1948 Haziranında Kırklareli karakoluna getirilen cansız bedenin yanında bir çanta vardı. Çantanın içindekiler çıkarılıp fotoğrafı çekildi. Özel eşyaların yanında, iki kitap görünüyordu. Biri Balzac’ın Modeste Mignon adlı romanıydı, fotoğrafta romanın ismi çok net görünmüyordu. Diğerinin kapağındaysa, bir kilise çizimi ve okunabilir biçimde “Puschin, Eugen Onegin, Ullstein Verlag Wien” yazıyordu. Kitap, Puşkin’in Yevgeni Onegin adlı şiir-romanının Almanca çevirisiydi. Ancak yedi ay sonra cesedin kimliği ortaya çıkabiliyordu. Yaşamını 41 yaşında vahşi bir pusuda kaybeden Sabahattin Ali’nin okuduğu yazar 38 yaşında bir düelloda hayatı sonlanan Puşkin’di.

Eleştirmenler, Yevgeni Onegin için yazarın ruhunu, aşklarını, duygularını, düşüncelerini ve hedeflerini taşıyan eseri olduğunu söyler. Eser tarihi ve ulusal bir şiirdir. Puşkin, Yevgeni Onegin’e 1823 yılında Kişinev’de sürgündeyken başlar, 1830 yılında Nijniy Novgorod Boldino’da tamamlar. Yevgeni Onegin, yüzlerce kıtadan, binlerce dizeden oluşan destan anlatısı biçiminde yazılmış bir romandır.

Romana adını veren protagonist Yevgeni Onegin, St. Petersburg sosyetesine mensup hatta İngiliz Dandy’si olarak tanımlanan davranışlara sahip, bezginlik ve bıkkınlık içinde yaşadığı ortama hoşnutsuzlukla yaklaşan genç biridir. Amcasından kalan miras için geldiği Rusya kırsalında duygusal şair Vladamir Lenski ile tanışır. Lenski, Onegin’i sözlüsü Olga Larina’nin evindeki akşam yemeğine götürür. Orada, Fransızca romanlar okuyan, fazla konuşmayan, taşra kızlarından farklı davranışları olan Olga’nın ablası Tatyana ile tanışır. Onegin’e aşık olan Tatyana, aşkını açıklayan bir mektup yazıp ona gönderir. Günlerce Onegin’in cevap vermesini bekleyen genç kadın sıkıntılı günler uykusuz geceler geçirir. Karşılaştıklarında Onegin yeni yetme kadının aşkını geri çevirir.

Düşlemlerin ve yılların yoktur dönüşü;

Onararak ben ruhumu yenileyemem…

Ben sizi seviyorum sevgisiyle bir kardeşin

Ve, daha da, belki, sevecen.

(s. 164, çeviri Azer Yaran, 2003, YKY)

Tatyana için yapılacak küçük bir isim günü kutlamasına Lenski tarafından çağrılan Onegin,  gittiği ortamdan hoşlanmaz. Vurdumduymaz bir tavırla genç Olga’ya kur yapar. Lenski, baloyu hemen terkeder. Ertesi sabah kendini küçük düşüren  Onegin’i bir düelloya davet eder. Düelloya heyecan içinde giden Lenski, umursamaz rahat tavırlı Onegin karşısında oyunu kaybeder, hayatından olur.

Dostlarım, acı duyuyor musunuz şair için:

Sevinçli umutların çiçeklenmesinde,

Bunları gerçek kılmadan henüz dünya için,

Daha yeni çıkmış çocukluk giysilerinden,

Soldu! Nerede onun ateşli kaynayışı,

Nerede, nerede onun soylu akışı

Duygularının ve düşüncelerinin genç,

Yüksek, sevecenlikle dopdolu ve mert?

Aşkının onun nerede fırtınalı istemleri,

Ve bilgilere ve emeğe karşı tutkusu,

Ve ayıba ve utanca karşı korkusu,

Ve sizler, onun içrek düşlemleri,

Sizler, görüntüleri bir yaşamın göksel,

Sizler, düşleri şiirin kutsal!

 (s. 273, çeviri Azer Yaran, 2003, YKY)

Şairin ölümünün hüznü anlatıcıyı da sarar. Onegin hemen bölgeden ayrılır. Tatyana kitaplara bakar.  

Puşkin’in çizdiği Onegin

Moskova’ya giden Tatyana karşılaştığı bir prensle evlenir. Sosyete toplantısında karşılaştığı Onegin onu tanıyamaz. Onegin tanıştığı yeni Tatyana’ya aşık olur, aşkını ilan eden birkaç mektup yazar. Evli Tatyana onu reddeder ve Onegin’in göndermiş olduğu  mektupları cevaplamaz.

Tekrar görüştüklerinde Tatyana,  Onegin’e onu eskisi gibi sevdiğini, ama kocasına bağlılığını bozmak istemediğini söyler.

Ama onlar, dostça buluşmalarda

Kendilerine ilk kıtaları okuduğum benim…

Onların kimileri artık yok, öbürleri daha uzaklara…

Bir zamanlar Sadi’nin söylediği gibi.

Onlar olmadan Onegin erdi sona.

Ama o, kendisiyle kurulmuş olan

Romanımdaki sevgili Tatyana ülküsü…

Ah, yazgı çok, pek çok uzak düşürdü!

(s. 388, çeviri Azer Yaran, 2003, YKY)

Çaykovski (1840- 1893)’nin Yevgeni Onegin  operası, 19.yüzyıl Rus edebiyatını ve müziğini tanımlayan dramatik yapılanmayı, karmaşık karakterler yaratmayı ve insan doğasına ait içgörüleri taşıyan örnek eserlerden biridir.

Hikaye Puşkin (1799- 1837)’den geliyor ve operanın en ilgi çekici kahramanlarından birini sunuyor:  Daha aldırmaz daha dünyevi bir adam tarafından reddedilen zeki, naif ve yeni yetme  bir kızın, zarif, zengin, aristokrat bir kadına dönüşmesinin kahramanı Tatyana’dır.  Opera,  Tatyana ve Yevgeni karakterlerinin çalkantılı, çelişkili duygularının birçok tonunu hassas bir şekilde yakalamaktadır.

20. yüzyılın ikinci yarısında Doğu Avrupalı ve özellikle Rus şarkıcı ve orkestra şeflerinin Batı’ya akın etmesi, batıdaki operaların Çaykovski’nin şaheserini üslup açısından uygun ve ilgi çekici bir şekilde gerçekleştirme becerisini artırdı. Birçok eski Sovyet bloğu opera sanatçıları performanslarına otantik bir tarz katarak destekleyici rolleri doldurdu. Slav sanatçılar dalgası, Avrupalı sanatçıların Yevgeni Onegin’de zafer kazanmasını engellemedi. Besteci Mussorgsky’nin yine Puşkin’in eseri olan Boris Godunov‘unun törensel ihtişamına ve gizemine karşılık vermesiyle iki opera da dünya çapında düzenli olarak sahnelenen Rus repertuarının ikiz kulelerini oluşturdu.

Karşılıksız aşk konuları opera bestecilerinin adeta borsası gibidir. Çaykovski, Yevgeni Onegin ile çok tanıdık bir tema üzerinde farklı bir varyasyonun çok ötesinde bir şey başardı. 2013 yılında Metropolitan Opera’da Yevgeni Onegin’i sahneye koyan yönetmen Deborah Warner için bu opera “insanlık durumunun eksiksiz bir portresini, hayata ve aşka yaklaşan gençliğin penceresinden bakarak sunmaktadır, diyor. Çaykovski’nin karakterlerine müzik aracılığıyla boyut verme becerisinin olağanüstü olduğunu ekliyor. “Shakespeare’de karakter hakkında konuşmak kadar büyük ve lüks bir konu.” Operanın özünü, “bu gençlerin yaptığı inanılmaz hatalardan” kaynaklanan bir “fırsat kaçırma”nın keşfi olarak görüyor.

Çaykovski’ye bir arkadaşı, bu destansı şiir romandan bir opera yapmayı önerdiği zaman, başlangıçta garipseyip karşı duruyor. Karşı durmasının en önemli nedenlerinden biri, Puşkin’in Yevgeni Onegin’inin Batı Avrupa’da Goethe’nin Faust’uyla karşılaştırılabilecek ölçüde kutsal bir statü kazanmış olmasıydı. Böyle bir sembole burnunu sokmak, daha baştan eleştirileri davet etmekti.

Aslında, Çaykovski’yi Puşkin’in ruhuna sadakatsizlikle suçlamaya hazır bir grup her zaman vardı. Çaykovski, eserin düz olay örgüsü anlamında fazla dramatik unsurlar taşımadığını biliyordu. Aslında Puşkin’in destanının özü, anlattığı olayların gevşek bir şekilde dizili örgüsünde değil, anlatı tarzında ve üslubundaydı. Neyse ki Çaykovski üstesinden gelip kuşkuları öldürdü. Çaykovski librettoya katkı sunan kardeşine yazdığı mektupta; “Puşkin’in mısralarıyla büyülendim ve onlar için müzik yazıyorum, onlara doğru çekildiğimi hissediyorum. “

Genellikle anlatılan hatta bestecinin kendisi tarafından ileri sürülen  temel neden, gerçek hayatta yaşadıklarının etkili olup kararına değiştirmesine yol açmasıdır. 1877 baharında, eski öğrencilerinden biri olan Antonina Milyukova, operanın ilk perdesinin merkezinde olduğu gibi Çaykovski’ye aşk itirafını yapmıştı.  

Sanatın yaşamı mı yoksa yaşamın sanatı mı taklit ettiği konusunda hayli tartışmalar yaptığımızı hatırlıyorum. Antonina’nın yalvaran mektuplarının varlığı, Çaykovski’yi Puşkin’in eserine daha duyarlı hale getirmiş olabilir. Çaykovski Temmuz ayında Antonina ile evlenmek için acele bir karar verir. Sadece üç ay süren kötü evliliğin ardından gelen ayrılık sonrası yaşanan duygusal dalgalanmalarla 1878 yılında eserini tamamlar. Opera yönetmeni Warner’e göre duygusal dürüstlük meselesi, Onegin duyarlılığının anahtarıdır: “Burada benim için en önemli şey gerçeğin peşinde koşmaktır. Onegin, Çehov ile aynı seviyede, kesinlikle aynı bölgededir. Bu insanların yaşadıklarına, nefes aldıklarına ve son derece dürüst, doğru bir şekilde hissettiklerine inanmak istiyorsunuz. “

Warner’ın Anton Çehov’a atıfta bulunması yerinde görünüyor. Çaykovski’nin sonraki yıllarda arkadaş olduğu oyun yazarı, Onegin‘in sahneye uyarlanma tarzına hayranlığını dile getirdi. Onegin, duygusal olarak açığa çıkan vinyetler zinciri şeklindeki dramaturjik yapısıyla biçimsel olarak Çehov’un oyunlarının birçoğuna benziyordu. Çaykovski, Yevgeni Onegin‘i bir opera olarak adlandırmak yerine, ona  “lirik sahneler” adını vermişti.

Besteci, Onegin‘i çalışmaya girişmeden bir yıl önce, 1876’da, Yüzük dizisinin dünya prömiyeri için Bayreuth’a gitmiş, kendisini belirgin bir şekilde Wagneryen tanrı ve kahramanlar aleminin arasında  bulmuştu. Puşkin’in romanının “kahramanca olmayan” olayları,  muazzam teatral potansiyele sahip lirik, duygusal bir gerçekçiliğin kapısını açtı. Çaykovski, büyük opera gösterilerine referans vererek -yapı taşı işlevine sahip balo sahnelerinde oynaşan ünlü dans müzikleri- karakterlerin iç dünyalarının yoğun ve samimi dramını şekillendirmiş oluyordu. Eserin en beğenilen bölümleri karakterlerin monologlarıydı.

Tatyana ve Onegin arasındaki son yüzleşme bile bir dizi solo olarak karşımıza çıkıyor: Buna aşk düetlerinin olmadığı trajik bir aşk hikayesi denebilir mi? Bugün hem Puşkin’in metni, hem Çaykovski’nin müziğiyle hakikatin izini sürmekteyiz. Operanın beklediği izleyicinin kalbine daha çok dokunmak olabilir mi?

Nükhet Eren