Seslensem
bir kaşık yağ için,
ulaşır mı sözcükler
Habib-i Neccar’ın mağaralarına,
yeryüzünün uğultusunda
kaybolmadan biz.
Duyar mı çocuklar
daha güçlü haykıran
oyuncakları,
duymadan siz.
Dağıtır mı şekerlerini
Alexandreia’ın gemileri
Bakmaksızın kime verdiğine .
Yoksa alır gider mi
Musa dağından
ayrılık acısını taşıyacak
bez bebekleri.
Aynalar parçalanırken
sığar mı
alt üst olmuş yaşamlar
hüzün duvarlı evlere.
Savurur mu
Amanos’un etekleri
yüreğe sıkışmış nefesleri,
gitmeden başka diyarlara
biz.
Duyar mı Yorgo,
duyar mı Leyla
ya da Jemma‘ya sarılmış
Romani
Akdeniz’in kucakladığı
hayata renk katan
sesleri.
Silkelerken güvercin
kanadındaki
kurşuna bulaşmış tozları,
görebilir misiniz
köpeğin uzanan ele
mahzun bakışını.
Debkedeyken
okşar mısınız ağacı
zamansız dökmesin diye,
damarlarında can dolaşan
sararmamış yapraklarını.
Doldurur mu zılgıtlar
haykırışlarda gizlenmiş
suskunluğun boşluğunu
sevgi dolsun diye
yürekleriniz.
HAMİT ERGÜVEN
TEMMUZ 2024

Hamit Ergüven tüm yazılarına ulaşmak için tıklayınız:

Çok duygulu ve dolu dolu mısralar. Olgunlaşmış meyvelerle dolu bir ağaç gibi…
TEŞEKÜRLER