Zaman, içinde kulaç attığım deniz,
derimin gözeneklerine işliyor, sarmalıyor beni.
Dingin bir huzurun içinde ilerlerken
dalgalar sürüklüyor kıyıya
kurumuş ağaç kütüğü gövdemi.

Zaman, bahar günlerinde soluduğum hava.
Ilık bir meltem dolaşıyor
ağaç gövdemin yaprakları arasında.
Ama az sonra
öfkeli bir rüzgâr esiyor dağlardan
dönüştürüyor kuruyan yapraklarımı
bir avuç toza.

Zaman yürüdüğüm topraklı yol,
nereye gittiğini soracak olsam
başlıyor adımlarımı yargılamaya.