PİNK MARTİNİ, 22 TEMMUZ’DA HARBİYE’DE MÜZİKSEVERLERLE BULUŞUYOR

Türkiye’de büyük bir dinleyici kitlesine sahip olan ve kendilerini “müzik arkeologları” olarak tanımlayan dünyaca ünlü Pink Martini’nin heyecanla beklenen Türkiye konseri için geri sayım başladı. Pasion Turca organizasyonuyla düzenlenecek konser, 22 Temmuz 21.00’de Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda gerçekleşecek.
Samurayların aşk şarkılarından 1930’ların Küba müziğine, Fransız şansonlarından Brezilya sokak şarkılarına kadar uzanan geniş repertuvarıyla Pink Martini, 20’nin üzerinde farklı dilde şarkı seslendiriyor. Türk dinleyicileriyle her zaman güçlü bir bağ kuran grup, albümlerinde “Kâtibim” ve “Aşkım Bahardı” gibi Türkçe eserlere yer vermiş, hatta geçmiş Türkiye turnelerinde çektirdikleri fotoğraflara “Hang on Little Tomato” albümünün kartonetine yer vermişlerdi. 2005 yılında Kuruçeşme Arena’nın açılışını da gerçekleştiren grup, bu konserde de Türk hayranlarına müzik şöleni yaşatmaya hazırlanıyor.
Kaynak: https://t24.com.tr/
İSTANBUL BİLGİ ÜNİVERSİTESİ’NDEN “VİRGİNİA WOOLF: KIYILAR ARASINDA YANKILAR” SERGİSİ

İstanbul Bilgi Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen 35. Uluslararası Virginia Woolf Konferansı kapsamında hazırlanan “Virginia Woolf: Kıyılar Arasında Yankılar” başlıklı sergi 24 Temmuz’a kadar Enerji Müzesi’nde sanatseverlerle buluşuyor.
Çağdaş sanatın farklı ifade biçimlerini Virginia Woolf’un edebi dünyasıyla buluşturan “Virginia Woolf: Kıyılar Arasında Yankılar” sergisi, ses, hafıza ve mekân ekseninde kurguladığı disiplinlerarası yaklaşımıyla Woolf’un eserlerini İstanbul’un kültürel ve duyusal atmosferinde yeniden ele alıyor. Bu yıl “Virginia Woolf ve Ses” teması etrafında şekillenen sergi, Woolf’un eserlerinde öne çıkan ses, sessizlik, hafıza, mekân ve duyusal deneyim kavramlarını çağdaş sanatın farklı ifade biçimleriyle yeniden yorumluyor.
Küratörlüğünü Demet Karabulut Dede, Levent Tökün ve Derya Sayın’ın üstlendiği sergide; Ayşe Orhon, Bengisu Bayrak, Eda Çekil, Gülsün Orhon, Hasan Nazif Yılmaz, İrem Güngez, Mesrure Melis Bilgin Koen, Naz Işıksoy, Özlem İşbilir, Paola Giorgi, Rebecca Wood, Sinan Aruser ve Zeynep Abacı’nın eserleri yer alıyor.
İstanbul’un kendine özgü ses peyzajından ilham alan sergi, Woolf’un metinlerini yalnızca okunacak eserler olarak değil; görülebilen, duyulabilen ve deneyimlenebilen anlatılar olarak ele alıyor. Metin ile mekân, sessizlik ile yankı, bireysel deneyim ile kolektif hafıza arasındaki ilişkiyi odağına alan sergi, Virginia Woolf’un edebiyatının farklı coğrafya ve kültürlerde yeniden yankılanışına dikkat çekiyor.Kaynak: https://www.artfulliving.com.tr/
ARZUNUN TANRILARI LİVERA ETİKETİYLE RAFLARDA

Tanıtım Metninden;
K-Ming Chang’in hikâyelerinde keder ile neşenin iç içe geçtiği bir varlıklar korosu geziniyor: Arzunun Tanrıları bizi, ötekilere kazınıp doyurulmamış açlığın çeşitli veçheleriyle karşı karşıya getiriyor.
Lambda Edebiyat Ödülü finalisti olan bu öykü derlemesi göçmenlerin, queer bireylerin ve kadınların dünyasını, gerçeküstü öğelerle iş birliği yaparak, mercek altına alıyor. Tayvanlı-Amerikalı bir kız çocuğunun gözünden teyzelerin, ölü kuzenlerin, hortumların, sel sularının, çöldeki suşi restoranlarının, bodrum katlarının ve teknelerin içinden geçerek anlatılan bu hikâyeler, varoluşun sarmal merdivenini inip çıkıyor: birlikte görülen rüyalar, kırılmış dişler, insanın içine defnedilen bebek cesetleri ve özneleri kuytulara saklanmış, varoluşu köklendiren, insanı köklerinden söken matem ve mutluluk.
Sesleri birbirlerinde yankılanan hikâyeler, geçmişi yalnızca anlatmıyor; sarsıyor, büküyor ve yeniden inşa ediyor. Kimi zaman ölü kuzenler korosunun çarşaflar altında tepinerek sızdığı bir yatağın içinde, kimi zamansa hortum fotoğraflarına özlemle bakan bir kadının ensesinde, arzunun biçim değiştirdiği, matemin uzuvları kemirdiği bir evrende yol alıyoruz.
Arzunun Tanrıları sadece anlatmaz – fısıldar, bağırır, işler, söküp atar, sonra da tekrar diker. Çünkü bazı hikâyeleri anlatmak yetmez; o hikâyeleri bir felakete emanet etmek, felaketlere bazı hikâyeleri emanet edecek kadar güvenmek gerekir.
Kaynak: https://liverayayinevi.com/
25 TEMMUZ’DA KÜÇÜKÇİFTLİK PARK’TA DÜZENLENECEK HALKEKMAG FEST BU YIL HERKESE AÇILIYOR

Halkekmag’ın geçtiğimiz yıl sınırlı katılımla hayata geçirdiği Halkekmag Fest, bu yıl daha geniş bir kitleyle buluşmaya hazırlanıyor. 25 Temmuz‘da KüçükÇiftlik Park‘ta gerçekleşecek festival, Halkekmag topluluğunun enerjisini ve üretim kültürünü müzik ekseninde bir araya getiren özel bir buluşma olarak kapılarını ilk kez tüm müzikseverlere açacak.
Festivalin sahnesinde headliner olarak Wegh yer alırken, Güneş, Yung Ouzo, Emir Yargın Klas Pop, Karbo ve Gazelle gün boyunca performanslarıyla izleyicilerle buluşacak.
Halkekmag Fest, yalnızca bir konser serisi olmanın ötesinde; farklı disiplinlerden yaratıcıları, takipçileri ve müzik tutkunlarını aynı atmosferde buluşturan bir gathering olarak kurgulanıyor. Müzik, kültür ve topluluk deneyimini bir araya getiren festival, katılımcılara gün boyu sürecek ortak bir deneyim sunmayı hedefliyor.
25 Temmuz’da KüçükÇiftlik Park’ta gerçekleşecek Halkekmag Fest, yeni nesil müzik kültürünün öne çıkan isimlerini ve Halkekmag topluluğunu aynı çatı altında buluşturarak yazın dikkat çeken etkinliklerinden biri olmaya hazırlanıyor.
Kaynak: https://www.birgun.net/
NÂZIM HİKMET VE PİRAYE’NİN HAFIZASI DİJİTALE TAŞINDI: ‘PİRAYE KOLEKSİYONU’ ERİŞİME AÇILDI

Nâzım Hikmet’in büyük aşkı ve eşi Piraye’ye (Hatice Piraye Altınoğlu, 1906-1995) ait kişisel arşiv, edebiyat ve tarih meraklıları için dijital ortama aktarıldı.
Piraye ve Nâzım’ın ortak geçmişine dair bugüne dek gün yüzüne çıkmamış veya bir arada sunulmamış pek çok materyal, pirayekoleksiyonu.com adresi üzerinden erişime açıldı.
Edebiyat tarihine birinci elden kaynaklık etme misyonu taşıyan arşivde; Nâzım Hikmet ile Piraye arasındaki yazışmaların yer aldığı ‘Mektuplar’ bölümünün yanı sıra, dönemin ruhunu yansıtan ‘Fotoğraflar’ ve ‘Belgeler” öne çıkıyor.
Sitede ayrıca Piraye’nin iç dünyasına ve günlük yaşamına ışık tutan ‘Defterler’, ‘Tablo / Desen ve El İşleri’ ile şahsi kütüphanesindeki eserlerin sergilendiği ‘Kitaplığından’ başlıklı özel kategoriler bulunuyor.
Red Bilişim tarafından hazırlanan, Nâzım Hikmet ve Piraye’nin hayatına dair bütüncül bir hafıza kaydı oluşturan web sitesi, sadece edebiyat okurları için değil, kültür-sanat tarihçileri ve biyografi araştırmacıları için de eşsiz bir kaynak niteliği taşıyor.
Titiz bir tasnif süreciyle hayata geçirilen dijital arşivin telif hakları konusunda ise günümüzün teknolojik tartışmalarına atıf yapan dikkat çekici bir hukuki şerh bulunuyor. Platformda yer alan açıklamada, sitedeki içeriklerin telif hakkı mevzuatı kapsamında korunduğu hatırlatılarak, “Yapay zekâ sistemlerinin eğitimi dâhil tüm izinsiz kullanımlar yasaktır” ifadelerine yer verildi.
Kaynak: https://artigercek.com/
LACİVERT ÖYKÜ VE ŞİİR DERGİSİ’NİN 130. SAYISI YAYIMLANDI

Kaynak: https://www.edebiyathaber.net/
VIRGINIA WOOLF’UN AYNI ADLI KİTABINDAN UYARLANAN ORLANDO MUBİ’DE İZLENEBİLİR

Yaratıcı Yönetmenlerden: Edebiyat Uyarlamaları başlığıyla yapılan seçkide yer alan ORLANDO, MUBİ’de gösterimde. Virginia Woolf’un sinemaya uyarlanamayacağı iddia edilen kitabını cesur bir filme dönüştüren Sally Potter imzalı Orlando, dokuz yılda çekildi. Kuralları yıkıp zamanda yolculuk eden bu akışkan cinsiyetli film, kuir sinemanın başyapıtları arasında. Tilda Swinton ise her zamanki gibi büyüleyici.
Filmin özeti şöyle; Genç aristokrat Orlando, I. Elizabeth’in sarayında bir erkek olarak aşk ve özgürlük arayışına girer. Kraliçe, asla değişmemesi için ona mülk ve ayrıcalık sunar. 400 yıl sonra biyolojik ve toplumsal kalıpları yıkar ve bir kadın olarak bu arayışını nihayete erdirir.
Kaynak: https://mubi.com/tr/
