Doğum: 12 Ocak 1931 İstanbul

Ölüm: 19 Temmuz 2013 yılında İstanbul’da vefat etmiştir.

Yazarlığa hikâyeyle başladı. İlk yayınlanan hikâyesi Uğraşsız’dır; (Seçilmiş Hikâyeler Dergisi, 1956 Ankara) Giderek Dost, Yeni Ufuklar, Yeditepe, Ataç, Papirus, Yelken vb Edebiyat Dergilerinde yazı ve hikâyeleri yayımlandı.

Leyla Erbil, 1970 Türkiye Sanatçılar Birliği, 1974 Türkiye Yazarlar Sendikası kurucularından olup, PEN Yazarlar Derneği üyesidir. 1961’lerde Türkiye İşçi Partisi üyesi olan Erbil, Türkiye İşçi Partisi’nin Sanat ve Kültür Bürosu’nda görev almıştır. 1979’da çağrılı olarak gittiği ABD’de kendisine, Iowa Üniversitesi Onur üyeliği verilmiştir. Edebiyat Ödüllerine katılmayan Erbil, 2000- 2001 yılı Ankara Edebiyatçılar Derneği Onur Ödüllerini kabul etmiş, 2002 yılında ise, PEN Yazarlar Derneği tarafından Nobel Edebiyat Ödülü’ne ülkemizden ilk kadın yazar adayı olarak gösterilirken, “Türk dili ve edebiyata egemenliği, aynı zamanda insana, hayata ve dünyaya karşı sorumlu aydın tavrı” vurgulanmıştır. 

Yakın arkadaşı Tezer Özlü’nün, Leyla Erbil’e yazdığı mektuplar kitaplaştırılmış ve önsözünü Erbil yazmıştır. Kitabın önsözü ve Leyla Erbil’in Tezer Özlü’ye verdiği sözle yazdığı kitabı Mektup Aşkları’ndan bir alıntıyla yazarımızı anıyoruz.

Tezer Özlü’den Leyla Erbil’e Mektuplar

Leyla Erbil’in yazdığı önsöz:

Tezer Özlü ile iki konuda birbirimize söz vermiştik.

İlki evlilik kurumunu, kocaları, daha çok eşlerimizi anlatacak birer roman yazmaktı. Ben bu sözü Mektup Aşkları’yla yerine getirmeye çalıştım. Yazık ki Tezer, kendininkini yazmaya fırsat bulamadan, benimkini de göremeden hayata veda etti.

İkinci sözümüz ise, mektuplarımızı yayımlamaktı. Ortak dostumuz Harald Schmidt’in de tanık olduğu, daha sonra eşi Hans Peter’e yinelediği bu isteği ise bu kitapçıkla yerine getirmiş olacağım.

Hepimizin hayatında karşılaşmaktan, dostluk etmekten pişmanlık getirdiğimiz insanlar olmuştur. Hayatımızı güzelleştiren karşılıklı olarak yüreklerimizi değiştirdiğimiz insanlar da. Tezer Özlü benim yaşamımda, ne şanslıyım ki sayıları pek de az sayılamayacak derin dostluklar kurabildiğim bir kişi olarak yerini aldı. Tıpkı Sait Faik, Kemal Tahir, Ahmet Arif, Fikret Ürgüp, Edip Cansever, Metin Eloğlu, Nermin Menemencioğlu, Turhan Sonuç, Sevim Burak ya da bugün hayatta olan ünlü ünsüz başka dostlar gibi. Sevim Burak’ın sonunda beni düşman gibi görmesine aldırmıyorum, zira artık dostunu düşmanından ayırt edemeyecek duruma gelmiş ya da getirilmişti.

Özverinin, kardeşlik duygusunun silinip, kullanmanın, çıkar ilişkilerinin egemen olduğu bir dünyada dostlar olmadan ne yapardık bilemiyorum.

Mektuplar insanın bir başka yüzünü açığa çıkararak, edebiyat dünyasına daha sıcak bir tat sunar. Tezer’in taşkın duyarlılığından kaynaklanan yergi ve övgülerindeki coşkuya da bu mektuplarla yaklaşacaksınız.

Gerçi Tezer Özlü, okurlarıyla arasındaki uzaklığı, resmiyeti yok edebilmekte, âdeta yeni bir yazar ahlâkı sergilemekte eşsizdi. Gene de onunla karşılaşma şansına erişememiş okurların, yazarın mektuplarıyla onu daha çok sevip kucaklayacaklarına, dünyalarının zenginleşeceğine, dağarcıklarının ağırlaşacağına inanıyorum.

Öyle sanıyorum ki, Tezer de bunun bilincindeydi; ısrarla, “Mektuplarımızı bir gün mutlaka yayımlamalıyız Leylâ… ” derken bence biraz da yakınlaşmakta olan sonu sezmiş ve kendini değil, gene okurlarını, insanları düşünmüştü.

En parlak yazın dönemine girdiği anda yitirdiğimiz Tezer Özlü’yü sevgili okurlarıyla yeniden buluşturacağıma seviniyorum.

Leylâ Erbil Teşvikiye, 2 Kasım 1994

Mektup Âşıkları, Leyla Erbil

Sevgili ben’im,

Gene Trieste’ye yaklaşıyoruz. Kalbim delice çırpınıyor. Burası benim Kabem oldu Jalem. Gemi yanaştıktan sonra çıkıp orayı ziyaret edeceğim. Ne olur hakkımda öyle şeyler düşünme yavrum; ben öyle değiştim ki senin iki ay önce tanıdığın adam ben değilim şimdi. O sözlerin hem beni sevdiğini gösteriyor ve zevkle ürpertiyor beni, hem de aşkımıza şüphe düşecek diye ödüm kopuyor. Evet dediğin gibi, her an bir sürü kızla ve kadınla iç içeyim, elimde bütün fırsatlar mevcut ama ben senin Mecnunun değil miyim Jalem?

Ben, çırılçıplak bir derya Kleopatra’yla yalnız kalsam bile gözüm senden başkasını görür mü?. Senden başkasına gözlerim kör, ellerim taş, dudaklarım buzdur. Haram bana başka kadınlar Jalem, benim samimiyetime inan, yalan söylemiyorum, ben sana olduğu kadar Allaha da sözlüyüm, artık ikinizi ayırmıyorum ki. Beni tanı küçük karıcığım, sen bensin; ben kendime de kıyarım sana ihanet edersem. Allah bize bizden başkasını göstermesin sevgilim, ben her saniye nasıl seni düşünüyorsam sen de her saniye beni düşün, bizi, tek parça olan bizi düşün. Seni önce Allaha, sonra bize emanet ediyorum.

Şimdi kaptan köşküne çıkmam ve gemiyi hazırlamam gerek ve bu limandan senden gelecek olan mektubu alacağım; içim içime sığmıyor sevgilim.

Senin İhsanın

Hazırlayan: Zeynep Pınarbaşı