Milli Marş için 724 başvuru yapılır. Gelen marşların çoğu zayıf bulununca dönemin Milli Eğitim Bakanı ve yarışmayı yöneten Hamdullah Suphi Bey, Mehmet Akif’e bir mektupla müracaat eder. Akif, hiçbir ödül karşılığı olmadan şiiri yazmayı üstlenir. Şair, tamamladığı “İstiklal Marşı”nı Hamdullah Suphiye teslim eder. Şiir okumaktaki ustalığıyla tanınan ve Atatürk’ün deyişiyle bülbül sesli Hamdullah Suphi, İstiklal Marşı’nı, Büyük Millet Meclisi kürsüsünden büyük bir coşkuyla okur. Coşku salondaki tüm vekillere doğru yayılır. (12 Mart 1921)[1]

 1921 ve 1925 yıllarında iki kez Milli Eğitim Bakanlığını yürüten Hamdullah Suphi Bey’in dedesi Abdurrahman Sami Paşa da, Osmanlı Devleti’nin ilk Maarif Nâzırı’dır. Babası Abdüllatif Suphi Paşa ise Maliye, Nafia, Evkaf ve Maarif nazırlıkları yapmıştır. “Sergüzeşt” yazarı Sami Paşazade Sezai ise Hamdullah Bey’in amcasıdır.

İlk Milli Eğitim Kongresi Hamdullah Bey’in bakanlığı döneminde onun çabalarıyla toplanmıştır ve verilen mesajlarda hem harp hem de eğitim alanında uğraş verileceği söylenmektedir. Milli ordu düşmanı kovarken öğretmen ordusu cahilliği kovacaktır.

Genç yaşta şiir yazmaya başlayan Hamdullah Suphi’yi önce Nâmık Kemal etkiler, ardından Tevfik Fikret ile Cenap Şahabettin. Arkadaşları Ahmet Hâşim ve Yahya Kemal’in şiirlerinin edebiyat ortamında etkisi üzerine şiir yazmaya ara verir. İstanbulin ve Münekkid gibi takma adlarla mizah yazıları yayımlar. Yeni lisan hareketini savunan Genç Kalemler dergisine, Celâl Sâhir’le birlikte giriş yapar. [2] Sonraki yıllarda, aruz ölçüsünden uzaklaşıp hece vezniyle ve sade Türkçeyle şiirler yazar.

Servet-i Fünûn dergisinde, 1910 yılında yayımlanan “Annemin Derdi” şiirinde Hamdullah Suphi annesinin uzun ve acıklı hikayesini anlatır. Anne Ülfet Hanım, küçük bir çocukken esir olarak Kafkasya’dan getirilmiş, baba Abdüllatif Suphi Paşa’nın üçüncü eşi olmuştur. Kafkas cariye kadınlardan birinin manzum hikâyesi diyebileceğimiz şiirden bir bölüm aşağıda yer alıyor.[3]


[1] https://www.istiklalmarsidernegi.org.tr/IcerikDetay?Id=7&IcerikId=1731&PageId=2

[2] https://www.eskieserler.com/Eski/Eserler/Dergi/650/Genc-Kalemler-1911-1912-(-Husun-ve-Siir-).asp?LID=TR&ID=650

[3] https://www.researchgate.net/publication/334000951_Hamdullah_Suphi_Tanriover%27in_Annemin_Derdi_Siirinde_Esaret_ve_Kadin_Meselesi

“İçim artık sefîl, fakîr oldu;

Kanlarım hep zehir ateş oldu.

Kimsesiz kaldı rûhumun yuvası,

Vurdu dünyâya gönlümün karası…

Seneler geçti lâkin evlâdım

Şimdi hâlâ kırık kolum, kanadım.”

1910 yılında Çerkes annenin dramını yazan şair, 1912 yılında milliyetçilik hareketinin İstanbul’daki merkezi olan Türk Ocağı’na girmiş, ertesi yıl buraya başkan seçilmiş ve başkanlığı bu kuruluşun yerini halkevlerine bıraktığı 1932 yılına kadar sürmüştür. Türk Ocağı başkanı olarak Türkçülük ve milliyetçilik meselelerinde çabaları ve ünlü konuşmalarıyla tanınmıştır. Aşağıdaki gazete haberinde Türk Ocakları açılış haberi ve onun hitabesi (Nisan 1930) yer almakta:

https://www.gastearsivi.com/gazete/hakimiyeti_milliye/1930-04-24/1

1.1.doğumlular

‘Popüler’ Tiyatro Yazarı Cevat Fehmi Başkut

Erken Cumhuriyetin Temsili Yazarı