Uçurumun eşiğinde
Yapraklar, kaderlerine usulca razı
Sonbahar, kızıl saçlı bir cadı gibi
Samandan kalın süpürgesiyle
rüzgârlara hükmederek gelir

Ormanlar kartpostal gibi:
Altın, kızıl, mor… kat kat bir düş.

Ağaçlar, renkli giysilerini
sırtlarından atacaklar birazdan
siyah kemiksi parmaklar gibi
göğe uzanan dallarıyla
kışın beyaz yüzüne dokunacaklar

STANLEY H. BARKAN, USA
from “The Faces of Time – Les visages du temps”
Editor IWA Bogdani, Brussels-Pristina 2025

Dağıtım: Germain DROOGENBROODT

Türkçeleyen: Dr Barbaros IRDELMEN


ON THE BRINK

On the brink of fall,
the leaves decide their deciduous fate.

Autumn comes like a red-haired witch
riding the winds on a thick-strawed broomstick.

The forests stun the eyes, visioning postcard vistas:
layers of gold and orange, reds and purples.

Soon all the trees will shake off their colored complements,
and the black bony fingers will thrust themselves stark
against the whiteness of the brink of winter.

STANLEY H. BARKAN, USA

from “The Faces of Time – Les visages du temps”
Editor IWA Bogdani, Brussels-Pristina 2025


Kısa Biyografi

Stanley H. Barkan (d. 26 Kasım 1936), Amerikalı şair, çevirmen, editör ve yayıncıdır.  Brooklyn’de büyümüş ve Miami Üniversitesi’nden eğitim alanında lisans, New York Üniversitesi’nden İngiliz dilbilimi alanında yüksek lisans derecesi almıştır. 1964’ten 1991’de emekli olana kadar Brooklyn ve Queens’teki liselerde İngilizce öğretmenliği yapmış ve 1991’de New York Yılın Şiir Öğretmeni Ödülü’nü kazanmıştır. 1971’de Cross-Cultural Communications’ı kurmuş ve Pablo Neruda, Allen Ginsberg, Isaac Asimov ve Pulitzer ödüllü şair ve Barkan’ın arkadaşı Stanley Kunitz’in eserlerini yayınlamıştır. Cross-Cultural Communications Review Series of World Literature and Art, 50. yıl dönümü olan 2020’ye kadar 59 farklı dilde yaklaşık 500 eser yayınlamıştır. Kendi eseri 32 farklı dile çevrilmiş ve 32 koleksiyonda yayınlanmıştır, bunların birçoğu çift dillidir (Arnavutça, Arapça, Ermenice, Bulgarca, Çince, Hırvatça, Felemenkçe, Farsça, İtalyanca, Lehçe, Romence, Rusça, Sicilyaca, İspanyolca), Urduca

Yorum:  

”Uçurumun eşiği” imgede yalnızca mevsimsel bir geçişi değil, insana dair bir eşik hâlini de duyuruyor. Sonbahar → kış geçişi, aslında hayat → ölüm, varlık → yokluk, renk → tek düzelik geçişinin metaforu gibi duruyor. Yaprakların “kaderlerine razı oluşu” ise şiire kaçınılmaz yazgı duygusunu yerleştiriyor. Bu yönüyle şiir, doğayı anlatırken insanın iç dünyasını da işaret ediyor, sonbaharı yalnızca bir mevsim değil, hayatın çözülme durağı olarak gösteriyor.

Şiirin en güçlü yanı, imgelerin sinestetik (bir duyuyu başka duyuyla hissettiren) yapısı ve sinematografik akışı.

Şiir, renklerle ilerleyen bir duygusal gradyan kuruyor:  Altın → kızıl → mor → siyah → beyaz. Bu renk geçişi, doğanın çürümeden arınmaya yürüyüşü gibi; aynı zamanda insan için de gençlik → olgunluk → çözülüş → ölümü karşılama yolculuğunu çağrıştırıyor.

Şiirde hissedilen ana alt duygu: kabulleniş.