Tolstoy’un ünlü hikayesindeki soru; İnsan neyle yaşar?”

Bir ay önce maddeleri değiştirilen ve artık adıyla ruhu tamamen ters olan Hayvanları Koruma Kanunundan can dostlarımızı mahalleli olarak korumaya çalışırken dilimde yine bu soru;“ İnsan neyle yaşar?”

Beş asırdır, batılı seyyahların hayranlık ve şaşkınlıkla yazılarında yer verdikleri bu topraklardaki eski ahit, Osmanlı coğrafyasının eşsiz merhamet medeniyeti, yeni yasayla bozuldu mu? 

Bir yasa nelere kadir olabilir?

Doğanın kendi yasaları var mesela; yerçekimi yasası, termodinamiğin dört yasası… Bir de asırlara dayalı yaşam pratiğinden süzülerek oluşmuş kimi toplumsal yasalar vardır; ahlaki, dini değerlerimizi, erdemlerimizi vurgularlar. İslam bir merhamet dinidir öyle ki Allah’ın sıfatlarından biridir Rahman. Bin yıldır hükmünü süren İslam’ın başat değeri ve vurgusudur: tüm canlılara merhamet… Nihayet, sözünü ettiğimiz bir yasama organının oylama ile çıkardığı yasalar vardır. Bunlar da bir siyasi iktidar tarafından çıkartılıp, nitekim o iktidar değiştiği vakit de, kolayca değiştirilirler. Demek ki, bu yasaların birbiriyle uyumu gerekli.

Montaigne, Kanunlar Üstüne’ adlı denemesinde şöyle der: “Kanunlar doğru oldukları için değil, kanun oldukları için yürürlükte kalırlar… Nasıl olursa olsunlar, yapanlar insandırlar nihayet, her yaptıkları şey ister istemez sudan ve değişkendir. Kanunlardan daha çok, daha ağır, daha geniş haksızlıklara yol açan ne vardır?”

Bir meclis, yerçekimi yasasını yasaklayabilir mi?

Bir meclis ve yasa; merhameti suçlu ilan edebilir mi?

Ve yasa, vicdanı bu topraklardan sürgün edebilir mi?

Ve dört büyük kutsal kitapta aynı şekilde tanımlanmış iyiliği kötülük, kötülüğü iyilik olarak sunabilir mi?

Nazi partisinin çıkardığı 1935 Nürnberg yasasını ve getirdiği büyük insani felaketi hatırlayalım; o günün yasal iktidarının çıkardığı bu yasayla altmış milyon insan öldürüldü. Bugün Almanların utanç yasası olarak andıklar o yasa yürürlükteyken Yahudi bir dostunun yaşamını kurtaranlar da ağır suçluydu, bugün ise insanlık erdeminin ve vicdanının en üst dereceli temsilcileridir.

Şu günlerde mahalle sakini köpeklerimizin her biri için ayrı mücadele ediyoruz ve elimizin erişemediği pek çoğu, tarihimizin en büyük katliamına dönüşen bir cinnetle öldürüldü.

Ancak bu kötülük dalgasının geçip sona ermesini beklerken, insanlaşma derecemizi düşürmeyeceğiz. İnsan kalmakta ısrarımızdan vazgeçmeyeceğiz. Her köpeğimizin ve kedimizin mahalledeki varlığını tek tek savunacağız.

Sen de bizimle ol…

Tolstoy’un hikâyesinde dendiği gibi, “…oysa insanın içinde sevgi vardır ve insan kendi dışındaki canlılara gösterdiği sevgi (merhamet) ile yaşar.”