Bedenini sarmış baharı büyüterek yaşamak
içine hapsettiğin ölümün özgürleşeceği ana kadar.
Sana dokunan hayatları çoğaltarak, dokunduklarını unutmadan yaşamak
sevenleri duyumsayarak, sevmeyeni anlayarak.
Sudaki yosunla, balıkla, hayat veren mercanla nefes almak birlikte.
Topraktaki karıncayı, kökü, gövdeyi, gökyüzünde kanat çırpanı
süzülüp böceği kovalayanı yaşamdaşın bilerek yaşamak bakmadan kim olduğuna.
Ölene üzülerek, ölüme kafa tutana sevinerek solumak havayı, uçanla yarışırcasına.
Yaşadığının farkında olarak yaşamak yaşamayacağını bilerek günün birinde.
Sevgiyi üreterek çoğalmak ömrün ağacında sevişircesine ölümle.
Açlığı tüketerek yaşamak suya olan, ekmeğe ve de toprağa
nefesini tüketircesine öpmek ihtiyacı olanı ihtiyaç duyduğunu.
Boğuşurcasına değil okşarcasına sarılmak dalgasına okyanusun, fırtınasına rüzgarın.
Yaşamak bir yıldız kadar uzak her şeyden, bir yaprak gibi sarmaş dolaş mutlulukla
bir ırmak gibi yırtarak sessizliğini taşın, gövdesinden koparılmış dalın, hayat verircesine.
Zamandan bağımsız ama onunla iç içe yaşamak aldırmadan geçip gidenin hangimiz olduğuna.
Yapaylığına düşmeden yoldaşlığın, dostluğun içinde büyüttüğün aşkla yaşamak.

Hamit Ergüven