Daha dün gibi her şey
İstanbul’da toplu taşıma araçlarına bedava binme yaşıma girdiğim günlerden, 70’ime basmaya sayılı günlerim kaldığı zamana geldik. 1970 yılından beri eğitimciyim, üç şahane kız torunum burnumda tütüyor, her şey çok güzel olacak diye uzaklardaki torunlarımla buluşmayı 23 Haziran’a kadar erteledim. Böylesi güzel havalarda evimin önünden geçen İETT otobüsleri ile Küçük Çamlıca Korusuna spor için gidiyorum.
Yolculuk için metro, metrobüs ya da otobüse bindiğimde gençlerin yaşımın hatırına bana yer vermelerine saygı duyar, tebessüm ile teşekkür ederek kabul etmezdim. Beş yıl önce yaşlılığı kabullenmez kendime yakıştıramazdım. Hele ‘’amca gel otur’’ diye ısrar ettiklerinde, tebessümümü silmeden ısrarcının kulağına eğilerek yavaşça; ‘’Of ya arkadaş! Taş çatlasa aramızda bir, bilemedin iki yaş fark var.’’ diyerek yerine oturmasını ister, beni akrabasına benzettiğini ekleyerek yeni gülüşümle omzuna dokunur, yeniden teşekkür ederdim. Ne çok şaka dolu cevaplar alırdım. Artık koruda uzun yol yürüyüşlerinde yoruluyorum, hele ayakta yolculuk yapmak bitkin bırakıyor. Farkında olmadan yorgunluğum yüz hatlarıma vurunca, duruşum yorgun adam duruşuna dönüşünce duyarlı gençler saygı ile yer veriyorlar. Ben de yakın geçmişte olduğu gibi şaka yapamadan teşekkür edip hemen oturuyorum.
Geçenlerde yine yaşıma saygıdan yer verme olayında hiç itiraz etmeden, olmaz demeden gençlerin ortasına oturuverdim. Bir zaman sonra yanına oturduğum genç öte tarafındaki sevgilisi ile epey fısıldaşarak gülüştükten sonra bana doğru dönerek kulağıma yavaşça yaklaştı: ‘’Sizi tanıdık, yer verme olayında sizin daha önce söylediklerinizi şimdi size hatırlatacağız, hiç kusura bakmayın.” dedi. Ve bütün yolcuların duyabileceği şekilde konuşmaya başladı.
“Of ya, arkadaş! Taş çatlasa aramızda bir, bilemedin iki yaş fark var. Ne zaman yaşlandın da yer verilince koltuğa oturuverdin!’’
Onların gülüşleri, bütün otobüs yolcularının, şoför de dahil bana dönerek tebessüm etmelerine kadar uzandı. İneceğim durağa kadar gülüşen bakışlar üzerimde dolaşıp duruyordu.
İşte şimdi ruhumun gerçekten gençlerden hiç farkı kalmamıştı. İnerken bütün yolculara, önce ön tarafa, ardından arka tarafa dönerek teşekkür ettim. Şoför ve yolcular iyi dileklerim bitene kadar beklediler. “Güle güle genç arkadaşım.’’ Neşeyle peşimden söylendiklerini duyuyordum.
Yüzümdeki genç tebessüm eve varana dek devam etti.
Hüseyin Fazlı Düzenci
Toplu Taşıma Dosyası Öyküleri :
Tren Zamanı Anı -Işıl Demirtaş
Tramvaydan Marmaray’a – Serap Alsırt
Otobüsten Gelen Kısmet – Oya Engin
Ulaşım ve İnsan Halleri – Sinan Temir
