Güneş ağır ağır batarken
derin derin bakarken denize,
zamanın izleri kalır kalbimde
kayıp düşte
Okyanusun sesi
eski bir aşkın hüznünü geri getirdiğinde
onlar durmuştu kumların üstünde
Geç akşamda,
nostaljiyle bükülerek
bir an durdum mavi derinliklerde
damarlarımda ne kadar derine akarsa
deniz kızlarının dansını görmeye
o kadar güçlenir arzularım
ilahi sarılmalar sunarak
durmadan bakarım denize
Martıların çığlıklarının
ağıtı eşliğinde
dalgalar kıyıyı öper,
içime sonsuz bir huzur yerleşir
ta ki meteorlar
alevlenene dek gecede
— Agron Shele, Arnavutluk-Belçika
“Zaman çiçekli nilüferlerin üzerinde uyur” — Demer Press, Holland
Dağıtım: Germain Droogenbroodt
Türkçeleyen: Dr. Barbaros İrdelmen

GAZING ONTO THE SEA

Looking deeply into the sea,
As the sun sets too slowly,
Traces of time linger in my heart,
Lost in the dusk.
They were standing in the sand
Where the ocean’s sound
Brings back the melancholy of old love.
Taking a moment
In the late evening,
Twisted by nostalgia,
The deeper it flows through my veins,
The stronger is my desire to see
The dance of mermaids
In the blue depths.
I keep gazing into the sea.
Waves kiss the shore,
Giving divine embraces.
Eternal peace settles within me,
Accompanied by the requiem
of seagulls’ cries.
Until the meteors ignite the night,
Setting it ablaze.

AGRON SHELE, Albania-Belgium

Translation Iva Katundi
from “Time sleeps on blooming lilies”, Demer Press, The Netherlands

(2.1) Yorum:

Şiirin atmosferi hüzünle huzurun iç içe geçtiği bir akşamüstü duygusu üzerine kurulu. “Denize Bakarken”, bir akşamın dinginliğinde geçmişle, doğayla ve evrenle bütünleşen insanın şiiri. Deniz burada hem ayna hem uçurum, hem anı hem sonsuzluk.
Şiir, “bakmak” fiilinden “hissetmeye” ve sonunda “evrensel bir kabullenişe” uzanan bir içsel meditasyon niteliğinde. Güneşin batışıyla birlikte hem günün hem bir aşkın hem de bir dönemin sonunu çağrıştıran bir duygusal arka plan var. Deniz burada yalnızca bir doğa unsuru değil; insanın iç dünyasının aynası gibi işliyor.

“Güneş ağır ağır batarken / derin derin bakarken denize”
Görsel (güneşin batışı) ile duygusal (derin bakış) aynı anda ilerliyor. Bu, doğa ile insanın iç evreninin kaynaştığı lirik bir giriş.“zamanın izleri kalır kalbimde / kayıp düşte”

Burada “kayıp düş” ifadesi çok güçlü: Hem geçmişte yaşanan bir rüya gibi aşkın kayboluşunu, hem de anının belirsiz, sisli yapısını imliyor. “Zamanın izleri” ise şiirin ilerleyen kısımlarında dalgaların kıyıya vurmasıyla yankılanıyor — tıpkı anıların kalbe çarpması gibi.

“Okyanusun sesi / eski bir aşkın hüznünü geri getirdiğinde”

Burada ses, bir duygusal tetikleyici. Okyanus sesi yalnızca doğadan değil, bilinçaltından da geliyor gibi.
Aşkın anısının “geri gelmesi” ile birlikte şiir bir melankolik rüya atmosferine bürünüyor.

“onlar durmuştu kumların üstünde / geç akşamda”
“Onlar” kim? Belki şair ve sevgili, belki de zamanın içinde donmuş iki hatıra figürü. Bu belirsizlik, şiirin duygusal gücünü artırıyor.

“deniz kızlarının dansını görmeye / o kadar güçlenir arzularım / ilahi sarılmalar sunarak”

Burada şiir gerçeklikten mitolojiye, insanlıktan ilahi olana sıçrıyor. Deniz kızları arzunun, ulaşılmazlığın ve güzelliğin sembolü. “İlahi sarılmalar” ifadesi ise bu arzunun yalnızca bedensel değil, ruhsal bir birleşme isteği olduğunu gösteriyor. Bu bölüm, şiirin mistik merkezini oluşturuyor.

Martıların çığlıklarının ağıtı eşliğinde / dalgalar kıyıyı öper, / içime sonsuz bir huzur yerleşir / ta ki meteorlar alevlenene dek gecede”

Son bölümde şiir yeniden doğaya dönüyor ama artık evrensel bir ölçekte.
Meteorlar – gökyüzü – deniz – insan arasında bir bağ kuruluyor.
Burada “huzur” ile “alevlenen meteorlar” arasındaki kontrast, sonsuzluğun bile geçici parlamalarla kesintiye uğrayabileceğini simgeliyor.
Bu da şiirin sonunda çok zarif bir kozmik yalnızlık duygusu bırakıyor. Dize sonlarındaki kesintisizlik (“virgüller” yerine bazen doğrudan enjambmanlar) şiiri akıntıya bırakılmış bir deniz gibi hissettiriyor. Sözcük seçimleri sade ama yoğun (“kayıp düş”, “ilahi sarılmalar”, “meteorlar alevlenene dek”) — bu da şiire hem duygusal hem felsefi bir derinlik katıyor.

Biyografi

Agron Shele, 7 Ekim 1972’de Permet şehrinin Leskaj köyünde doğdu. “Clara’nın Adımları” (Roman), “Gri Bir Perdenin Ötesinde” (Roman), “Yanlış İmge” (Roman) ve “Masum Geçit” (Şiir) adlı edebi eserlerin yazarıdır. Bay Shele ayrıca “Açık Yol”, “Pegasiada ve Açık Yol” uluslararası antolojilerinin koordinatörüdür, Arnavut Yazarlar Birliği üyesidir, Amerika Birleşik Devletleri, Ohio’daki Dünya Yazarlar Birliği üyesidir ve “Atunis” Uluslararası Şiir Galaksisi’nin koordinatörüdür. Birçok gazete, ulusal ve uluslararası dergide ve birçok küresel antolojide (Almanak 2008, Dünya Şiir Yıllığı 2009) eserleri yayınlanmıştır. Şu anda Belçika’da ikamet etmekte ve evrensel değerlere sahip edebi eserler yayınlamaya zamanını ve çabalarını adamaya devam etmektedir. Arnavutluk’ta sivil toplumun aktif bir üyesi olup, USAID, UNDP ve UNICEF’ten eğitimler almıştır. “Çevre ve Toplum” ve “Çocuklar ve Gençler” derneklerinin başkanlığını yapmaktadır. Arnavutluk’ta çeşitli edebiyat ödüllerinin sahibidir.