- DİJİTAL DENEYİM MERKEZİ’NDEN VAN GOGH SERGİSİ

Türkiye’nin ilk tam kapsamlı Dijital Deneyim Merkezi (DDM), “Van Gogh: Işığın İzinde” sergisini 22 Şubat 2026 tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ bünyesinde faaliyet gösteren Dijital Deneyim Merkezi (DDM), sanatı dijital anlatım olanaklarıyla ele alan sergileriyle İstanbul’da çağdaş ve etkileşimli bir kültür sanat deneyimi sunuyor. “Van Gogh: Işığın İzinde” sergisi, Dijital Deneyim Merkezi’nin sanatı dijital anlatım olanaklarıyla ele alan yaklaşımının dikkat çeken örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. 19. yüzyılın en önemli ressamlarından Vincent Van Gogh’un evrensel mirasını teknoloji destekli bir anlatı içinde ele alan sergi, açıldığı günden bu yana 200 bini aşkın ziyaretçiyi ağırladı.
Dijital Deneyim Merkezi (DDM), sanatı dijital teknolojilerle birlikte ele alan sergicilik anlayışıyla İstanbul’un kültür sanat yaşamında özgün bir konumda yer alıyor. Açıldığı günden bu yana farklı disiplinlerden sergilere ev sahipliği yapan merkez, klasik sergi deneyiminin ötesine geçerek izleyiciyle yeni bir ilişki kurmayı hedefliyor.
Kaynak: https://www.artfulliving.com.tr/
- YASMİN ZAHER’İN BOZUK PARA ADLI ROMANI RAFLARDA

Tanıtım Yazısı’ndan
New York’ta yaşayan Filistinli genç bir kadın. Hermès Birkin çantasına bakılırsa oldukça varlıklı. Kusursuz bir zevke ve sıra dışı bir hijyen anlayışına sahip. Oysa gerçek göründüğü gibi değil. Vasat bir ortaokulda ders veriyor. Hayatını ağabeyinin bağladığı aylık harçlıkla sürdürmek zorunda. Artık İsraillilerin yaşadığı anavatanı ise anılarında, hafızasının derinliklerinde. Amerika’da kök salma hikâyesi baştan lanetlenmiş gibi. Şu “temizlik hastalığı” da cabası.
“Muazzam… Kapitalizm, materyalizm, aşk, şehvet, dostluk, saflık, doğa, temizlik, mekan ve kendi özümüz üzerine şimşek gibi çakan yıldırım gibi düşen sürükleyici bir roman. Kudüs doğumlu Filistinli yazar Yasmin Zaher tutkuyla yazıyor ve geri adım atmıyor.” Library Journal
“Bozuk Para yalnızca yüksek edebiyat standartlarını karşılamakla kalmıyor. Kendi standardını belirliyor. Bir başyapıt.” Slavoj Žižek
“Keskin mizah, incelikli dil! Uçurumun kenarındaki bir kadının portresi.” Time
“Batı hegemonyasını lüks bir çanta içinde baş aşağı ediyor!” New York Times
“Sınıf ve aidiyet gibi en hassas konularla keskin bir zeka ile yüzleşen, aynı zamanda etik, estetik, aşk ve uygarlığın doğasına dair stil sahibi bir roman.”Literary Hub
Kaynak: https://www.aprilyayincilik.com/
- FRANSA ELEKTRONİK MÜZİĞİ “SOMUT OLMAYAN KÜLTÜREL MİRAS” OLARAK TANIDI

Fransa, elektronik müziği ülkenin Somut Olmayan Kültürel Mirası listesine ekleyerek türün kültürel değerini resmen kabul etti. Bu karar, “French touch” olarak anılan ve Daft Punk, Justice, Air, Cassius, Phoenix, Étienne de Crécy, M83, Alan Braxe gibi isimlerle dünya çapında etki yaratan sahnenin UNESCO yolculuğundaki ilk adım olarak görülüyor.
Fransa Kültür Bakanlığı ayrıca kulüpleri “sanatsal ifade ve kutlama mekânları” olarak tanımladı. Kültür Bakanı Rachida Dati, elektronik müziğin Fransa’nın sanatsal kimliğini şekillendirdiğini vurgulayarak, “Elektronik müzik ulusal somut olmayan mirasımızda hak ettiği yeri alıyor” dedi.
UNESCO’nun somut olmayan miras listesinde daha önce Jamaika reggae, Meksika mariachi ve Küba rumba gibi müzik türleri yer almıştı. Fransa’dan ise Guadeloupe kökenli Gwoka ve ülkenin özgün korno icra geleneği listede bulunuyor.
Fransa’nın bu hamlesi, elektronik müziğin yalnızca bir eğlence türü değil, yaşayan ve aktarılan bir kültürel miras olduğunun güçlü bir ilanı olarak değerlendiriliyor.
Kaynak: https://rotka.org/
- KELLY REİCHARDT’TAN BİR SOYGUN HİKÂYESİ: “THE MASTERMİND”

Yönetmen Kelly Reichardt’ın prömiyerini 2025 Cannes Film Festivali’nin Ana Yarışma seçkisinde yapan, başrolünde Josh O’Connor’ın yer aldığı filmi The Mastermind, MUBI’de izleyiciyle buluştu.
Amerikan bağımsız sinemasının özgün seslerinden biri olan Reichardt, yeniden kurduğu 1970’lerin Amerika’sında ironik bir soygun hikâyesi anlatıyor. Reichardt-Christopher Blauvelt ikilisinin dingin görsel dili ve caz ağırlıklı özgün müzikleri, sıradan hayatlarda verilen kimi küçük kararların nasıl büyük felaketlere yol açtığını incelikle ortaya koyuyor.
Josh O’Connor’ın hayat verdiği, Massachusetts banliyösünde işsiz bir marangoz olan J.B. Mooney’nin “kusursuz” olduğunu sandığı ilk büyük soygun girişiminin beklenmedik biçimde ters gidişini konu alıyor film. Reichardt, soygunu filmin yalnızca ilk bölümüne yerleştirerek odağı tamamen eylemin sonuçlarına çeviriyor. Mooney’nin ailesi ve yakın çevresinden ibaret sıradan hayatından yola çıkarak bir çözülme hikâyesi anlatıyor. O’Connor’a filmde Alana Haim, Gaby Hoffmann, John Magaro, Hope Davis ve Bill Camp’in güçlü performansları, filmin sessiz gerilimini yukarı taşıyor.
Kaynak: https://www.artfulliving.com.tr/
- LÁSZLÓ KRASZNAHORKAİ’NİN “SEİOBO ORADA, AŞAĞIDAYDI” ADLI ROMANI RAFLARDA

Tanıtım bülteninden
Japon Tanrıçası Seiobo’nun bahçesinde üç bin yılda bir çiçeğe duran bir şeftali ağacı vardır; meyvesi ölümsüzlük getirir. 2015 Uluslararası Man Booker Ödüllü László Krasznahorkai’nin sıra dışı romanı Seiobo Orada, Aşağıdaydı kusursuzluk peşinde ölümlüler diyarına inen tanrıçanın peşine takılıyor.
Kadim bir Buda heykelinin restorasyon serüveni; atölyesini idare eden usta bir Rönesans ressamı; prova yapan bir Noh oyunu aktörü; köylülere ders veren fanatik bir barok müzik tutkunu; Japonya’nın en kutsal tapınağındaki bir ritüeli bozan turist kafilesi ve av peşinde bir balıkçıl kuşu… Tematik bir bütünlük içinde bir araya gelen bu öykülerden oluşan roman ölümsüz sanat eserleri, yaratım ânı ve kadim ritüellerin peşinde içkinlik, yücelik, gelip geçicilik ve elbette hakikat gibi bugün üstü örtülen olguları irdeliyor.
“Obsesif, deha sahibi…” James Wood, The New Yorker
“Krasznahorkai’nin eserlerindeki evrensellik Gogol’ün Ölü Canlar’ıyla yarışır, çağdaş yazındaki sıradan kaygıları da misliyle aşar.” W.G. Sebald
“Kıyameti anlatan çağdaş bir usta.” Susan Sontag
“Onun o uzun ve dolaşık cümleleri beni büyülüyor; yarattığı dünya kasvetli olmasına karşın Nietzsche’nin metafizik avuntu dediği aşkınlığı hissetmemek elde değil.” ImreKertész
Kaynak: https://www.edebiyathaber.net/
- BİLİM VE AŞK AYNI SAHNEDE: “TAKIMYILDIZLARI” MİNOA PERA’DA

“Tek ilişki, sonsuz olasılık” fikrinden yola çıkan İngiliz yazar Nick Payne’in ödüllü oyunu Takımyıldızları, sezon boyunca Beyoğlu’ndaki Tarihi Meşrutiyet Binası’nda yer alan Minoa Pera’da sahnelenmeye devam ediyor.
Bir kadın ve bir erkeğin paralel evrenlerdeki farklı yaşamlarını konu alan Takımyıldızları, bilim ve aşkı aynı sahnede buluşturan yapısıyla dikkat çekiyor. Oyun, bir partide tanışan iki insanın ilişkisini merkezine alırken, karakterlerin hayatları boyunca yaptıkları ya da yapmadıkları her seçimi, aldıkları ya da almadıkları her kararı eş zamanlı olarak farklı olasılıklar üzerinden izleyiciye sunuyor.
Eleştirmenlerden de olumlu yorumlar alan yapım için The Art Newspaper Türkiye, “hayal etmeye ve ihtimalleri düşünmeye davet eden” bir oyun değerlendirmesinde bulunurken, Şalom oyunu “sezonun izlenmeyi en çok hak eden işlerinden biri” olarak nitelendirdi. CNN Türk, performansların gerçekçiliğine vurgu yaparken; Gazete Kadıköy, oyunun temposunun bir an bile düşmediğini belirtti. The Magger ise “Takımyıldızları ruhunuza iyi gelecek” ifadelerini kullandı.
Oyun tarihleri
- 11 Ocak Pazar – 17.00
- 16 Ocak Cuma – 20.00
Kaynak: https://www.evrensel.net/ (Merve Tur haberi)
- SEVGİ SOYSAL BUGÜN DE BİZİMLE

Tanıtım bülteninden:
Notos yaptığı bütün yazar dosyalarını kalıcı bir kaynağa dönüştüren anlayışıyla Ocak-Mart, 106. sayısında edebiyatımızın ayrıksı bir yerinde duran Sevgi Soysal’a yöneliyor. Sevgi Soysal’ın okurlar, yazarlar ve tanıyanlar tarafından çok sevilmesinin duygusal nedenleri olduğu gibi, herhalde ondan da önce yazdıklarının her şeyiyle benimsenmesi var. Bugün geriye dönüp bakıyoruz, parıltısı yaşadığı günlerden hiç mi hiç eksilmemiş. Notos’un Sevgi Soysal dosyasında Karin Karakaşlı, Egem Atik, A. Ömer Türkeş, Sezen Ergen Breitegger, Emek Erez, Feride Çiçekoğlu ve Fatih Altuğ’un yazılarıyla, Esin Pervane’nin kolajı ve Virginia Elena Patrone’nin deseni yer alıyor.
Notos’un bu sayısının söyleşisi, insan ruhunun karanlık ve kırılgan yanlarını toplumsal hafızayla iç içe geçirerek anlatan, Kapak Kızı, Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi, Suzan Defter ve son kitabı Annemin Uyurgezer Geceleri ile çağdaş edebiyatımızın özgün kalemlerinden Ayfer Tunç ile.
Notos’un bu sayısında öyküleriyle yer alan yazarlar: Marilynne Robinson, Derya Sönmez, Bahri Vardarlılar, Esin Kıroğlu, Yurdagül Gündoğan, İbrahim Alaş, Bengi Kaya, Ayzer Bilgiç, Ege Işık Özatay, Canan Armoni Altın, Hayriye Atli, Hatice Göz, Abdullah Bilge.
Kaynak: https://www.edebiyathaber.net/
