Siyahlaşınca gök kubbe
dipsiz kuyuya benzeyince
attığım bütün taşlar gerisin geri
alnıma düşünce
mazi istikbal sarkacında
kabus senaryoları yazılır kendi kendine
Epey maharetlidir hakiki bir can sıkıntısı
tekmeler kalbini, sıkar boğazını
mümkünü yok,
vermez gardını alma zamanı
Gipür desenli tülün rüzgâra kapılıyor bazen
sanırsın özgürlüğe kanat açacak evin
İsli duvar çirkin dişleriyle sırıtmasa
kesmese rüzgârı kanatarak
çiçeklerin birkaçı olsun solmasa
ölmeden niye buz tutsun ellerin?
Hevesler beyhude
Mutluluklar firari
Kulaklara nasihat
ona, buna, kendine, tüm mahalleye
tatlı bir nefesle peşkeş çekilen
ümitvar hayat
Tıklım tıklım zaiyat uçurumu
Şanındandır, bolca ziyan olmadık mı?
Boşa küreklere sarılmadık mı?
Peki ya!
Topyekûn boğulmadık mı?
ZAYİAT
Fotoğraf: Nalan İncekara

Güzel olmuş, umudumuz daim var olsun!…