Roald Dahl
Roald Dahl ve Wes Anderson paydaşlığında ortaya çıkan filmlerin en yenilerinden olan “Şeker Henry’nin İnanılmaz Hikayesi” filmi 2023 yılında Netflix platformunda yer alarak oldukça ses getiren yapımlardan biri oldu.
Bu ikilinin uyumunu geçtiğimiz yıl sinemaya aktarılan dört Roald Dahl öyküsüyle pekiştirmiş olduk.
Roald Dahl; Charlie’nin Çikolata Fabrikası, Charlie’nin Büyük Cam Asansörü kitaplarıyla tanınan çocuk edebiyatında önemli isimlerin arasında yer alan yazarlardandır.
Bugüne kadar farklı yönetmenler tarafından birçok öyküsü sinemaya aktarıldı. Bunlardan en bilineni “Charlie’nin Çikolata Fabrikası” çok kişinin defalarca izlediği bir yapım oldu.
Roald Dahl ve Wes Anderson’un yolları 2009 yılında “Yaman Tilki” öyküsünün sinemaya aktarılmasıyla birleşti. Yaman Tilki, 87 dakikalık uzun metrajlı filmlerinden. Wes Anderson’un animasyona geçiş yaptığını bu film ile görmekteyiz. Aynı zamanda bu öykü için fabl tarzı olduğunu söyleyebiliriz.
2023 yılında Wes Anderson oldukça çalışkandı. Gösterime giren beş filmin dört tanesini Roald Dahl’ın öykülerinden uyarlama kısa filmlerdir. Kuğu, Zehir ve Fare Avcısı öyküleri on sekiz dakikalık film olarak Netflix platformunda seyirciye ulaştı. Akran zorbalığını gördüğümüz “Kuğu”, Korkunun uzun süreli beklemede insanda ortaya çıkardığı duyguları anlatan “Zehir” ve uğraştığı işle haşır neşir oldukça insanın kendini ona nasıl kaptırdığı olumsuzlukları dahi görmeden ona dönüşümünü anlatan “Fare Avcısı” filmlerini izlemenizi tavsiye ederim.
Bunların dışında başka yönetmenler tarafından beyazperdeye aktarılan Cadılar ve Matilda filmleri de izlemeye değer yapımlardır.
Roald Dahl’ın “Şeker Henry’nin İnanılmaz Hikayesi” adlı öyküsü yine Wes Anderson tarafından otuz dokuz dakikalık bir film olarak Netflix platformunda gösterime girdi.
Film öyküyle paralel olarak ilerleyen, kurgusu ve diyalogları değişmeyen bir yapım olmuş. Diğer tüm Wes Anderson yapımlarında olduğu gibi bu filmde absürt bir durumu son derece ciddi ifadeyle oynayarak, komik bir repliğin aynı ciddi ifadeyle söylemesi üzerine kurulu olan Dead Pen tekniğiyle seyirce karşısına çıkmıştır.
Wes Anderson’un Roald Dahl senaryolu filmlerinde bir anlatıcı vardır. Önce size hikâyeyi kitaptan okur gibi anlatmaya başlar. Film boyunca anlatıcıyı dinleriz. Aynı zamanda yazar zaman zaman içine girerek öyküye dokunuşlar yapar. İzleriz, içindeki bir karakterden dinleriz, yazarın katılımıyla yeniden olaylara bakarız. Sinema diliyle beraber hikâye anlatıcılığı tekniğini kullandığı bu filmler farklı bakış açılarını bize sunar.
Film, yazarın Şeker Henry’i anlatmasıyla başlar. 41 yaşında, zengin, hayatı boyunca çalışmamış ne iyi ne de kötü bir insan olduğunu söylediği Henry’nin, bir arkadaşının evinde sıkıldığı bir esnada ev sahibinin kütüphanesine girdiğinde gördüğü el yazması küçük bir kitabı fark etmesiyle diğer hikâye başlar. Deftere yaşadıklarını yazan Doktor John Cartwright, Bombay’da bir hastanede cerrahlık yaparken gelen bir hastayı anlatır. Hintli İmrat Han bir panayırda gösteriler yapmaktadır. Gözleri bağlıyken bile her şeyi gördüğünü söyler. Panayırda bunu gösteri olarak sunduğunu anlatır. Doktorlardan gözlerini bağlamasını ister. Önce şaşkınlık yaşayan doktorlar İmrat Han’ın gözlerini açamayacağı bir cerrahi madde ile yapıştırıp oldukça kalın bir sargıyla kaplarlar. Ona sorular sorar kapalı gözlerle her şeyi gördüğünü anlayınca şaşırırlar. İmrat Han doktorları şaşkınlığa uğrattıktan sonra hastaneden çıkarken hiç sorun yaşamadan indiği merdivenleri gören insanları, ardından sokağa çıktığında kapalı gözlerle bindiği bisikletle gözden kaybolunca ona bakan herkesi şaşkınlığa uğratır.

Merakına yenilen doktor akşam gösteriyi izlemeye gider. İmrat Han ile sohbet ederek bu olayın sırrını öğrenir. Öğrendiklerini detaylı bir şekilde kaleme alır. Öncelikle filmde İmrat Han’ın hikayesini izleriz. Benerci adında bir Yogi’nin becerileri duyan genç İmrat Han bu becerileri kullanarak daha çok para kazanmanın yollarını aramaktadır. Hikayesi buradan başlar. Sonrasında Benerci’yi bulması, ondan eğitim alması, ardından kendini geliştirmesi ve bu becerilerini kullanmasını izleriz.
Kitapta ve filmde en başta Henry’nin hikayesini anlatırken yazar şunu söyler; “Onların hepsinin -yani bu tür zenginlerin- ortak paydaları olan bir özellikleri vardır. Hepsi de şimdi olduklarından daha zengin olabilmek için dayanılmaz bir dürtü duyarlar içlerinde. Bir milyon sterlin yetmez onlara. İki milyon da. Daha çok para edinmek konusunda doymak bilmez bir hırs vardır içlerinde. Bunun nedeni de sürekli olarak bir sabah uyandıklarında bankada hiç paraları kalmadığını görecekleri korkusuyla yaşıyor olmalarıdır.”
Bu hırsın dürtüsüyle Henry bu yöntemle daha çok para kazanmanın yollarını düşünür. Nesnelerin arkasını görebilmeyi öğrenecektir. Kapalı bir iskambil kağıdını okuyabilirse dünyanın en zengini olabilir. Aslında Şeker Henry oldukça zengindir. Yine de bu doyumsuz tarafını tatmin etmez.

Zenginliğini arttırmayı planlar. Mucizevi, akıl almaz yeteneği kazandıkça maddi dünyaya olan ilgisi kaybolur. Henry istediğini elde edecek duruma gelince yaşama dair hevesi azalır, evine sığdıramadığı banknotları görünce bildiğimiz zengin Henry mizacına ters bir şekilde kazandığı paraları saçmaya başlar. Sokakta bir kargaşa oluşunca olaya müdahale eden polis, Henry’e kızar ve şöyle seslenir; “Balkondan savuracağına, hayra yarayacağı bir yere verseydin ya! Bir hastaneye örneğin. Ya da bir öksüzler yurduna. Barındırdığı çocuklara Noel’de bir armağan bile alamayacak kadar züğürt olan yüzlerce öksüzler yurdu var ülkede! İşler böyleyken senin gibi ömründe zorda kalmak neymiş bilmeyen kıl herifin biri kalkıp onca parayı havaya savuruyor! Beni çıldırtıyor bu! Gerçekten çıldırtıyor!”
Polisin söylediklerinden etkilenir. Kendine bir ekip kurarak dünyanın dört bir yanındaki kumarhaneleri gezerek para kazanmaya devam eder. Kazandığı paraları yetimhaneler için kullanır. Henry hayatının amacını bulmuş, başta tanıdığımız Henry’den başka birine dönüşmüştür.
Henry’nin içe dönüşünü, kendine olan yolcuğunu adım adım okuruz, izleriz.
Film boyunca yönetmen Wes Anderson’un renkleri bir ressam kadar iyi kullanışı bizi izlediğimiz filmin içine alır. Bunun yanında masalsı anlatımıyla oldukça etkili bir film olmuştur.
Roald Dahl ve Wes Anderson ortaklığında oluşan filmlerin tadını unutamayacaksınız. Çocukluğumuzun renkli hikâye kitaplarının içine daldığınız hissine kapılıp oldukça ünlü, başarılı oyuncuların size sunduğu sinema şölenine kapılmanız dileğiyle.
Keyifli okumalar ve izlemeler dilerim.

Bu güzel yorum icin cok teşekkür ediyorum. Ve derhal Netflix üyeliğimi yeniden başlatıyorum:) Üyelik ücretini çok arttırdiklarinda kızıp üyeliğimi bitirmiştim.
Teşekkürler; hemen izliyorum…..