İlyada, π – pei, 16. Kitap

Akhilleus anlatıyor:

Uyandığımda gün ışımıştı. Baktım ki Patroklos bana doğru gelmekte, can yoldaşım. Ama o ne, inim inim inliyor. Sanırsın küçük bir kız çocuğu, annesinin eteğinde. Onu gördüğüme sevinsem mi, her zamanki gibi, yoksa kaygı mı duysam bilemedim bir süre. Sordum, bu yürek paralayıcı halinin sebebini. Demez mi bana ağlayarak, Akhalar yeniliyor. Yaralı Odysseus, Agamemnon, Eurypylos, hepsi. O an içerledim can yoldaşımı, bilmez mi savaştan ne için geri durduğumu. Kral Agamemnon Atreusoğlu, çalmadı mı benim onur payımı. İçerledim içerlemesine ama Patroklos’un içler acısı hali yaktı içimi. Peki öyleyse dedim, al şu tanrısal silahlarımı, geçir üstüne. Korkut Truvalıları, öyle bilsinler ki savaşa katılmışım. Ama tembihi de eksik etmedim can yoldaşımdan. Sakın savaşmayasın bensiz dedim. Giydirdim tekmil silahlarımı, bir tek kargımı almadı arkadaşım, sallayamazdı bu kargıyı benden başka hiçbiri. Kheiron getirmişti onu babama.

Böylece giydirdim Myrmidonlara kıyafetlerini, hazır ettim savaşa. Elli parça gemi hazırladım, her birine elli kürekçi. En güvendiğim beş komutanı da üzerlerine. Önden Patroklos ve Automedon, ardından Myrmidonlu askerler, tek yürek gibi silahlı tepeden tırnağa.

Onlar gidince böyle ben kaldım çadırımda bir başıma. Açtım güzel mi güzel sandığımı, içinde ne rubalar, ne kaftanlar, ne halılar annem Thetis için hazırladığım. Bir de sağrağım, epeydir kullanmadığım. Onunla bir tek ben içerim kızıl şarabı başkası değil. Yuğdum yıkadım, tertemiz ettim, doldurdum en güzel şarabımla. Göğe kaldırıp döktüm bir kısmını Zeus için. Dileklerimi bildirdim ona: Arkadaşım sağlıkla dönsün, bir de gemilerim.

Artık gözlemek istiyordum savaşı, Myrmidonların arı gibi dağıldığını görmek Troya’da.

Ben nereden bilecektim, can yoldaşım Patroklos’un, savaş meydanına girer girmez dediklerimi bir kenara koyup ateşli bir savaşçıya döneceğini. Kargısıyla pek çok kişiyi vurup, Troya’lıları gemilere doğru iteceğini ve böylece birçok Argos’lunun öcünü alacağını ve hatta Sarpedon’u, Lykialıların gencecik kralının canını alacağını. Zeus da kurtarmamış oğlunu, Here’nin yüzünden. Öküz gözlü Here alıkoymamış mı Zeus’u en sevdiği oğlu Sarpedon’u Patroklos’un kargısıyla ölümünden. Yakışıklı Sarpedon’un ölümünü bilince Glaukos geçmiş onun yerine, Apollon da iyi edince ağrılarını.

Meğer Hektor hakkından gelmiş Patroklos’umun, hem de o uğursuz ayağını güzelim Patroklos’un gövdesine dayamış, ah nerden bilebilirdim. Sonradan duydum, ölmeden seslenmiş can yoldaşım benim, onu tepeleyeceğimi bildirmiş ona.

Lüsan Bıçakcı

https://pazartesi14.com/category/kahramanlarindan-ilyada