Poseidon; Kronos ile Rheia’nın oğlu, Zeus ve Hades’in kardeşidir. Kronos, kendini tahtından edecekler korkusuyla diğer çocukları gibi Poseidon’u da doğar doğmaz yutar. Zeus, Rheia’nın yardımıyla Kronos’u kaçırıp Poseidon ve Hades’i kusturarak kardeşleri kurtarır. Kura çekerler Poseidon’a denizler, Hades’e yeraltı, Zeus’a gökyüzü egemenliği çıkar.
Zeus’un kızı, bereket tanrıçası güzeller güzeli Demeter’dir. Poseidon’un ona gönlü düşer. Oysa evlidir deniz perisi Amphitrite ile Poseidon. Zeus, Poseidon ve Hades’in çapkınlıklarından rahatsız olur. Titanların şehvet dolu tutkularından bıkmıştır, Demeter.
Dolanmaya başladı tanrıçanın etrafında Poseidon…
Demeter beyaz bir kısrağa çevirdi kendini, gizlenmek için.
Poseidon farkına varınca kendisi de beyaz bir aygır suretine bürünerek diğer atlara buyurdu: “Çevreleyin Demeter’i”dedi ve kıstırıp Demeter’i emelini gerçekleştirdi.
Bu birleşmeden Arion adında Pegasus’tan bile hızlı bir at doğar. Tüm zamanların en hızlısı olan Demeter, Zeus’un sevgili kızı yüreklidir bir aslan kadar. Başkaldırır kadının istemediği birleşmelere. Bu zorlamaya karşı bu karşı koyuş bütün kadınlara örnek olur. Kadınlar arasında bir fısıltıdır dolaşır. “Rızamız olmadan kimse bize yanaşamaz.” Bu artık, bir kadın hakları yasasıdır, erkeklere inat.
Poseidon denizlerde gezer “buralar benim” dercesine. Yerleri sarsar üç başlı yabasıyla toprağı titreten, denizleri dalgalandıran, en dipteki balıkları bile yüzeyde yüzdüren tanrı Poseidon.
Üç başlı yabasını vurunca yere denizlerde deprem olur, içinden bir kara parçası çıkar ve çılgın gibi denizlerden sürmeye başlar yunusların çektiği arabasını.
Yerleri sarsan Poseidon heyecanlıdır çünkü böyle yaşanılası bir şehirdi, hayalini çokça kurduğu. Yaratmıştı düşlerindeki şehri. Yüz aslan birden kükrüyor gibiydi naralarında deli dolu Poseidon’un.
Denizin ortasından yunusların çektiği arabasında kükreyince, parçalanan adalardan birine doğru, Atlantis adını verdiği adaya doğru, gitmeye başlamıştı.
Geçtiği her yerde düşlediği muhteşem ülkeyi yaratıyordu. Ağaçlarda kuşlar cıvıldıyor, tertemiz çimenlerde dans eden, şarkılar söyleyen, lir çalan, ürünün bereketli olmasını ve üzümlerin olgunlaşmasını şenliklerle kutlayan kaygısız ve şen insanlar sokakları dolduruyordu. Sokak tiyatroları her yerdeydi. Evlerin her biri kendi halinde iddiasız ama özenle, zevkle yapılmış bir stil oluşturmuşlardı. Özünde incelik ve zarafet olan, şiddet, kibir, hırstan uzak insanlar, şiir gibi konuşuyorlar, insanlar duygularını şiirsel sözlerle dile getiriyorlardı. Yer gök ince sözlerle doluyor, güzellikler neredeyse elden ele dolaşıyordu. Sincaplar, tavşanlar, kediler, köpekler, kafessiz oldukları için gökte özgürce uçan kuşlar, rahat ve korkusuzlardı. Sadece insanlar için yaratılmamıştı ki yeryüzü.
Hava mis gibi karanfil kokuyor, denizler tertemiz. Deniz dibi canlıları ayrı bir dünya düzeninde kaygısız ve mesuttular. Romantik Poseidon bir yunus takımyıldızıyla taçlandırarak süslemişti gökyüzünü.
Zamanın ilerlemesiyle insanlar, her yeniyi modernleşme saydıklarından daha fazlasını istemeyi, ileri gitmek sandıkları, gelecek nesilleri düşünmedikleri için gözleri ve gönülleri doymaz oldu. Mal mülk sahibi olmanın ve lüks yaşama isteğinin sonunu getiremiyor; mermer, bakır, altın, hazine ve çeşitli madenler bulma sevdasıyla bir sarhoşluğun içinde, şuursuzca doğayı ve üstelik birbirlerini tüketmeye başlayınca, Poseidon’un tepesi atar ve kargısını yere vurarak insanlara büyük bir ders vermek için Atlantis’i batırır, tüm yakarışları duymaz Poseidon. İbretliktir bu, gözü aç insanlara.
Denizler tanrısı Poseidon, kocaman yabasını denizlere saplayınca denizler altından kıvrım kıvrım kocaman ağzıyla her şeyi yutacak gibi kabukları sivri, elle tutulamaz bir canavar, insanlara musallat olur…
Denizlerdeki canavar, balıkçıları denize döker, kayıklarını devirir.
Denizdeki tüm balıklar yollarını şaşırır, çoğu da yuvasından fırlar.
Denizlerde deprem başlatmıştır; Poseidon’un öfkesi sarmıştır denizleri. Atlantis artık Poseidon’un öfke anında batırdığı adadır. Atların çektiği arabasıyla denizlerde koparır fırtınalar. Altüst eder denizleri hırçın Poseidon ve öfkesinden ne bulduysa devirir ve ateş püskürerek denizler altındaki altından yapılmış sarayına çekilir.

Depremlerin sorumlusunu buldum sanki. Kalemine sağlık