İlyada;  ξ– Xi, 14.Kitap

Çevik Aias’ın yaraladığı Satnios’um ben, bir ölümlü Pulydamas’ın kurtardığı Troyalı savaşçı. Bir su perisinden doğmuş Enops’un oğlu.

Yaralarım acır savaşın orta yerinde. Ulu Hera kandırdı Zeus’u yaralandı savaşçılar. Nestor güçlü savaşçı Troya’nın gururu ölümlerden döndü.

Nestor’un içindeki yangının büyüdüğü bir gündeydi. Susuzluğunu gidermeye kalktığında savaşçıların yükselen seslerini duydu. Oğlunun kalkanını, kargısını alıp Agamemnon’u bulmaya gitti. Krallar oradaydı.

Agamemnon kızgınlıkla haykırdı Nestor’a:

“Savaşı bırakıp ne diye geldin buraya? Akhilleus’un Akhalıların yüreği öfke kaplı.”

At sürücüsü Nestor karşılık verdi:

“Neylersin, gerçekten böyle bu, Zeus’un bile elinden gelmez bunu değiştirmek. Yıkıldı gitti duvar, gemilerimizin kalesi yıkıldı. Gemilerin yanında bizimkiler kan ter içindeler ne durma var ne dinlenme, nerden, nasıl bakarsan bak, anlayamazsın Akhalar en sıkışık nerde, o kadar karmakarışık ölüyorlar. Çığlıklara baksana, gökleri sardı. Düşünüp taşınmak kaldı bize, kala kala, bilmem nereye varacak bu işin sonu, kafayla bir yol bulunur gibime gelir, ama biz savaşa katılalım demem, yaralı adamların işi değil bu. “

Agamemnon gemileri suya indirip gece kaçmayı teklif ettiğinde, Odysseus yan yan bakıp kızdı ona; uğursuz olduğunu, aşağılık bir orduya komutan olması gerektiğini, Troyalıları böyle yaparak böbürlendireceğini, söyledi.

Agamemnon, Odysseus’un sözlerine içerleyip karşıma iyi öğüt veren biri çıkarsa onun sözünü dinlerim derken Diomedes atılıp “Tek yol, yaralı maralı, savaşa dönmek, kavgaya tutuşmaz, sakınırız kargılardan, almayız yara üstüne yara. Orda durup kışkırtalım bizimkileri yeter, hanidir yürekleri öfkeli, savaştan uzaktalar.” Sözlerinin üzerine onu dinleyip yola koyuldular.

Onlara gözcülük eden yeri sarsan ünlü tanrı onları savaşa naralarla gönderirken Here kocası Zeus’u düşünüyordu. Troyalılara yardım ettiğini için kızıp onu nasıl vazgeçireceğini düşünürken birden aklına İda dağına gidip onu kandırmak geldi.

Here, Zeus’u kandırmak için önce oğlu Hephaistos’un ona yaptığı odaya gitti. Hiçbir tanrının açamayacağı gizli sürmesi olan sağlam kapıları olan bu odanın içine girip gövdesindeki kirleri tanrısal merhemle sildi. Tüm vücuduna tanrılara yakışan kokulu yağlardan sürdü. Güzelim gövdesi mis gibi kokarken saçlarını tarayıp tanrısal örgülerini ördü. Athena’nın işleyip süslediği tanrısal elbisesini giydi. Göğsünü altın iğnelerle bezedi. Yüz püsküllü bir kemerini kuşandı. Dut kadar büyük, üç taşlı göz kamaştıran küpelerini taktı. Bembeyaz, yeni örtüsüyle başını örttü. Tepeden tırnağa süslenip çıktı odasından. Bu haliyle onu gören Zeus onunla sevişmek isterse göz kapaklarına ılık tatlı uykuyu döker, savaşı düşünen aklını örterdi.

Aphrodite’yi çağırıp ondan yardım istediğini söyledi. Aphrodite Troyalılardan yana, Here Danaolardan yanaydı. Aphrodite kabul etti. Here dileğini söyledi; “Sende şu sevgi, şu alım var ya, yani şu ölümsüzleri, ölümlüleri alt ettiğin, işte onları bana ver bugünlük. Gidiyorum bol ürün veren toprağın bir ucuna, tanrıların atası Okeanos’la, ana Tathys’ü görmeye,” diyerek kandırdı Aphrodite’yi. Zeus’u da aynı bahane ile kandıracaktı. Güya araları açıktı Okeanos’la Tathys’ün halbuki bütün derdi Zeus’u kandırıp Danaolara yardım etmekti. Kandı ona güzel Aphrodite, gülümseyerek verdi yanıtını; “Olmaz demek gelmez elden, yakışmaz da. Sen bir tanrıçasın, tanrılar tanrısı Zeus’un koynunda yatan.”

Çözdü göğsünden nakışlı memeliğini, alacalı bulacalı bir kurdeleydi aslında, içinde neler neler vardı bir bilseniz.  Alımlı ne varsa hepsi onun içindeydi, sevgi onun içindeydi, istek onun içinde, cilveleşme, şakalaşma onun içinde, en akıllı insanı ayartan aşk onun içinde. Verdi onu düzenbaz Here’nin eline, konuştu, diller döktü: “Al işte, sar bu memeliği göğsüne, her şey işlenmiş bunun içine, ama her şey, ben de sana ne derim bak, inan bana, taş çatlasa dileğin yerine gelecek.”

Lemnos’a vardığında rastladı Ölüm ile Uyku’ya. Kandırdı Uyku’yu Kharit tanrıçası Pasithea’yı ona vererek. Ah aşk nelere kadirdi. Uyku aldandı aşkına.

Here, İda’ya vardığında nasıl kandırdıysa Aphrodite’yi aynı yalanlara Zeus’u da inandırdı. Süsü püsü, karşı konulmaz kokusu, güzelliğiyle koynuna girdi Zeus’un. Uyku’nun da yardımı ile derin rüyalara daldırdı onu. Zeus’un derin uykusunda Here haber saldı Poseidon’a yardım edin Danao’lara, sonu gelsin Troya’nın diyerek. Poseidon tüm gücüyle canlandırdı savaşı.

Diğer tarafta Hektor düzene koydu tüm Troyalı askerleri. Savaşa hazırdı. Bilemedi Tanrı Zeus’un uykuda olduğunu, gücünün bir yanının eksik kalacağını, saldırdı düşmanlarına savaş alanında.

Birçok Troyalı askerle beraber Hektor’da derin yaralar aldı. Nice yiğitler öldü, inek gözlü Here’nin oyunlarıyla.  

Önceki Bölümler:

https://pazartesi14.com/category/kahramanlarindan-ilyada