“Pulitzer Ödülü’nü hak edecek bir şey yaptığım için, bana çizgi roman sanatçılığı dışında bir vasıf yakıştırdılar.” Art Spiegelman Holokost’un kişisel tanıklıkları üzerinden anlattığı çizgi roman kitabı Maus‘la 1992 yılında Pulitzer ödülü aldığında bu yorumu yapmıştı. Çizgi Roman 20’inci yüzyılda doğan birkaç yeni sanat formundan biri.  

Suat Yalaz’ın çizgi roman hayatının başlangıcı dönemsel bir sebebe dayanır. 1950-54 arası çizgi roman, gazeteler için yeni tiraj unsuruydu. Daha zor ve zaman alıcı da olsa üretene iyi para getiriyordu. Onlarca karikatürist bu arz talep dengesinde çizgi romana yöneldi. Güzel Sanatlar Fakültesi Resim bölümü mezunu Suat Yalaz, reel çizgileriyle bunlardan biriydi. Karikatür çiziyordu fakat çizgileri gerçekçi ve desene yakındı.

O dönemi Suat Yalaz şöyle anlatıyor:

“Ankara da konservatuarın tiyatro bölümü sınavlarına giriyorum. Yanımda yazıp, çizdiğim İkizler Çiftliği var. Ahmet Evintan’a gösterdim. Resimleri beğenmedi ama diyalogları kimsenin yardımı olmadan yazdıysan aşk olsun dedi. O çalışmayı yaparken ben çizgi romanın nasıl yapıldığını bilmeden yani kurşun kalemsiz direkt çinileyerek yapıyorum.O dönem Vatan gazetesinde Bedri Koraman, Altan Erbulak ve Çetin Özkırım’ın odası genç çizerler için buluşma yeri gibiydi. Bedri’ye nasıl buldun dedim. Çok kötü, yalnız kurşun kalemi çok iyi silmişsin, dedi. Anlamadım, ne kurşun kalemi orada kurşun kalem yok dedim. Herhalde direkt çiniyle yapmadın, dedi. Başka nasıl yapılır ki dedim. Anlattı. Meğer iş öyle yapılırmış. Böyle bilinçsizce başladım. Sonra çizgi romanı iyi takip ederek, biraz da sinema tutkusuyla American Comics tarzını iyi yakaladığımı sanıyorum. O çalışmayı sonra Tan’a sattım. Hatta Nedim Otyam filmini yapmak istedi. Nedense olmadı.

Suat Yalaz çok kısa sürede yerli çizgi romanın en popüler ismi olacaktır, genelde çizgi roman bir popüler kültür malzemesi olsa da, okur yalnız kahramanlar tanınır. Çizerler genellikle işin mutfağında kalır. Suat Yalaz ise okurla başka bir iletişim kurar en az Karaoğlan kadar popülerdir, okuyucular yolda durdurup imza isterler.

Karaoğlanın doğumunu Suat Yalaz  OdaTv’deki  köşe yazısında söyle anlatır:

Beni Akşam gazetesine  çağıran ünlü “Büyük Türk Romanları” yazarı, benim pîrim, gençlik idolüm  Ziya Kozanoğlu.. Çizer Ratip Tahir üstadımızın yerine, geçici olarak, birkaç aylık, konusunu onun vereceği bir resimli-roman çizmemi istiyordu.

Üstadım, sağolun ama, neyi çizeceğim?

Kozanoğlu, gür sesiyle, kükrer gibi Viyana Mıhasarası, dedi. Kusura bakmayın, ben Viyana Muhasarası’nı çizmem, dedim.

 Efendim ?

Ben Viyana Muhasarası’nı çizmem.

Sebep ?

Çünkü, emperyalizm. Ne işimiz var elin ülkesinde? Bir yanda, Amerkan 6’ncı Filosu’nun askerlerini “Go Home!” diyerek Dolmabahçe’den denize atacağız, solculara “Moskova’ya!” diye bağıracağız.. Sonra da kalkıp “ Viyana şehrini nasıl kuşattığımızı anlatacağız! Biraz ayıp olmaz mı halkımıza gençlerimize?

Malik Yolaç, dayanamadı araya girdi:

Peki, sen neyi çizmek istersin?

İlk Türkleri.. “Gök Türkler’i !

Ziya Bey, dev adam, büyük tarihçi hiç beklemediği bu direniş karşısında küplere binmişti.

Yahu kardeşim, biz sana, Osmanlı’nın en muhteşem döneminden bahsediyoruz, sen bize Türklerin en yoksul dönemini öneriyorsun.

Yoksul ama soylu bir dönem üstadım, Ben sizin, “Atlı Han”, “Kızıltuğ”, “Gültekin” gibi Romanlarınızla büyüdüm. Çağrılınca, öyle bir şey yapacağımızı sanmıştım.

Bab-ıali kariyerimde hayatımı değiştiren muhteşem bir “Malazgirt Meydan Savaşı” kazanmıştım o gün.

Kaan karakteri o gün doğmuştur, ileri de Karaoğlan’a gidecek macera başlamıştır. Gazete yeni çizgi romanlarla iyi tiraj elde eder. Malik Yolaç’ın Kazım Taşkent’ten 3000 satarken aldığı Akşam, birkaç yıl içinde 130 bin tirajla, büyük gazeteler arasına girer.

Karaoğlan, 1963-2002 yılları arasında, farklı gazetelerde tefrika olarak ve dergi olarak okunmaya devam eder.  1965 yılında da baş rolünde Kartal Tibet’in olduğu ilk sinema filmi yapılır, yıllar içinde toplam 7 film yapılır. Senaryoları Suat Yalaz yazar.

 Yalaz’ın Fransa’ya yerleşmesinin ardından Ağustos 1971’de Kebir adlarıyla Karaoğlan serüvenleri Fransızca olarak yayımlanmaya başlar. Kara Oğlan, yurt dışında düzenli olarak yayınlanan ilk Türk çizgi romanıdır. Ardından gelen birçok romana öncülük etmiştir. Suat Yalaz, Teksas Tommiks gibi genelde yabancı çizgi roman kahramanlarının egemen olduğu ülkemizde, özgün çizgi roman kahramanını toplumda bir ikon haline getirerek, Türk çizgi romancılara yeni ufuklar açmıştır. Edebiyat, sinema, plastik sanatlar ve yayıncılık alanlarını kapsayan bir çalışmadır Karaoğlan. Onun öncülüğünde Orhan Alev, İlban Ertem, Suat Gönülay, Kemal Aratan, Necdet Şen, Galip Tekin… farklı Türk çizgi romancıları eserlerini yayınlayacak ortam ve okur bulmuşlardır.

Karaoğlan dışında çok okunan Son Osmanlı Yandım Ali’yi de çizer. Ayrıca Yalaz, Enver Paşa Efsanesinde çizgi romanlarda pek az rastlanan, maceranın yanı sıra, olayları belgelere dayandırarak okuyucusuna aktarmıştır. İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin kurucusu ve önderleri arasında bulunan Enver Paşa’nın maceralarına Abdülhamit, Talat Paşa, Cemal Paşa, Bekir Sami Bey, Mustafa Kemal Paşa ve İsmet İnönü gibi önemli isimler eşlik ederler.

1 Ocak 1932 doğumlu Karaoğlan”ın yazarı çizer Suat Yalaz hayatını kaybettiği 3 Mart 2020 tarihinde neredeyse onun kahramanı kadar popüler bir kahraman olan “Kara Murat”ın çizeri, ressam Abdullah Turhan da vefat etmesi, uzun zamandır kan kaybeden Türk çizgi roman sektörünün acı bir tesadüfüdür.  

Kaynaklar:

Türkiye’de çizgi roman Levent Cantek

https://wannart.com/icerik/20010-turk-cizgi-romaninin-yapi-taslarindan-karaoglan

https://derinhakikatler.blogspot.com/2014/12/karaoglan-hakknda.html

egoist okur : Suat Yalaz: Çizgi roman 50 milyon dolar harcamadan film çekmenin kısa yolu

Frpnet. Çizgi roman nedir