Bu sabah yazar Adalet Ağaoğlu’nu kaybettik, sosyal medyada sürekli Adalet Ağaoğlu paylaşımları yapılıyor, herkes onun hakkında bir şey paylaşıyor ya da söylüyor. Uzun süredir roman da yazmadığından gündemde değildi oysa, bir köşede sessizce yaşıyordu, yaşlanmıştı, yaşamaktan da bıkmıştı. 

Ölümü ile tekrar gündeme geldi.  Yıllar önce trafik kazası geçirdikten sonra hastane kapısında muhabirler, televizyoncular birikmişti, sosyal medya yoktu o dönemde olsaydı herhalde TT olurdu.  Ama ödül aldığında aynı ilgiyi görmedi ya da yeni kitabı çıktığında; 2014 yılında Dar Zamanlar dörtlemesinin son kitabı Dert Dinleme Uzmanı yayınlandığında böyle ilgi görmemişti maalesef.   Ölümünden sonraki saatlerde üzülerek bir tartışmanın da yapıldığını görüyoruz, “yetmez ama evet’çi olduğu yazılıp çiziliyor, belirli tartışmalar yapılıyor.”

Onu en iyi kendi cümleleri ile anlayacağımızı düşünerek Amerika’da Ohio Üniversitesinde yaptığı bir konuşmadan alıntı yapmak istiyoruz:

“Toplumları doğru tanımanın, anlamanın yolu edebiyattan, özellikle roman ve şiirden geçer. Bir toplumun insanı, kendi özel tarihleri, iç dünyaları ile tanınmazsa olan ekonominin, politik ilişkilerin çarpıtılmış ışığıyla tanınır, yani tanınmaz. Bunu her zaman böyle düşündüm. Romanın diriliğine bu bakımdan, insan diriliği kadar önem verdim. Bu açıdan bakınca çağdaş Türk edebiyatının bir üyesine, roman, hikâye ve oyun yazarına bir üniversitenin değer biçmesi, Türkiye’yi ve insanı doğru anlama çabası gibi görünüyor.”

Temmuz başından beri Pazartesi 14’te saatli edebiyat takvimi bölümümüz var, yazarlarımızı doğum ya da ölüm günlerinde anıyoruz. Bilge Karasu ile aynı gün aramızdan ayrılan Adalet Ağaoğlu’nu kısaca tanıtarak onu sonsuza uğurlayalım.

1929’da doğan Adalet Ağaoğlu, ortaöğrenimini Ankara Kız Lisesinde yükseköğrenimini ise Ankara Üniversitesi DTC Fakültesinin Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümünde tamamlamıştır. Kazandığı sınav sonucunda Ankara Radyosu’na girmiş; burada ve kuruluşundan sonra da TRT’de çeşitli görevlerde bulunmuştur. TRT Radyo Dairesi Başkanlığı’ndan, kurumun özerkliğine el konulması sonucu istifa etmiştir. 1970’ten sonra başka hiçbir işle uğraşmamış ve yazarlığa devam etmiştir. Ağaoğlu, edebiyat yaşamının bazı dönemlerinde “Remüs Tealada” ve “Parker Quinck” gibi takma adlar kullanmıştır.

Yazarlık yaşamı boyunca  yeni anlatım olanaklarını denemiştir. “Tek anlatıcıya son vermek”, “an’ların anlatıcısı olmak”, “yer, zaman öğelerine değişiklik getirmek” onun anlatımına yeni boyutlar getirmiştir. Romanlarında klasik anlatım tekniklerinden saparak bilinç akışı, iç monolog gibi yeni anlatım teknikleriyle kendine özgü bir yol tutturan Adalet Ağaoğlu’nun ilk romanı Ölmeye Yatmak’tır.

Romanlarının kahramanları genellikle aydınlardır. Bu bakımdan anlaşmazlık gibi görünen konularda, ifadelerde yazar aydınları dolaylı yönden eleştirir. Romanlarında kişiler roman kurgusuyla iç içe verilmiştir. 50’li yıllardan itibaren Türk toplumunda görülen sosyal ve düşünsel değişiklikleri, yanlış Batılılaşmayı, köksüz ve özümsenmemiş modernizmi, kaba sloganlara dayalı ulusçuluğu, sağ-sol çatışmalarını eleştirel gerçekçi bir tutumla biraz da ironik bir anlatımla ele almıştır. Korku, ölüm, erkek-kadın ilişkileri, özveri, aşk, yaşlılık, gençlik, başkaldırı, özgürlük vb. evrensel temalar güncel kaygılarla, dünyaya bakışıyla, toplumsal gelişmelerle iç içe verilmiştir. Cinsel konuları da çokça işler.

Eserleri:

  • Tiyatro ve radyo oyunları: Yaşamak, Evcilik Oyunu, Sınırlarda Aşk, Çatıdaki Çatlak, Tombala, Kış-Barış, Üç Oyun: (Bir Kahramanın Ölümü, Çıkış, Kozalar) Kendini Yazan Şarkı, Duvar Öyküsü, Çok Uzak-Fazla Yakın
  • Roman: Ölmeye Yatmak, Fikrimin İnce Gülü, Bir Düğün Gecesi, Yaz Sonu, Üç Beş Kişi, Hayır…, Ruh Üşümesi, Romantik Bir Viyana Yazı, Dert Dinleme Uzmanı
  • Öykü: Yüksek Gerilim, Sessizliğin İlk Sesi, Hadi Gidelim, Hayatı Savunma Biçimleri
  • Deneme: Geçerken, Başka Karşılaşmalar
  • Diğer Yapıtları: Göç Temizliği (Anı-Roman), Gece Hayatım (Rüya Anlatısı)

Pazartesi 14