Siyahlaşınca gök kubbe
    dipsiz kuyuya benzeyince
      attığım bütün taşlar gerisin geri
         alnıma düşünce
            mazi istikbal sarkacında
                kabus senaryoları yazılır kendi kendine 

Epey maharetlidir hakiki bir can sıkıntısı
   tekmeler kalbini, sıkar boğazını
      mümkünü yok,
          vermez gardını alma zamanı

Gipür desenli tülün rüzgâra kapılıyor bazen
  sanırsın özgürlüğe kanat açacak evin
İsli duvar çirkin dişleriyle sırıtmasa
   kesmese rüzgârı kanatarak
     çiçeklerin birkaçı olsun solmasa
       ölmeden niye buz tutsun ellerin?

Hevesler beyhude
Mutluluklar firari
Kulaklara nasihat
   ona, buna, kendine, tüm mahalleye
       tatlı bir nefesle peşkeş çekilen
           ümitvar hayat

Tıklım tıklım zaiyat uçurumu
Şanındandır, bolca ziyan olmadık mı?
Boşa küreklere sarılmadık mı?
Peki ya!
Topyekûn boğulmadık mı?