- KIŞ VAKTİ ‘YEMEK VE KÜLTÜR’

Yemek ve Kültür dergisinin 82. kış sayısı, okurlarını mutfak kültürünün derinliklerine davet eden birbirinden ilginç konu başlıklarıyla raflardaki yerini aldı. Derginin bu sayısında Enis Batur, “Yemek karşı-kültürü” başlıklı yazısında afiyetin sınırları etrafında dolanırken; Rachel Cusk, “Gianfranco’nun Dükkânı” adlı anlatısında İtalyan mutfağı üzerine “yeni” fikirler sunuyor. Tarihsel perspektifte Maya Petrovich Osmanlı güvecinin izine düşerken, Hakan Kırımlı Cengizli devletlerinde “bavurçu”nun görevlerini detaylandırıyor. Ece Cankat ise Marcel Biron’un Türkiye’nin bağcılık ve şarap kültürüne sağladığı katkıları kaleme alıyor. Derginin klasikleşen bölümlerinden “Unutulmuş halk yemeklerinden yedi tarif” ise her zaman olduğu gibi Musa Dağdeviren’in imzasını taşıyor.
Derginin bu yeni sayısında Gökhan Akçura, “Sabah taamından kahvaltıya” başlıklı yazısıyla kahvaltı tarihini inceliyor. Deniz Akyıldız yazısıyla, İstanbul Yelken Kulübü’nde süren “Deniz ve Gastronomi” başlıklı sergi üzerinden okuru deniz yolculuklarındaki zarif sofralarına ve leziz menülerine götürürken; Necati Tonga da Ankara’daki yeme içme mekânlarında bir gezintiye çıkarıyor. Demet Elkâtip’in “Alfabe” adlı şiirinin yanı sıra Süleyman Bulut, “Bilmece Mutfağı” ve “Çimdik” köşelerini sürdürürken Zeliha Özkan, “Bir Tutam Açlık” filminin, Alp Türkmenoğlu Devrim Mutfağı kitabının eleştirilerini yazıyor. Geçmişin Tadı’ndaysa “Şarap İzahnamesi” ile şaraba bilgiler sunuluyor.
Kaynak: https://www.gazetekadikoy.com.tr/ (Gökçe Uygun Haberi)
- BIJI’DEN YENİ TEKLİ: ESMERE

Fotoğraf: Şarkının klibinden ekran görüntüsü
Kürt oyuncu-sanatçı Robin Nazari ile İsveçli yönetmen ve prodüktör Maceo Frost’un müzik grubu BIJI, yeni teklisini yayınladı.
Geleneksel Kürt eseri Esmere’den (Simaw Hussain) alınan bir sample üzerine inşa edilen parça hem müzikal hem de görsel anlatımıyla “eve” ve hafızaya bir aşk mektubu niteliği taşıyor.
Şarkıya eşlik eden klibin yönetmenliğini ve görüntü yönetmenliğini Maceo Frost üstlenirken, projenin orijinal konsepti de Nazari ve Frost imzası taşıyor. Müziğin söz ve bestesinde Nazari ve Frost’un yanı sıra Sara Nazari, Mehri Sharifi, Ravand Mala ve Karzan Mahmod imzası bulunuyor.
Robin Nazari, şarkıyı, sosyal medya hesabından şöyle duyurdu:
“ESMERE — eve yazılmış bir aşk mektubu, şimdi yayında.
“Evi düşündüğümde, Rojhilat’taki babaannem gelir aklıma. Kapısının önünden ayrılan arabanın ardından, güvenli bir dönüş için ettiği dualarla bir kova suyu döküşü… O zamanlar sevginin ne olduğunu bilmiyordum, bugün biliyorum. Sevgi, dağlarla karşılaştığında kalbinin bir an duracak gibi olmasıdır. Yıldızlarla dolu gökyüzünün altında uyuyup, güneşin yüzünü öpmesiyle uyanmaktır. O duyguyu her gün özlüyorum. Bugün bu şarkıları söylüyoruz ve her notada tarihimiz yankılanıyor.”
Kaynak: https://bianet.org/
- 100 NESNEDE KADINLARIN TARİHİ

Annabelle Hirsch’in kadınların bastırılmış, unutulmuş ve çoğu zaman fısıltıyla aktarılan hikâyelerini görünür kıldığı kitabı 100 Nesnede Kadınların Tarihi, Erhun Yücesoy’un çevirisiyle Medusa Yayınları’ndan çıktı.
Gillian Anderson’ın “Bu kitap, kadınların sessiz ya da değil ama her zaman sahnede olduklarını, etrafımızda gördüğümüz hemen her şeyin arkasındaki itici güç ve ilham olduklarını hatırlatıyor” dediği 100 Nesnede Kadınların Tarihi, tarih sahnesinde çoğu zaman görmezden gelinen kadınların izini, gündelik ve sıra dışı nesneler üzerinden sürüyor.
Hirsch; Uyluk kemiğiyle bikininin, daktiloyla platform topukların ortak noktası ne olabilir? İlk insanların mağara duvarlarına bıraktığı el izlerinden Sappho’nun papirüsüne ya da Kim Kardashian’ın yüzüğüne nasıl bir yol uzanır? Sahi, rahibe tacının çamaşır tokacıyla ne ilgisi var? gibi sorulara cevabı kadınlardan ve kadınların tarihinden veriyor.
Kaynak: https://www.artfulliving.com.tr/
- ‘GEBER AŞKIM’: ANNELİK, DELİLİK VE DOĞA ARASINDA ÇÖZÜLME HİKAYESİ

Yedi yıl aradan sonra sinemaya dönen Lynne Ramsay, “Geber Aşkım” (“Die, My Love”) ile seyirciyi doğum sonrası psikozun eşiğinde gezinen bir kadının zihnine davet ediyor. Ariana Harwicz’in romanından uyarlanan film, Amerikan kırsalının sessizliği içinde çözülmeye başlayan bir anne figürünü anlatıyor.
Film, annelik deneyimini yüceltmeden, gerçekçi bir biçimde anlatır. Grace’in kayınvalidesi Pam’in söylediği “Bir annenin umutsuzluk içinde mantıksız davranmaya hakkı vardır” cümlesi, filmin özünü özetler. Ramsay, anneliğin ne kadar kutsal görünürse görünsün, aynı zamanda ezici bir yük olabileceğini gösterir.
“Geber Aşkım,” doğum sonrası psikozu yalnızca bir hastalık değil, kadın kimliğinin çözülüşü ve yeniden doğuşu olarak ele alıyor. Ramsay, doğayı, bedeni ve deliliği bir araya getirerek modern sinemada güçlü bir annelik portresi sunuyor.
Film, bazen fazla soğukkanlı olsa da, Jennifer Lawrence’ın performansıyla izleyicide kalıcı bir etki bırakıyor.
“Geber Aşkım” MUBI’de.
Kaynak: https://tr.euronews.com/ (Buse Keskin Haberi)
- AYDE MORİ – SIĞMAYANLAR: ZAMANINDA KAYDEDİLİP ALBÜME GİREMEYEN İKİ ŞARKI GÜN YÜZÜNE ÇIKTI

Muammer Ketencoğlu, Brenna MacCrimmon, Sumru Ağıryürüyen ve Cevdet Erek, 2001’de Kalan Müzik’ten CD ve kaset formatında yayınlandığından bu yana hem Balkan müziği tutkunlarının hem de koleksiyonerlerin en değerli albümlerinden olan “Ayde Mori” için kaydedip son anda albüme alamadıkları iki parçayı gün yüzüne çıkardılar.
Sevenlerine yıllar sonra güzel bir sürpriz olan “Ayde Mori-Sığmayanlar”, 80’lerin ünlü Gazi Set Orkestrası’ndan öğrendikleri Kıbrıs türküsü ‘Vapurum Üç Borulu’ ile Bulgaristan’lı Roman akordeoncu Ciguli Ahmet’ten öğrendikleri enstrümantal ‘Haskova Köçek’ten oluşuyor.
90’lı yıllarda birlikte çalıp söyledikleri Balkan şarkılarını, 2000’lerin başında canlı olarak kaydeden Muammer Ketencoğlu, Sumru Ağıryürüyen, Brenna MacCrimmon ve Cevdet Erek, bugün farklı projelerle müzik üretmeye devam ediyor. Yeni kısaçalar, bu müzisyenlerin çeyrek asra uzanan ortak geçmişine ve analog kayıt günlerine bir selam niteliğinde.
Kaynak: https://rotka.org/
- TESAK CUMARTESİ SÖYLEŞİLERİ’NDE AYFER TUNÇ EDEBİYATINDA ZAMAN, BELLEK VE KIRILMA ANLARI KONUŞULACAK

TESAK Cumartesi Söyleşileri dizisinde Didem Bayındır, Ayfer Tunç’la son romanından yola çıkarak yazarın edebiyatında zaman, bellek ve kırılma anlarını konuşuyor. Etkinlik 7 Şubat’ta saat 15.00’de gerçekleşecek.
Ayfer Tunç edebiyatında birey ile toplumun kesiştiği Türkiye panoramasını; tarihsel travmaların ve gündelik sarsıntıların titiz bir dille, çarpıcı karakterler aracılığıyla nasıl anlatıya dönüştüğü üzerine derinlikli bir söyleşi.
Kaynak: https://www.edebiyathaber.net/
- GÜNEŞ TERKOL’DAN GÖÇ VE HAFIZA SERGİSİ: ‘EPİPE’ SALT GALATA’DA

Sanatçı Güneş Terkol’un “Epipe” adlı sergisi, Salt Galata’da izleyiciyle buluştu. Sergi, Kazan Tatarları’nın 19. yüzyıl sonundan itibaren Rusya’dan Çin’e, ardından Türkiye’ye uzanan kademeli göç hikâyesini, aile hafızası ve kadın anlatıları üzerinden ele alıyor.
“Epipe”, Terkol’un 2002 yılından bu yana annesi Elmira Terkol ile yürüttüğü sözlü tarih ve arşiv çalışmasına dayanıyor. Sanatçı, bu araştırmadan elde ettiği anlatıları, eski ve yeni işleriyle bir araya getirerek göç yolları, kuşaklar arası aktarım, aidiyet ve bellek üzerine bir anlatı kuruyor.
Sergide çizim, animasyon ve dikiş işleri bir arada kullanılıyor.
Sergi, adını dans eden bir kadın figürünü betimleyen bir Tatar halk şarkısından alıyor. “Epipe”, savaşlar, ekonomik krizler ve rejim değişiklikleri boyunca yerinden edilen bir topluluğun hafızasına, üretim pratiklerine ve yaşam enerjisine odaklanıyor. Zorunlu göçler sırasında korunan emek biçimleri ve bir aradalık hâlleri, serginin temel izleğini oluşturuyor.
“Epipe”, 8 Mart 2026’ya kadar Salt Galata’da ziyaret edilebilecek.
Kaynak: https://www.evrensel.net/
