Trende yolculuk yaparken bir adam gelip sizin hayallerinizi gerçekleştiriyor. Anlık olarak ne isteyeceğini bilemez insan. Önce inanmak gerekli. Lambadan çıkan cin gibi, üç dilek hakkınız yok. O an istediğinizi verip gidiyor. Ağrıyan kolunuzu anında iyileştiriyor, cebinizi parayla dolduruyor ya da gözlüksüz görmeyen gözlerinizi görür kılıyor. Belki de uzun zamandır istediğiniz dilek tek bir hamlede gerçekleşiyor. Muhteşem değil mi? Aromatik Adam da tam böyle biri işte. Romanın başlarında onu herkes Şapkalı Adam olarak tanıyor.
Aromatik Adam’ın yazarı Anooshirvan Miandji İran Azeri Türküdür. 1995 senesinden beri Ankara’da yaşayan Miandji, Gazi Üniversitesi’nde Eczacılık eğitiminden sonra, Farmasötik ve Medisinal Kimya’da (birincilik derecesiyle) uzmanlık eğitimini tamamlamıştır. Devamında Ankara Üniversitesi DTCF Felsefe Bölümü’nde Bilim Tarihinde Anabilim dalında doktora derecesini üstün başarı ile almıştır. 2004-2018 arası Bilkent Üniversitesi’nde Öğretim Görevlisi olarak çalıştı. Oxford Üniversitesi’nden 2016-2018 arası Bilim Felsefesi, Eleştirel Düşünme ve Bilgi Teorisi üzerine eğitim aldı. İran, Türkiye ve ABD’nde çeşitli kitapları basılmıştır. Birçok üniversite, okul ve kuruluşta seminerler ve konferanslar veren Miandji, sosyal medyada felsefe, eleştirel düşünme, bilim ve eğitim üzerine pek çok yazısı yayımlandı. Felsefe üzerine çeşitli TV kanallarında programlar yaptı. Halen TOBB-ETÜ Yapay Zekâ Mühendisliği’nde Eleştirel Düşünme dersleri vermektedir. *
Yazarımız kendi alanına yakın hatta tamamen o alanı içeren bir konuyu ustalıkla işlemiş. Okurken hiç bitmesin dediğiniz romanın içeriği çok katmanlı. Lambadaki cin gibi ortaya çıkan Şapkalı Adam, hayallerinizi gerçekleştirip bir anda bulunduğu vagondan kayboluyor. Her şey başladığı nokta burası. Emeksiz kolay kazanç, sağlık, güç insanlara istediğini veren Şapkalı Adam’ı arayan insanlar çoğalmaya, tren biletleri karaborsaya düşmemeye başlıyor.
Ülkede Şapkalı Adam’ı merak eden insanlar için televizyonlarda bir yayın başlıyor. Fizikçi, alternatif tıp uzmanı, doktor, kozmik şifacı, doğaüstü güçler uzmanı ve bir sunucu her gün yayın yaparak insanların merakını gidermeye çalışıyor. Tüm bu uzmanların hepsinin ayrı bir fikri var ve televizyon illüzyonistleri insanların sorularını cevaplarken onların meraklarını da körüklüyor.
Ülke çıldırmış gibi, insanlar her fırsatı kullanıyor. Şapkalı Adam ticareti başlıyor. Şapkalı Adam şapkaları, Şapkalı Adam sabunları, Şapkalı Adam havluları, Şapkalı Adam’ın kaldığı otel, Şapkalı Adam’ın yemek yediği restoran birçok sektörde Şapkalı Adam markası oluşurken. Moda’nın kalbi Şapkalı Adam’da atıyor.
Ne medya ne de ticarethaneler gerçektir. Hepsi insanların zaaflarından yararlanan aç kurtlardan farklı değiller. Sülün Osman, Jet Fadıl, Çiftlik Bank, Kastelli, Selçuk Parsadan daha birçok kişi ülkemizde hatta dünyada birçok insanın zaaflarından faydalanarak onları dolandırmıştır. Şapkalı Adam gerçek midir? Yoksa iflah olmaz bir dolandırıcı mı? Peki Şapkalı Adam’ın ismini kullanarak markalaşanlar, asıl dolandırıcılar onlar mı? Sömürü her yönden kavrar insanları. Fark ettiğiniz de her şey bitmiştir.
Yeniden Aromatik Adam’a dönersek, bu kadar inanan kişinin içinde sadece bir Savcı şüpheye düşüyor ve bu işin peşine düşüyor. Peşine düşen polislerin ifadelerine göre Şapkalı Adam onu arayan polislerin istediklerini yapmıştır ve gerçektir. Bir Gazeteci ile ortak çalışan Savcı, gazeteciye gelen Şapkalı Adam’ı anlatan tüm mektupları okur. Onun gerçeğine de buradan ulaşır. İnsanların çoğu anılarını anlatıp meşhur olma derdinde oldukları için yüzlerce mektup yollarlar. Dikkatli Savcı içlerinden işine yarayacak olan mektupları bulur.
Şapkalı Adam’dan sonra başkarakter olan Savcı bir cehalet neferidir. Buna inanan bir liderdir. Aromatik Adam’da her konuda rehberin bilim olduğunu görmekteyiz. Savcının soruşturma kapsamında bilimin her alanından yararlanması ise eseri üst seviyelere çıkarıyor. Şapkalı adamın önce şişirilmesi sonra balon gibi söndürülmesi iğne balon ironisini de gösteriyor.
Gazeteciye ulaşan mektupların sahiplerinin birkaçı gerçeği anlatmış, televizyon programına ulaşmaya çalışmıştır. Bazıları ise akan düzenin bozulmaması için bu kişilere para verip onları susturur.
Aslında birçok şey çok tanıdık, yaşadıklarımızdan şahit olduğumuz olaylar silsiledir. Yazarımız bu olayları çok güzel kurgulayıp ve bize ulaştırır.
Kitabı okurken, aklınızdan birçok soru geçiyor. İnsanlar bu kadar cahil olabilir mi? Bu kadar çok cahil insanın içinde var olmak, ilerlemek mümkün mü? Gerçeği bildikleri halde hala inanmayanların yaşadıkları duygu ne olabilir? Nasıl böyle bir sömürü ticareti yaratıldı ve biz içinden çıkamıyoruz? Hiç görmediğin, hiç tanımadığın ve faydası olduğuna inanamayacağın bir insanın adına çıkarılmış sabunu kullanmak sana nasıl bir fayda getirebilir? İnsanların gerçeklik algısı nedir? Medya toplumu olmak neyi getirir? Medya ve ticari çıkarlarının toplum üzerindeki etkisi nedir?
Cennetten satılan arsalardan ne farkı var bunların? Ya da bir kadının çıkardığı gazı satın almak ne kazandırabilir insana? Her sayfada sorular artıyor ve bitirdiğinizde çoğalıyorlar. Yeniden okumak arzusunda oluyorsunuz.
İşin temelinde yatan Bilim’in gerçek olanı ve sahte olanı arasında bocalayan insanları düşünürken sahte bilime tutunanların çoğunluğu hayret verici görünüyor. Yazarımız bize sorgulamamız gerektiğini gösteriyor. Hiçbir şeyin yoktan var olmayacağını bilmemiz gerektiğini anlatıyor.
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Efsuncu Baba romanından bir parça var sanki içinde. Ya da Aziz Nesin hikayelerinden esinti.
Bilimsel verilerle hayallerin gerçeğe dayandığı romanın yazarın ilk romanı olması da ayrıca şaşırtıcı. Dili, düşüncesi muhteşem, elinizde su gibi akan bir roman olacak. Okumaya vakti olmayanlar için uygulamalarda seslendirmesi de mevcut.
Kitabın can alıcı bir sözüyle sonlandırmak istiyorum. “Güneşi bilmeyen, Ay ışığını gerçek sanır”
Zeynep Pınarbaşı
1* Kidega.com / Yazarlar

Zeynep Pınarbaşı tüm yazıları:
