Türkiye Yazarlar Sendikası Genel Başkanı Adnan Özyalçıner’le 50.yıl Söyleşisi
ADNAN ÖZYALÇINER:
“TOPLUMDAKİ ÇÖKÜNTÜ
YAZINI, YAYINCILIĞI OLUMSUZ ETKİLİYOR’’
Çetin Yiğenoğlu
Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) Genel Başkanı Adnan Özyalçıner, Türkiye’nin siyasal, ekonomik, ekinsel açıdan uğradığı yıkımın, pahalılığın, enflasyonun getirdiği çöküntünün yazını, yayıncılığı olumsuz etkilediğini, görünüşe göre daha da etkileyeceğini, kitap basımının, baskı sayısının, dolayısıyla okur sayısının azalmasına yol açtığını söyledi.
Özyalçıner, düşünce ve ifade özgürlüğünün kısıtlanması, yasaklamalarla baskılar yüzünden sansürlenmiş, otosansüre uğrayarak daha çok içe dönük, bireyci bir yazının ön aldığını, çok satarlığın getirdiği yüzeysel bir dille anlatımın sürdürülmeye çalışıldığına dikkat çekti.
Büyük sermayenin yaptığı yayıncılığı halkı sömürmek diye nitelendirirken uygulanan politikanın yanlışlığını vurgulayan Adnan Özyalçıner, “Kültür ve sanat etkinliklerinin yasaklanmasını, yapılan baskıları düşünürsek hem nicelik, hem nitelik açısından okuru/okurluğu ara ki bulasın,” dedi.
TYS için hazırlanan kitap için görüştüğümüz Adnan Özyalçıner’e sorularımız ve yanıtları şöyle:
Çetin Yiğenoğlu (ÇY)-TYS’nin (Türkiye Yazarlar Sendikası) 1 numaralı kurucu üyesi, şu anda da Genel Başkansınız. Sizin için TYS’nin belleği demek yanlış olmaz sanırız. TYS’yi kurarken neleri amaçlamıştınız? 50. yılında neleri yaptığını, neleri yapamadığını düşünüyorsunuz?
Adnan Özyalçıner (AÖ)-Türkiye Yazarlar Sendikası 12 Mart 1971 muhtırasının getirdiği baskıların ardından kuruldu. Kitapların toplatıldığı, yakılıp yok edildiği, yazarların hapse atıldığı, işkencelere uğradığı günlerin ardından. Sendika Aziz Nesin ile Yaşar Kemal’in girişimiyle 70 kişilik şair, yazar, gazeteci, sinemacılardan (senarist) oluşan bir grup yazarca 1974 yılının şubat ayında kuruldu. Baskılara karşı örgütlü mücadeleyle güç kazanmaktı amacımız. Bu tutum, sendikamızın ana tüzüğünün 3. Maddesinde aynen şöyle belirtilmektedir: “Bu sendika sermaye emek çelişkisinde; sermayeye karşı disiplinli bir güç olmak ve emeğin örgütlenmesi ihtiyacından doğmuştur. Amacı:
Yazarlığı meslek edinmiş kişilerin emeğini sermayeye karşı korumak;
Hukuki, sosyal, kültürel, ekonomik temel hak ve özgürlükleri korumak, saptamak ve geliştirmek;
Tam bir söz ve yazı özgürlüğünün gerçekleştirilmesi ve korunması için her türlü yasal mücadeleyi yürütmektir.”
Sendikamız 50 yıldır düşünce ve ifade özgürlükleri ile insan hak ve özgürlüklerinin baskılanmaları karşısındaki mücadelesini sürdürmektedir. 50 yıl içinde haber bültenleri, dergiler çıkardık. Yitirdiğimiz birçok yazar adına anısal kitaplar bastık/basıyoruz. Yazınsal ya da siyasal, politik baskılar karşısında bildiriler yayınlıyor, bu konularda Gazeteciler Cemiyeti, PEN Yazarlar Derneği, Yayıncılar Birliği gibi örgütlerle birlikte yapılan oturumlara konuşmacı olarak katılıyoruz. Kitap fuarlarında Türkiye Yazarlar Sendikası adına standlar açarak yazarlarımızın kitaplarını imzalamalarını sağlıyoruz. Sendikamızın çalışmaları içinde Balkan Yazarları Kongresi gibi düzenlerinin yanısıra Balkan ülkeleri yazar birlikleriyle karşılıklı anlaşmalar yapmış olması da yer almaktadır. Bugün de İran Oyun Yazarları Birliği gibi yazar örgütleriyle uluslararası karşılıklı ilişkiler kurduk/kurmaktayız.
Depremin altüst ettiği Antakya/Hatay’da üyelerimizin ve sivil toplum örgütlerinden kimilerinin katkıları, Hatay temsilcimiz Mehmet Karasu’nun desteğiyle 17 Aralık 2023’te sendikamız adına konteyner bir kitaplık açtık.
Sendikamız yazarla yayıncısı arasında doğacak iş anlaşmazlıklarıyla ücret uyuşmazlıklarına hukuki müdahalelerde bulunabilir, kınama, dava açma gibi eylemlere girişebilir.
Yazarları Sosyal Güvenlik Kurumu güvencesine kavuşturarak hastalık, ihtiyarlık sigortalılığı sağlamaya çalışabilir.
Evlilik, doğum, hastalık, yaşlılık, ölüm gibi durumlarda yararlı olacak sandıklar kurabilir/kurulabilir. Bu konuyla ilgili TYS Yazarlarla Dayanışma Derneği adlı bir dernek kurduysak da üyelerimizin ilgisizliği karşısında yürütemediğimizi belirtmek isterim.
Politik ya da başka baskıcı nedenlerle eserlerini yayımlayamayan yazarların yayımını bir yayım kooperatifi kurar ya da kurdurarak üstlenebilir. Bütün bu saydıklarım amaçlarımız arasında yer alıyorsa da sendikamızın parasal gücünün olmayışı, üyelerimizin bu konuda dayanışma göstermemesi dolayısıyla yerine getirilememiştir.
ÇY-Günümüz Türkiye’sinde –ekonomik, sosyal, siyasal, ekinsel açıdan– büyük bir yıkım yaşanıyor. Bunun yazına, yayıncılığa etkisi nedir sizce?
AÖ-Siyasal, ekonomik, ekinsel açıdan uğradığımız yıkım, pahalılığın, enflasyonun getirdiği çöküntüyle yazını da yayıncılığı da azalan baskı sayısı, azalan kitap, azalan okur, her gün daha da azalarak etkilemiştir/etkileyecektir.
ÇY-Yazınımız 50 yıl öncesine göre ne durumda?
AÖ-Yazınımızda 50 yıl öncesine göre nicelik ve nitelik açısından bir ilerleme görünse de düşünce ve ifade özgürlüğünün kısıtlanması, yasaklamalarla baskılar yüzünden sansürlenmiş, otosansüre uğrayarak daha çok içe dönük, bireyci bir yazın ön almıştır. Bunda anamalcı düzenin edebiyatı meta haline getirmesinin, edebiyat yerine reklam değerini öne çıkarmasının payı da göz ardı edilemez. Çok satarlığın getirdiği yüzeysel bir dil ve anlatım sürdürülmektedir. Öte yandan insan ve toplum gerçeğini bütün baskılara, yasaklamalara karşılık elden bırakmayan şairlerle yazarlarımız, eleştirmenlerle denemecilerimiz edebiyatımızın ilerlemesine, değerini korumasına katkıda bulunmayı sürdürmektedir.
ÇY-Gazete, kitap tirajlarının düşük olmasında suç yalnızca piyasacılığın, sosyal medya araçlarının mı?
AÖ-Büyük bir ekonomik kriz yaşıyoruz. İçine düştüğümüz/düşürüldüğümüz enflasyon ve hayat pahalılığının tiraj düşüklüğüne neden olduğu bir gerçek. Buna bağlı olarak kitap fiyatlarının yüksekliğini, okur yazarlık yerine geçim derdine odaklanılması eklenebilir.
ÇY-Yaklaşık 100 yıl önce dil devrimi yapılmış bir ülkede, okur-yazarlığın niceliksel durumunun ötesinde, nitelikli/etkin okurluğun gelişmemiş olmasını nasıl yorumluyorsunuz?
AÖ-Eğitimde fırsat eşitliğinin ortadan kaldırılarak paralı eğitime yer verilmesinin payı vardır. Eğitim öğretimdeki geriye gidişin, okuma yazmanın önemsizleştirilmesinin de payı büyüktür.
Hele kültür ve sanat etkinliklerinin yasaklanmasını, yapılan baskıları düşünürsek hem nicelik, hem nitelik açısından okuru/okurluğu ara ki bulasın.
ÇY-Türkiye’de yayıncılık dünyasının içinde bulunduğu durum hakkında ne düşünüyorsunuz?
AÖ-Türkiye’de yayın yapmak hem yasaklamalar ile baskılar hem ekonomik açıdan yaşanan sıkışıklıklar göz önüne alınırsa bir özveri sayılmalı, halka hizmet olarak görülmelidir. Büyük sermayenin yaptığı yayıncılıksa halkı sömürmek olmalıdır.
ÇY-Bu yıl (2024) TYS’nin 50. yılı kutlanıyor. Üye sayısı 70’lerden 800’lere ulaşmış. Bu sayıyı Türkiye gibi bir ülke için gerek nitelik, gerekse nicelik açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?
AÖ-80 milyonluk bir ülkede okur sayısının binlerle ifade edildiği düşünülürse bu üye sayısına hem niteliksel hem niceliksel açıdan şükretmemiz gerekmez mi?
ÇY-TYS son yıllarda birçok temsilcilik açtı. Bunların arasında Doğu, Güneydoğu kentlerinde TYS temsilciliği bulunmuyor. Neden?
AÖ-Temsilcilik açılacak bölge ya da kentlerde üye sayısının en az 10 ya da 10’u geçmesi gerekmektedir. Örneğin Çukurova ile Antakya-Hatay’da üye sayımız açısından uzun süreden beri temsilciliklerimiz çalışmalarını sürdürmektedir.
ÇY-Başta Türkiye, yurtdışında düzenlenen kitap fuarlarını TYS’nin işlevi konusunda –eleştiri, özeleştiri açısından- nasıl değerlendiriyorsunuz?
AÖ-Türkiye’de TÜYAP’ın düzenlediği kitap fuarlarına sürekli katılarak, üyelerimizin kitaplarını imzalayıp etkinlikler düzenlemelerini sağlıyoruz. Çağrılı olduğumuz/olacağımız kitap ve kültür fuarlarına da katılmaktayız. Bu durumun dış ülke fuarları için de geçerli olması istek ve dileklerimiz arasındadır.
ÇY-TYS bültenleri GÜZ, İLKYAZ, KIŞ gibi yayınlarınız var. Daha önce Edebiyat Dergisi, Güzel Yazılar, TYS Yazarlar Dünyası gibi artık yayınlanmayan organlarınız da var. Bunlardan biraz söz eder misiniz?
AÖ-Sendikamız baştan bugüne üyeleriyle yayın yoluyla ilişki kurmuştur. Adını ettiğiniz haber bültenleriyle ürünlerin de yayınlandığı sanat edebiyat dergileri çıkarmıştır. Bugün için yazın dergisi çıkarmak parasal açıdan, satışı garanti edilmedikçe güç bir iş. Güz, ilkyaz, yaz, kış haber bültenlerimizi bile artık basılı çıkaramıyoruz. Etkinlik haberlerimizi, sendikal çalışmalarımızı üyelerimizle dijital ortamda paylaşıyoruz artık.
ÇY-Daha önce Yıldız Sarayı’nda açılan “Edebiyat Müzesi-Yazın Belgeliği”nin siyasal iktidarın hışmına uğradığını biliyoruz. Şimdiki durumu hakkında bilgi verir misiniz?
AÖ-İlerde bir “Edebiyat Müzesi” oluşturacak “Yazın Belgeliği”miz şu anda Kadıköy Yeldeğirmeni Kemal Tahir Kütüphanesi’ndeki bir odada sergilenmektedir. Aynı kütüphanedeki bir oda da şiir kitaplarının bulunduğu “Şiir Kitaplığı”na ayrılmıştır. Sendikamıza sağladığı bu olanak dolayısıyla Kadıköy Belediye Başkanlığına teşekkür etmeyi bir borç biliriz.
ÇY-TYS’nin İstanbul Anakent Belediyesi (İBB) ile gerçekleştirdiği “Edebiyatın İstanbul’u Yazar Söyleşileri”ni Anadolu’da, Ankara, İzmir, Adana gibi kentlerde de yapmak ister misiniz?
AÖ-Temsilciliklerimizin bulunduğu belli başlı kentlerde, kent kültürüne katkıda bulunacak bu tür yazar söyleşileri düzenlenebilir/düzenlenmelidir.
Mart 2024’te yayımlanan “Çukurova Ödülü 2024” kitabından alıntıdır.
Adnan Özyalçıner’in Pazartesi14’te yayımlanan diğer söyleşileri:
