, o da açlık. İşte o açlığın egemen olduğu köylerin birinde bir öğretmen olduğuma göre, benim yazı yazmam bazı koşullara bağlı olsa gerekir. Bunlardan ilki sosyal devinimlerdir” diyen şair yaşadığı gerçekleri dizelere aktarırken, “devrimci bir öze, devrimci bir öfkeyle” varmak istediğinin altını çizmiştir.

GÖZYAŞLARI DA ÇİÇEK AÇAR

Ellerimi dokunduğum her yerde
Çığlık çığlığa kıvranıyor hayat
Ve ölen arkadaşların giysilerini
Bir kere daha dürüp koyuyor analar
Çamaşır sandıklarına
Gözyaşları da çiçek açar

Bugün yurtyeri olsa da acılara
Kayaların en sarp yerlerindeki
Kırlangıç yuvalarını andıran alnın
Bir gün terli bir gelecek uçuracak
Sabahlardan akşamlara kadar
Gözyaşları da çiçek açar

Ansızın oyuna başlayan çocukların
Sesleri kadar canlı ve huylu
Sevinçleri kadar taze ve acemi
Bir duruş kuşatır seni o zaman
Gözyaşları da çiçek açar

Başını dayadığın ağaç dalı
Bak hafifçe eğildi toprağa doğru
Uyuyan bir çocuğun soluk alışını
Dinler gibi kendini vererek
Yaklaş yüzünü örse de acılar
Boynundan ter boşalan herkese
Gözyaşları da çiçek açar

Yaklaş, yüzünü örse de acılar
Ve nasıl yakalarsa toprağı kök
Suları renk, dalları kiraz
Sen de öyle yakala hayatı
Yürü kol kola canıma değsin
Gözyaşları da çiçek açar

İlk basımı 1982’de yapılan Yakımlar adlı şiir kitabının “sunuş ”unda “Bir kere ağıtlarla konu beraberliği olmasına karşın, sunduğu bildiri açısından farklı bir nitelik taşıyor. Bir kere ağıtlarda sığınma, kadercilik ağır bastığı halde, yakımlarda bunun tam tersine bir başkaldırı ve karşı koyuş söz konusu” diyerek halk kültürü içindeki ileri kültürel renkleri, formları açığa çıkararak göstermek ve onu evrensel bir kültür parçası haline getirmekle kendini sorumlu hissetmiştir

Hilmi Yavuz’un  “Anamurlu Aiosop/Ezop”  olarak tanımladığı Abdülkadir Bulut  için Cemal Süreyya’da ,1982’de yayımlanan Günübirlik’te şair hakkında şu değerlendirmeyi yapmıştır: “Abdülkadir Bulut için, Milliyet Sanat Dergisi’nin açtığı şiir yarışmasında ‘1974’ün övgüye değer şairlerinden biri olarak’ ödül aldığı zaman şöyle yazmışım: ‘her şeyi bir türkü kıvamında, bir türkü tadında eritiyor. Yerel görünümlere, durumlara dayanıyor. Ordan soylu imgeler yaratıyor. Ahmet Arif’i seviyor. Eskiden daha mı çok seviyordu? Kasabalı bir Lorca. Her şiirinde şiir var.”

9 Ağustos 1985 tarihinde, Silifke’den Anamur’a giderken, binmiş olduğu minibüsün kapısının açılması sonucunda Mersin’de yaşama veda etti ve orada defnedildi.

Çağdaş Şair ve Yazarlar Derneği, Türk Şiiri’nde kendine özgü sesleri ile önemli bir yer tutmuş şairleri onurlandırmak ve genç nesillere tanıtarak yaşatmak için düzenlediği geleneksel şiir ödülü ve anma etkinliğini 2011 ve 2012 yıllarında Abdülkadir Bulut adına yapmıştır.

Bir Uzun Kuzgun

bir bozuk ikindidir kuzgunum
antikacı yüzleriyle surlarımda
göğsüme cumhuriyetler bulur bazen
dedemin bile hiç görmediği
yıkık bir gölgeyle kararsız
daha çok intiharlanır

ya da çoğalır soluğumla
büyüterek gözlerini ve avını
istemler o uzun dönüşünü
belki de denizi sevmekten
tanımlar yıkıntılarını

saygılanır o benim korkularıma
ıslak bir tayın uzun başıyla
imgeler hep unutulan yasalarını
van gogh’un eylüllerinde
ilkkez bir cumartesi yüzü
benim güney kentlerimi ansıtan
ellerimle

Abdülkadir Bulut’un Eserleri

  • Sen Tek Başına Değilsin (1976)
  • Acılar Yurdumdur (1981)
  • Kahveci Güzeli (1981, çocuk şiirleri)
  • Yakımlar (1982)
  • Gözyaşları da Çiçek Açar (1983)
  • Sen Tek Başına Değilsin II (1984)
  • Yurdumun Şiir Defteri (1985)
  • Ülkemin Şiir Atlası (1986, bütün şiirleri)

Ödülleri

  • 1974 Milliyet Sanat Dergisi Yılın En Başarılı Genç Şairi

ROMAN:

  • Üveyikler Göçerken (çocuk romanı, 1981)

Işın Güner Tuzcular

Kaynaklar :

Şiir akademisi

Şiir Parkı

Kimkimdir.gen.tr