NİZAMETTİN NAZİF TEPEDELENLİOĞLU

Suat Derviş, Nizamettin Nazif’le 1933’te evlenir. Birlikte pek çok gazetede ve dergide çalışırlar. 1934 yılında hapiste olan Nazif’in yazılarını hapishaneden alıp matbaalara, gazetelere Suat Derviş götürür. Gazeteci yazar çift beş-altı yıl kadar evli kalır.
Tarihteki ünlü Tepedelenli Ali Paşa’nın soyundan gelen Nizamettin Nazif, Sabah gazetesiyle Babıali’de çalışmaya başlamasına rağmen Kurtuluş Savaşı’nın ilk günlerinden itibaren Ankara’dadır ve Sivas Kongresi’ni yerinde izler.
Heyet-i Temsiliye Reisi Mustafa Kemal Paşa Ankara’ya geldiğinde hemen bir gazete çıkarmaya karar verir. Adını da kendisinin koyduğu Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde yazı işleri müdürlüğü Nizamettin Nazif’e verilir.

Hakimiyet-i Milliye
Nizamettin Nazif, Moskova’da toplanan III. Enternasyonal Kongresi’ne Halk İştirakiyûn Fırkası’nı temsilen Moskova’ya gider, orada bir yıl kalır.
“Kara Davud” romanını tefrikası büyük ilgi çeker. İstanbul’un fethini esas alan roman için Ahmet Haşim gazetede yorum yapar: “Şimdi her yerde büyük mümessilleri bulunan yazısında macera edebiyatının bize tanıttığı isimler içinde halkın merakını en fazla harekete getiren Nizamettin Nazif’tir. Hayatın daha keskin zevkini ve daha güzel olabileceğini bize bir an tahayyül ettirmek edebiyatın en güzel vazifelerinden biridir. Nizamettin Nazif’in palavra edebiyatı işte bu işi görüyor.”[1]
Tefrikalarının daha çok okunması için tarihi karakterleri değiştirebilir. Kara Davud romanında Kara Davud’a Fatih Sultan Mehmet’e tokat attırır ki bu bölümden sonra adı “Deli Nizam’a çıkar. Deli Deryalı eserinde Pargalı İbrahim Paşa’nın Sultan Süleyman’ın ayaklarını yıkadıktan sonra kirli suyu bir seferde içirebilir. Hürrem Sultan için söylediklerini burada yazmak istemem.
Erken Cumhuriyet döneminin popüler romancısının tarihi romanları “Deli Deryalı, ve Köroğlu, Battal Gazi ardı ardına gelir. Farklı gazetelerde tefrika edilir. Nazif gazeteden gazeteye, dergiden dergiye dolaşmaktadır. Bugün inanılması zor olanı yapmakta, günde dört beş magazin sayfası, bir başmakale, iki tefrika hazırlamaktadır.
Gazetelerde; köşe yazısı yanında tefrika romanlar yazar, tarih sohbetleri ve röportajlar da yaparken bazı kimselerle hiç görüşmeden röportajları ortaya çıkınca da, Gerçekten görüşseydik sanki yazdıklarımdan daha güzel şeyler mi söyleyecekti cevabı gecikmez.
Muhsin Ertuğrul’un Bir Millet Uyanıyor filminin senaryosunu Nizamettin Nazif yazar. Atatürk senaryoyu beğenmiş, hatta TBMM’de okuyacağı nutku Çankaya Köşkü’nde kameralar önünde tekrarlayarak filmde yer almayı bile kabul etmiştir.

Karlı Dağlar (Makedonya), Fatma’ya Mektuplar, Kolkola, Atatürk’ün Son Balosu tefrika edilir.
[1] https://journo.com.tr/deli-nizam-kimdir




Suat Derviş’in belirttiğine göre hiçbir şeyden çekinmeyen yazarın herkesten gizlediği bir özelliği, ölümden korkmasıdır. ‘‘Nizamettin değişiktir, ilginçtir. Mesela, bunca renkli, bunca eğlenceye düşkün kişiliğiyle bağdaşmayan bir özelliği, ağzına nerdeyse hiç içki sürmemesidir. Bir bakarsınız, kendisini delicesine tehlikeye atar, bir bakarsınız ki, bir çocuk kadar ürkek… Ölümden çok korkar. Bazı geceler yatağından, odanın dışındaki belli belirsiz gürültüye kulak kabartır; merdivende yankılanan adımlar, çarpılan bir kapının, damlayan suyun, hatta bazen karanlığın sesine… ‘’ Ne olur git bak, kim var orada!’’ diye adeta yalvarır, İstiklal Savaşı’na gönüllü katılmış biri değil de ufacık bir çocuktur sanki o anda …[1]
[1] file:///C:/Users/DELL/Downloads/NIZAMETTIN_NAZIF_TEPEDELENLIOGLU_NUN_HAY.pdf
1.1.doğumlular
‘Popüler’ Tiyatro Yazarı Cevat Fehmi Başkut

Değerli bir yazı olmuş. Elinize sağlık