Kimliğimi bir şişe viski karşılığında
bir çocuğa sattım.
Bana yeni bir isim ver o zaman.
Şimdilerde yeni bir şeyler karalamaya çalışıyorum.
Sanırım yeniden yakman gerekecek avuçlarımı.

Kimliğimi bir çocuğa sattım.
Yerimi yurdumu da satmış oldum o an.
Mesela bir Polonyalı olsam artık…
Yeni bir şeyler karalamaya çalışıyorum.
Bunaltılar basınca sadece bir sigaram kaldı.
Camlara bakan kızların hepsi uyudu.

Uykusuzların ve hayaletlerin cennetine hoş geldin.
Ve biliyorum, sen de buradasın.
Şimdi kimliğimin karşılığını doldur.
Bir haftalık alkolik olmuştum.
Ah, o kahrolası viski kokusu…
Alkoliklerin ve örümceklerin cennetine hoş geldin.

Bütün sancılarımı bir çocuğa sattım.
Bütün bir gece, topal bir çocuğun mektuplarını okudum.
Yirmi beş yaşında, faşistler öldürmüş…
Bulabilir misin ruh halime bir cümle?
Bir psikoz bunaltısıydı tırnağındaki kirler.
Kimliğimi elleri kirli bir cellada sattım.
Fahişelerin ve kurşunların cennetine hoş geldin.

Acıtan değil,
acıtmayan yaradan kork.
Konuşmalardan değil,
uzun sessizliklerden.
Ben artık bu panayırdan gideyim diyorum, dostlarım.
Bu sabah anladım ki, hiç boyam kalmamış.
Su katıyordum çoğalsınlar diye zaten.
Yokluğuyla gideyim diyorum işte—
olmayacakların ve eksilmişlerin tam içindeyken.

Bir çocuğun ellerini tuttuğumdan beri,
ölüm kokan ağızları da gördüm,
sevilmelerin altın çağını da.
Sevişmelerden korkma zaten—
ama göğüs boşluğum için aynı şeyi söyleyemem.
Derin ve acıtan her bir şeyden,
sonra su birikintilerinden…
korkma diyemeyeceğim artık.

Bir veda kalmalı artık bu hüzünlü panayıra.
Ben artık kısa cümlelerde kalayım diyorum dostlarım,
belki de tek bir hecede.
Kuşların vedalarından korkma diyemeyeceğim.

Bir karanlık sokağa baktı penceresinden,
sonra iç çekti:
“Keşke uyumamış olsaydı sokak kedileri.”
Kimseler görmedi, cam kırıkları topladım ceplerime—
bundandır ellerimi saklarım
sizden, onlardan, olmayanlardan.

Bir karanlık sokağa baktı penceresinden,
herkes gibi:
Az buçuk umutlu,
az buçuk kaçık,
az buçuk İslâm,
az buçuk günahkâr.

Bugün topal bir kedi daha gördüm.
Ve neden bu kadarlar, bilmiyorum.
Bir mavi saçlı kız da gördüm sonra—
çoğalan her şey gibi,
ve tek olanlar gibi.

Mavi saçlı kızlar ve topal kediler,
paralel mi yaşama?
Bugün beceremedim konuşmayı.
Herkes gibi.

Keşke topal kedilerin sözlükleri olsaydı.
Ya da böyle maviye çalmasaydı birilerinin elleri.

Karanlık bir sokağa baktı penceresinden…
herkes gibi,
az buçuk alkolik.

Topal kedilerin peygamberi olacağım ben,
kedilerden örülmüş bir semtte.
Artık su değil,
karanfil katıyorum rakıya.
Ve yine o pencereden,
hiç gelmeyeceklere bakıyorum.