Güneşe selam durduğumuz

ayın okşadığı yerdir

meskenimiz.

Taşırız tutkularımızı

özgürlüğe bulaşmış kanatlarımızda

bıkmaksızın.

Kucaklar bizi

suyun kıpırtısı

saklarız nefesimizi

solungacımızda

ister diye bebelerimiz.

Sessizlikte gezeriz

toprağın ya da suyun

sessizliğinde

tutarız elinden

başlayan gecenin. 

Kumdan yapılmış yuvalarında

açsın diye gözlerini yavrularımız

sınır tanımayan yaşama

binlerce kilometre götürür bizi

arzularımız

oynaşarak mercanlarla.

Gezeriz

ormanın sevgi yollarında.

Kükredikçe biz

inler yer gök

gizler hışırtısını

ağaçlar bile.

Susma zamanıdır.

Hayatın parçasıyız.

Doyumsuzluğumuzda

acımasızlığımız gizli

tüketen

ve kendini de yok eden

ki biziz

yine de aldırmayız

dostlarımızın mahzun bakışına.

Bilgesiyiz yaşamın

tükenmeye rağmen

yoldaşı olduğumuz geceler

süslenir sesimizle

dört döner boynumuz

ararken sevgiliyi.

İncitmeyiz insanı bile.

Üstüne de altına da toprağın

kurarız yuvamızı

suyu içtiğimiz yerde

bozmasın diye

bilmeyen çocuklar

yıldızlarla yarışan sayımızı

Sokağın mırıltısı

mahallenin hırlısıyız.

Kovarız kötü hayalleri

taht kurarız yüreklere

okşandıkça başımız.