Nadide Hanım, iki ay önce sevdiği öykü yazarının toplu eserlerinin tek ciltte yayımlanacağını gazetede gördükten sonra üç aylık emekli maaşını alacağı günü, iple çekmeye başlamıştı. Aslında yazarın bir kaç eserini yıllar önce okumuş, çok beğenmişti. Şimdi talih yüzüne gülüyor, tüm eserlerine kavuşmak için bir fırsat sunuyordu. O gün küçük kitaplığında yazarın kapakları yıpranmış üç kitabını eline alıp eskilere doğru bir düşünceye daldı. Severek okumuş, bazı öykülerde adeta kendini bulmuştu. Mırıldanarak yayınevine teşekkür etti.

Yaz yağmurunun yağdığı, sıcak bir günde emekli maaşını alıp kasabanın tek kitapçısı olan İsmail Bey’e gitti. İsmail Bey, emekli olduktan sonra babadan kalma iki katlı evinin girişinde küçük bir kitapçı açmıştı. Geleni gideni azdı. Bir süre sonra kırtasiye malzemeleri de satmaya başlayınca öğrenciler de gelmeye başlamış, günlük nafakasını çıkarır olmuştu. Hanımı yatalaktı, çocukları olmamıştı. Sabah sütünü içirir, altını değiştirir aşağı inerdi. Öğle vakti dükkânı kapatır, yukarı çıkar, Esma Hanım’a çorbasını içirir, kendi de bir şeyler atıştırırdı. Küçük termosuna çay doldurur tekrar dükkana inerdi. Açılış, kapanış saatlerine titizlikle uyardı. Gelen kitapseverleri bekletmek istemezdi.

Nadide Hanım kitapçının kapısını bir mabede girer gibi açtı. Yavaşça içeri girdi. Kapının üstündeki çıngırak çalınca İsmail Bey elindeki kitaptan başını kaldırıp gözlüğünün üstünden gelene baktı. Kitapsever Nadide Hanım olduğunu görünce okuduğu sayfaya bir işaret koyarak kitabı kapattı. Gülümseyerek “Hoş geldiniz” dedi. “Buyurun biraz dinlenin, bu sıcakta yorulmuş olmalısınız.” Nadide Hanım gerçekten zor nefes alıyordu. Terlemişti. Bankayla kitapçının arası pek uzak sayılmazdı. Lâkin havalar öyle sıcaktı ki. İnsanın pestilini çıkarıyordu. Teşekkür edip gösterilen koltuğa oturdu. Kitapçı gelenin soluklanmasını bekledi. Nadide Hanım’a bir yorgunluk kahvesi yaptı. Birlikte içtiler. Teşekkür etti, sevdiği yazarın tüm hikâyelerinin tek ciltte çıkan kitabını almak istediğini söyledi. Kitapçı arkasındaki raftan kitabı alıp Nadide Hanım’a uzattı. Kadının yüzünde, nişanlısından elmas yüzük alan genç bir kız gibi tebessüm belirdi. İstediğine kavuşmuştu. Fiyatını sorup cüzdanına davrandı.

Kitapçı sakin bir sesle “Nadide Hanım” dedi. “Bilirsiniz ki şiir ve öykü kitapları sizin gibi meraklılar dışında okurlar arasında pek rağbet görmez. Satışları pek yüksek değildir. Varsa yoksa roman. Aldığım duyuma göre bir ay sonra yayınevi bu toplu eserin fiyatında yarı yarıya bir indirim yapacakmış. Böylece, özellikle gençler arasında okuma kültürünün gelişmesini sağlayacaklarını düşünüyorlarmış. Yayınevinden yazılı talimat bekliyorum. O nedenle kitabı şimdi değil, bir ay sonra almanızı öneriyorum.”

Nadide hanım göğsüne bastırdığı kitabın bedelini cüzdanından çıkardı. “İsmail Bey” dedi. “Verdiğiniz bilgiye teşekkür ederim. Fakat bir ay bekleyemem”.

Nezir Suyugül

11 Şubat 2025